OKCK.net
blog | microblog

Follow okckilinc on Twitter

    AHDER ile Mavi Kalem Görüşmesi

    Oğuz Kaan Çağatay Kılınç
    15 Mayıs 2005
    Merhaba Arkadaşlar,

    Az önce Mavi Kalem ile görüşmedeydim. Gayet eğlenceli ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiğimize inandığım bir buluşmaydı bu. AHDER olarak biz kendimizi anlattık, Mavi Kalem olarak onlar kendilerini anlattılar. Ve sonuç olarak AHDER Afet Grubu haftasonu gönüllülerimizi, Mavi Kalem'deki minik arkadaşlarımızla yapacağımız çalışmaya kaydırmaya karar verdik. Eminiz birlikte çok iyi ve şirin işler yapacağız...

    Mavi Kalem'e gittiğimizde bizi çok şirin insanlar karşıladı. Şirin bir aile ortamı vardı içeride. Alıştığım ofis düzeninden farklı bir yerdi ve çok hoşuma gitti.

    Depremden, çocuktan, aile içi şiddetten, kadına uygulanan taciz ve tecavüzlerden bahsettik. Hatta bazen bu kadar çok ortak noktamız olduğuna bile şaştık ama aslında normaldi. Her STK gibi biz de toplum için çalışıyorduk ve seslendiğimiz toplumun sorunları belliydi.

    Gayet güzel bir sohbetten sonra birlikte neler yapabileceğimizi konuştuk. İki taraf için de gayet verimli olacağına inandığımız bir iş planı taslağımız var.

    Uzun lafın kısası, gönüllüler yine el eleydi ve yine toplum için bir araya gelmişlerdi...

    AHDER'in dediği gibi :
    Sizin İçin Size İhtiyacımız Var!...

    ve AHDER Afet Grubu'nun dediği gibi:
    Bizim İçin Önemlisiniz!...

    Şirin arkadaşlarımız Mavi Kalem'in dediği ise:
    Mavi Kalın...

    Ama en önemlisi;
    Hep İNSAN olarak kalın Arkadaşlar!...
    Sevgilerimle...

    AHDER Afet Grubu Organizatörü
    Oğuz Kaan Çağatay KILINÇ

    Bir Hata Sonrası Bir Özeleştiri

    Oğuz Kaan Çağatay Kılınç
    12 Mayıs 2005
    Bir Hata... (Elif - Afet Grubu Eğitmeni) (Elif arkadaşımızın özel epostayı gruba yanlışlıkla atması...)

    Oğuz, bir şey diyemiyorum gerçekten...

    Ben senin gibi olamam, benden bunu bekliyorsan eğer. 2 yıllık erkek arkadaşımı değil de gönüllülüğü seçemiyorum, derslerimi bırakıp gönüllülüğü seçemiyorum.

    Arka arkaya gelen bir çok ters şey oldu kabul ediyorum, ama sen kendi tarafından gördüğün gibi anlatıyorsun hep. Bir de benim tarafım var.

    Gideceğin yeri beğenmemezlik yaptın diyorsun hala... Biz Kartal diye anlaştık, bunu sen de biliyorsun. Ve ben geziye gideceğimi sana, sen okulun yerini değiştirmeden söyledim. Alibeyköy'den Pendik'e dönüp, hazırlık yapıp nasıl yetişebilirdim geziye ve halim kalır mıydı sence? Kartal'a bile gelsem birçok işim yetişmeyecekti, ama gelecektim. En azından yakın!

    Ben gönüllülük ile ilgili yazıyı okudum ama aklımda pazartesi haber verilecek diye kalmış (kaldı ki Nida da benim gibi...) ve pazartesi günü söyledim. O an, o kadar vicdan azabı duydum ve kendimi kötü hissettim ki sana haftaya 2 gün geleyim ve telafi edeyim dedim. Çünkü, senin çok kızgın olduğunu zannediyordum. Kendimi affettirmek için ne yapabilirim diye düşündüm hemen, dersleri bile unuttum bir an. Ama zaten eğitim yokmuş! Verdiğim söz eğitim olması durumunda geçerliydi.

    Ve bugün...
    Telefonu açar açmaz farketmişsindir belki, Oğuzhan yanımda dedim sana. Çünkü kendisi kişiliği gereği kıskanç ve hassas, benimle ilgili konularda gerçekten aşırı kaygılı. Yanımda biri olmadan, bir erkekle bir yere gitmemdeen rahatsız olur. Çok iyi tanımadığım insanlarla olmamdan rahatsız olur, hatta ben kendisinin tanımadığı insanlarla beraberken gerilir vs. Özellikle işin içine bir erkek girince kafayı yer, maalesef böyle. Bu yüzden seninle telefon konuşmamız uzayınca ve hafif bir zorlama durumu hissedince yine başladı gerilmeye. Ben sonra konuşalım demeye çalıştım sana, ama olmadı. Sonuçta seninle gergin kapadım zaten, sonra da yanımdaki insanı sakinleştirmekle uğraştım bir süre. Ben onun hoşlanmadığı bir şey yapınca üzülüyorum, çünkü aramız açılsın istemiyorum. O benim için çok şey yaptı bugüne kadar acısıyla tatlısıyla. Neyse boşver...

    Bir de bana güven ya da güvenme, ama insanları iyi tanı ve bence gerçekten senin için önemli olanları kaybetme kolay kolay. Tercihlerini iyi yap. Gönüllülük önemli, ama bedeli yalnızlık veya sevdiklerini yitirmekse tercihlerini yeniden sorgulamalısın.

