İlk İzlenimler ve Diğer Yapılacaklar...

Günün ilk saatleri ile birlikte www.okck.net alan adımı kullanmaya başladım ve bu durum ile ilgili aldığım geri dönüşler oldukça pozitif yönde. Anlaşılan doğru bir karar vermişim, bu nedenle mutluyum.

Alan adımın değişimi ile birkaç yerde, alan adımın değişmesi nedeniyle ufak tefek problemler oluşmakta. Tespit ettiklerimi ya da bana bildirilenleri düzeltmekteyim. Bu konuda ilk düzenlediğim Google Friend Connect oldu. Konu hakkındaki bilgi güncelleme çalışmalarım devam etmekte.

Aslında logomda ve tasarımımda da değişikliğe gitme, bir takım gereksiz yerleri çıkarma ve bir takım yeni özellikler ekleme düşüncem mevcuttu, ama ilginç bir şekilde bu tasarımım pek sevilmekte. "Neden seviyorsunuz?" sorusuna, "Sadeliği çok hoş..." cevabını almamla birlikte kendince bir karakteri olduğu yönünde. Ayrıca blogumda konu ile alakalı açtığım bir ankette de tasarımımı sevenler açık ara farkla önde. Tüm bu olumlu geri dönüşlerden ötürü, genel tasarımı değiştirmemek koşulu ile bir takım düzenlemelere gideceğim.

Blogumun ciddi bir SEO problemi var, itiraf ediyorum SEO çalışmaları ile bugüne kadar hiç ilgilenmediğim için blogumdaki yazı sayısı ile sayfa değerleri arasında ters bir orantı var. Tabii bu ters orantı bloguma düzenli olarak yazı girmememden de kaynaklanmakta, ancak bir takım ufak değişiklikle 230'dan fazla yazımı daha ulaşabilir kılmaya çalışacağım. Alan adı değişimi ile başlayan yeni dönemde, bu konu üzerine de ağırlık vereceğim.

Yukarıda da bahsettim, düzenli yazı girmememden ötürü bir sayfa değeri kaybı söz konusu. Bu nedenle artık günde en az bir tane blog yazısı yazarak kafamda dolaşıp duran yüzbinlerce düşünceye hayat vermiş olacağım. Yeni yazılarımla bir takım araştırma yazılarını da blogumda bulabileceksiniz, aklımda hakkında yazabileceğim onlarca araştırma konusu mevcut.

Sizlerden bir de ricam var; blogumda görmek istediklerinizi lütfen bana iletmekten geri durmayınız. Eposta adresim okckilinc@gmail.com. Epostalarınıza en kısa zamanda geri döneceğimden hiç kuşkunuz olmasın.

Ve Beklenen Projem Geliyor...

Önümüzdeki günlerde uzun zamandan beri hayata geçirmek istediğim projemi hayata geçiriyorum. Büyük olasılıkla 6 Temmuz 2009 Pazartesi tarihinden itibaren blogumda sağ üst köşede bir takım seri numaraları göreceksiniz. Bu seri numaraları haftada bir güncellenecek ve elbette bir şeyi ifade edecek. Ancak neyi ifade ettiğini şimdi açıklmayı kati surette düşünmüyorum.

Bu projem de bana destek olmak isteyen kurumları bana yine okckilinc@gmail.com adresinden ulaşabilirlerse harika olur. Kendileri sayesinde projenin devamlılığını ve daha çok kişiye ulaşabilmesini sağlayabilirim. Ayrıca sponsor olan kurumlar aracılığı ile bu seri numaraları ile karşılaşanlara çeşitli hediyeler de vermem mümkün, ancak dediğim gibi bunlar için bir takım desteklere ihtiyacım var.

Sponsorluk durumunu bir kenara koyalım, Sivil Toplum Örgütleri'ndan isteyenler yine okckilinc@gmail.com adresime eposta ile bildirmek kouşulu ile projemde yerlerini alabilirler.

Proje sıradışı bir şey değil, ancak uzun zamandan beri hakkında konuşulan ama bir türlü konuşulmaktan ötesine pek de geçilemeyen bir düşünce. Projeyi hayata geçirmemle birlikte daha detaylı konuşabileceğiz, şimdilik bu kadar bilgi yeterli.

Dediğim gibi;

Ne İsterseniz En İyisi...

Yeni Alan Adım - OKCK.net

Geçtiğimiz günlerde, www.okck.net alan adı süremin dolmasına 3 ay kaldığına dair bir eposta aldım. Ve herşey bu eposta ile yeniden hayat buldu...

Bu adresi yıllar önce Joomla! ile yaptığım blogumda (o zamanlar kişisel internet sitesi diyordum) birkaç yıl kullanmıştım. Yenilememiş olmamdan ötürü alan adlarını kapatan bir firma tarafından fahiş fiyatla satılmak üzere kapatılmıştı, ve ben bu duruma çok üzülmüştüm. Geçen yıl, yeniden kayıt edilebilir olduğunu gördüğümde ise hemen adıma kaydettirdim, ama bu kayıt işlemini ne zaman yaptığımı bir süre sonra unuttum.

