Baby Driver... Güzel Müziklerle Dolu Keyifli Bir Film...

Dünden beri tekrar tekrar Rhapsody in Blue dinledikten ve dün IF Beşiktaş'ta kendimden falan geçtikten sonra bugün, güzel müzikleri olan bir müzikal ya da ona benzer bir şeyler izlemek istiyordum. Ve karşıma Baby Driver çıktı, iyi ki de çıktı. Henüz izlemediyseniz, hiç bekletmeyin ve oturun izleyin...

Filmin başrollerinde; büyük usta ve her işine hayran olduğum Kevin Spacey, "The Fault in Our Stars"tan tanıdığımız babyface Ansel Elgort, Mad Men'den Jon Hamm, Django Unchained'den Jamie Foxx ve filmimizin tatlı kızı rolünde Cinderella'dan Lily James var. Yönetmenimiz ve yapımcımız Edgar Wright kadro konusunda cimri davranmamış, keyifli bir filme harika da bir kadro kurmuş.

Ara Not: Bu yazı spoiler (sürpriz bozan) içermiyor, yani okumaya devam edebilirsiniz.

Left Behind... Recep İvedik'ten Bile Kötü Bir Film...

Hayatımda izlediğim en kötü, abartmıyorum, gerçekten en kötü film... Recep İvedik'ten bile kötü... Flash TV'nin Gerçek Kesit'i bile daha gerçekçi, Samanyolu TV'nin efektleri bile daha iyidir bu filmden... Film mi dedim, tüm film dünyasına ağır hakaret ettim... Özür dilerim...

Akşam bir şeyler yerken Netflix'i açayım da öyle eğlencelik bir aksiyon filmi izleyeyim dedim. İçinde uçak falan var, aksiyon da varmış, öyle sinemaya gitmelik olmasa da seyirlik olur dedim... Olmazmış... Nicolas Cage'i severim, o oynuyor, o izletir en azından dedim... İzletmiyormuş... Yaklaşık 2 saati saçmasapan bir şeye gömdüm, etkisinden kurtulamadım, bu yazıyı yazıyorum...

Black Mirror Üzerine... Başlangıç...

9m²'lik bir odada uyanıyorsunuz, her tarafınızda ekran var. Sizi çizgi bir horoz uyandırıyor, bir de avatarınız var. Hayatınız bir oyun gibi, bisiklet çevirerek para biriktiriyorsunuz, paranızla otomatlardan yapay üretilmiş yiyecekler, avatarınıza yeni sanal aksesuarlar ya da hayatınızı zenginleştirecek (!) aplikasyonlar alabiliyorsunuz.

Ancak nihai hedef, Hot Shot'ta boy göstermek... Bizdeki Yetenek Sizsiniz!'in aynısı, sadece jurileri daha bir dürüst(!), seyirciler yerinde de yarattığınız avatarlarınız oturuyor....


Bir Kara Delik Var İçimde... Ya Da Kara Bir Delilik...

Bilgisayarın başına bu satırları yazmak için oturmadım, gündeme dair konular hakkında bir şeyler karalama niyetindeydim. Ama o kadar saçma ve anlamsız geldiler ki, yazmaya değer bulmadım. Ama şimdi ne yazacağım hakkında da bir fikrim yok. Sadece cümleleri bile toparlayamıyorken belki kelimeleri toparlarsam aklım biraz yerine oturur diye yazıyorum. Umarım faydası olur...


Sevmek Yetmiyor Bazen... Bir İlişkinin Bitişi...

Az önce fark ettim ki, 5.5 yıllık ilişkimin bittiğini bilen kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Oysa çok göz önünde bir ilişkiydi bizimkisi, olaylı başlamış, fırtına gibi ilerlemişti. Ama öyle sessiz sakin bitti ki, insanın şaşırası geliyor ama şaşırmıyor. En azından beni şaşırtmıyor...

Aslında şaşırtması lazım, çok fırtınalar koptu içimde çünkü, O'na da hiç patlamadığım değil ama kendi içimde tufanlar kasırgalar yaşadım. Ama hayatımın bu konu dışındaki noktalarında, süt limanlara eş değerdim.


Sevmek yetmiyor bazen. Her şeyi silmek istiyor insan da, silemiyor...
O kadar işlemiş oluyor ki içine, silse kendini de silecek belki!