    Ben cumaları boşum, görev verilirse giderim. Bir mazeretim olursa Pazartesi 11:00'den önce bildiririm. Dergi için gerekirse bir yazı daha hazırlarım, okulda gönüllü ararım fellik fellik. Yine de yaranamazsam kovarsınız, sesimi çıkarmam giderim. Elimden bu kadarı geliyor, özür dilerim...

     Bir Özeleştiri (Oğuz - Afet Grubu Koordinatörü) (Elif'in epostasından sonra yaptığım özeleştiri...)

    Arkadaşlar, Elif arkadaşımız bir hata yapmış, dalgınlıktır olur. Ben de az yapmamıştım zamanında. Hele de internete yeni alıştığım zamanlarda.

    Arkadaşlar, bu kadar kişisel bir epostanın ortama açılmasından sonra kendim hakkında biraz eleştiri yapmak istiyorum ve başlıyorum, okumanızı önemle rica ediyorum;

    Afet Grubu fikrinin ortaya çıktığı 6 Ağustos 2004 tarihinde iki kişiydik. Hala yokluğunu çok derinden hissettiğim Ümit Güvenç vardı. Onla birlikte Bebek Sahili'nde otururken çıkmıştı bu fikir. Ve emin olun ikimizden biri biri olmasa bu Afet Grubu da olmazdı, çünkü birbirimizi sürekli teşvik ettik.

    Tarihler 10 Ocak 2005'e gelinceye kadar deliler gibi çalıştık. Şuan organizasyonunun içinde yer aldığınız Afet Grubu bir anda ortaya çıkmadı. Çok ayakkabılar, çok uykular yedi. Ama bu işten mutsuz muyduk, elbette ki hayır. Elimizde bir bebek büyütüyorduk ve bu bizim çok hoşumuza gidiyordu.

    Tarihler 10 Ocak 2005'i gösterdiğinde AHDER ile ortaklaşa çalışma yapmaya karar verildi ve ilk eğitim tarihleri açıklandı. Herşey yine çok güzeldi. 15 Ocak 2005'te "Unutulmaz Bir Gün ve 10 Arkadaş" efsanesi doğdu.

    Ve ben tercihlerimde hatalar yapmaya başladım. Hatalarım azdı, ama gerçekten çok büyüktü. Şimdi size bunları sunmak istiyorum;

    • Afet Grubu'nun mükemmeliğe ulaşması için hazırlık atlama sınavında nerdeyse kağıdı boş verdim ve bilerek kaldım, yarım yılımı daha yedim. Ailemi üzdüm.
    • 10 Mart 2005'te söylediğim bir cümle, Ümit ile olan dostluğumu noktalamama sebep oldu. Bana bazen benden daha çok değer veren Dostumu kaybettim.
    • İki gün önce hem Afet Grubu çalışmaları hem de kaldığım yurttan nefret etmem nedeniyle 4 gün üst üste ofiste sabahladım ve bu süre içerisinde ayağımda sakatlık oluştu. Kendimi üzdüm.
    Ve arkadaşlar, zannedersem hatalar yapmaya devam ediyorum. Sizlere galiba çok baskı yapıyorum.

    Özür dilerim hepinizden. Ama her zaman ki gibi kendimi savunmaya geçeceğim;

    Tüm bu çalışmalar ne için, niye bu kadar kayıp veriyorum?

    Sizlere birgün "Hayallerimi Gömmeyin" diye bir yazı yollamıştım hatırlarsanız. O yazıyı sabah 06.00'da okumuş ve kendimi tutamayıp hüngür hüngür ağlamıştım. Benimle muhabbeti iyi olanlar bilir ben ağlamamaya 8 yıl önce yemin eden biriyim. Hiç ağlayamam. Ama o sabah ağladım. Niye, derseniz; eğitime gittiğim okullardaki çocukların gözlerindeki o mutluluk ifadesinin enkaz altındaki soğukluğa dönüşeceğini gördüğüm için ağladım.

    Belki kendi kendime paranoya yapıyorum, olabilir. Bu benim kişisel bir sorunum zaten.
    Doktorumun bana 2 yıl önce yazdığı reçetede şu kelime yazıyordu : DÜŞÜNME!

    Arkadaşlar dilerim bu yazımı okumuşsunuzdur. Tamamen kişisel olduğu için kendi adresimden yolladım. Beni daha iyi tanımanız açısından önemli olduğu kanısındayım ama yine hata yapmış olabilirim bunu bilmiyorum.

    Ve son olarak, sizlerin huzurunda Elif'ten çok özür diliyorum. Çok üstüne gittim biliyorum. Affet!...

    Arkadaşlar, benim kimseyi bir yerden atma gibi bir hakkım yok. Afet Grubu, kendi dengeleri olan bir organizasyondur. Birisi atılacaksa tüm Afet Grubu'nun talebiyle atılabilir.

    Ve sizden çok önemli bir rica :
    Aşırı Hareketler Yapmaya Başladığımda Lütfen Beni Uyarın!...

    AG Denizli Birimi Buldan Yürüyüşü

    Oğuz Kaan Çağatay Kılınç
    02 Mayıs 2005
    AHDER Afet Grubu Pamukkale Üniversite Birimi, 8 Mayıs 2005 Saat 08.30'da Buldan Yaylası'na yürüyecek.

    Vizelerin bitmesi ve gruplarının kaynaşması için mükemmel bir yer olan Buldan Yaylası'na yürüyecek olan ekibe katılmak için Eğitim Fakültesi (Burcum Cafe)'nin önüne 4YTL ile gelmeniz gerekmekte...

    Emin olun ki İstanbul'da olmasak biz de katılmak isterdik, eğer Denizli'deyseniz kaçırmayın...