Alan adı süremin dolmasına az kaldığını bildiren eposta ile aklımda, "Acaba bu adresi, bloguma erişim için kullansam mı?" sorusu belirdi. Kararsızlığımı FriendFeed'te oylamaya sundum ve www.okck.net alan adımı blogum için kullanmaya karar verdim.

Bu kararla birlikte gereken ayarlamaları tamamlamam gerekti ve az önce bu ayarlamalar tamamlanarak www.okck.net alan adım blogum için kullanılabilir hale geldi...

Bugünden itibaren sizlere http://www.okck.net alan adım üzerinden sesleneceğim, http://okck.blogspot.com adresi de buraya yönleneceğinden eski adresimin takipçilerinin endişe etmesine gerek yok.

Ve bu yazımı www.okck.net adresim için geçmişte yarattığım slogınımla noktalamak istiyorum;

OKCK.net - Ne İsterseniz En İyisi...

Michael Jackson Öldü, Ben De Öldüm!...

Şimdi oturup hüngür hüngür ağlayabilirim ve sanırım birazdan bunu yapacağım...
Çok fenayım, gerçekten çok fena...
Michael Jackson öldü, müzikleriyle büyüdüğüm o efsane de öldü...
Ben de öldüm...

Michael Jackson ile büyüdüm ben, onun mükemmel müzikleri ve inanılmaz danslarıyla...
Hiçbir zaman ama hiçbir zaman Michael Jackson dinlemekten geri durmadım, bin türlü müzik türünü dolaştım ama O'ndan hiç ama hiç vazgeçemedim...
Birçok arkadaşımın şaşkın bakışları altında satın aldım albümlerini...

Michael Jackson hayranıydım ben, hep hayranı oldum...
Hakkında o kadar söylenti çıktı, ama asla vazgeçmedim ondan, vazgeçemedim...

O'nu kıskananlar, başarılarını çekemeyenler bin tür kara sürdü,
Adamı şekilden şekile soktular...
Kendini beyazlatmaya çalıştığını iddia ettiler, gerçekleri ise çok sonra öğrendik...
Meğerse adam rahatsızlığı yüzünden beyazlamaktaymış...

Kimse çekemedi Michael Jackson'ı...
Adam bir kere zenciydi ki, en baştan kaybediyordu.
Albümleri yüz milyonlar sattı, çekemediler...
Müzikleri olağanüstü, dansları ise insanüstüydü...

Eminem bir klibinde dalga geçti...
Bir sonraki şarkısında gitti yine o devin, Michael Jackson'un şarkısını kullandı...
Çünkü O'ndan ötesi yoktu, çünkü o mükemmeldi...

O Bir Müzik ve Dans Dahisiydi...

Seni Çok Özleyeceğim Michael, Neden Hemencecik Gidiverdin Ki!...

Çok Ayıp Ettin ATV

Dün akşam Avrupa Yakası, 6 sezon süren yayın hayatının sonuna geldi. Cem Yılmaz, Cem Davran, Melis Birkan, Tamer Karadağlı ve Emel Sayın gibi bir çok ünlü sanatçıya da bu son bölümde yer vermişler.

Dizinin bitiş bölümü çok aceleye getirilmiş sanki. Yazarların en çok zorlandıkları noktadır, son. Bir eserin sonu iyi değilse, giriş ve gelişmesi ne kadar iyi olursa olsun yarım kalır herşey ve tadı kaçıverir. Gülse Birsel de sonunu iyi getirememiş eserinin, kötü olmuş.

Cem Yılmaz ile Burhan arasındaki diyalog o kadar gerçekçiydi ki, tebrik ettim ekrana yansıtılma şeklini. Dizinin genel yapısı içerisinde biraz tuhaf durdu, ama gerçekten iyi bir yansıtmaydı.

Ve ATV'ye bol miktarda hakareti bir kaç saniye içinde sarfetmeme neden olan durum, yani bana bu yazıyı yazdıran o büyük ayıp...

Avrupa Yakası'nın son bölümünün sonuna o zamana kadar dizide emeği geçmiş kişilerin görüntülerine sırasıyla yer vermişler. Ekrana gelen görüntülerin önem önemsizlik ya da eski yeni sıralamalarına sahip değildi, herkese eşit hak tanınmış ki bu yapımcıların yaptığı hoş bir şey.

İşte bu görüntüler geçerken, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz ve Avrupa Yakası ile bütünleşen Gazanfer Özcan'ın nasıl bir şekilde ekrana geleceğine dikkat kesildim.

Avrupa Yakası ekibi yine bir güzellik yapmışlar ve Hümeyra ile Gazanfer Özcan'ı sona saklamışlar. En güzel şeylerin sona saklanması gibi akan görüntülerde en son ekrana geldiler.

Ve ATV işte burada ciddi manada bir ayıp etti ve Gazanfer Özcan üzerinden prim yapmaya kalkarak diziden sonraki programın reklamını, ekranın yarısını kaplayacak ve Gazanfer Özcan'ın görüntülerini kapayacak şekilde veriverdi.

ATV lafım sana, reklamın iyisi kötüsü olur... Her gün okula gidip gelirken 100 küsurunca gününde olan grev nasıl sana olan sempatimi kaybettiriyorsa, dün yaptığın ucuz reklam sana antipati duymama sebep oldu...

Çok ayıp ettin ATV, çok...