Bazıları seyrederken hayati en önden, kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki, okudum okudum anlamadım.
Friedrich Nietzsche

Merhaba,
Öncelikle bana yıllığında bir yer ayırdığın için teşekkür ederim. Benim için güzel bir sürpriz oldu açıkçası.

Seni tanıdığım için mutluyum, muhabbeti hoş birisin. Birçok yaşıtının yaptığı gibi saçma sapan muhabbetler yapmıyorsun. Seninle konuşurken yaşıtlarımla diyalog içerisindeymiş gibi rahat hissediyorum kendimi. Çünkü düşünce ufkunun genişliği ve anlama kapasitenin yüksekliği sayesinde, anlattıklarımı anlamama gibi bir problem doğacağını düşünmüyorum.

Seni tanıyalı çok olmadı ama elimden geldiğince dilim döndüğünce ve de gözlemlediğim kadarıyla seni sana anlatmaya çalışacağım.

Farklı olmak güzeldir...
Her ne kadar farklı olmak için bir çaba harcamak, o farklılığı yok etse de özünde farklı biri isen – ki bu durum zamanla ruhuna ve aklına işler – hemen fark edilirsin. Sen de hayatımda yaşamış olduğum olaylardan birine gayet farklı ve olgun bir cevap vererek farklılığını gösterdin. Ve belki de sırf bu yüzden seninle arkadaş oldum.

Ve seni tanımaya başladım. Her söylediğin söz, seni bana biraz daha fazla tanıtıyor. Öncelikle düşünceli bir kızsın. Yanlış anlaşılmış olma olasılığını hesaba katarak, yanlış anlaşılmaya sebep olacak durumu ortadan kaldırma girişimlerin takdire şayan. Yaşıtlarınla yaptığın çocuksu muhabbetlerden hiç hoşlanmadığını ve onların sana uygun olmadığını söyledin. Evet, yaşından önce büyüyen kişilerdensin. Ancak yaşıtlarınla yaşadığın en saçma muhabbetin dahi tadını çıkar. Çünkü ileride arayacaksın o saçma sapan muhabbetleri. Ama büyük ihtimalle benim gibi şanslı olamayacak ve de o eski günlerin o garip tadını alamayacaksın.

Sevdiğim huylarından bir tanesi de (pek alışık olmadığım halde) hoşuna gitmeyen bir hareketi direk söylüyorsun. Evet, başta dikkat çekici ve kırıcı olabiliyorsun ama zamanla alışıyor insan. Pek alışık olmadığım halde diyorum çünkü çevremdekiler benim konuşma stilimi, hal ve hareketlerimin doğallığını bildikleri için yaptığım hareketleri garipseseler de severler.

Yazımın sonuna doğru gelirken, bir birey olarak geleceğine yönelik bir takım tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

Hayatta senin yaşayacakların ve yaşamak istediklerin senin kontrolünde olsa dahi senin dışındaki her şeyin kontrolü diğer insanların elinde. Diğer insanların senin hakkında iyi veya kötü şeyler yapmasını çoğunlukla engelleyemeyeceksin. Bu nedenle hayatına müdahale eden kişileri sert bir dille engellemeye çalışmak yerine – ki insan yasak delici bir varlıktır, sen yasakladıkça yasaklananlar daha çekici gelecektir – müdahalenin sonuçlarını kendine yararlı hale getirmeye gayret etmelisin. Engelleme, kaba kuvvettir. Ama sonuçların kendine olumlu olarak geri dönmesini sağlamak akıllı insanların işidir.

İnsanları tanıman için önünde çok uzun bir yol var ve sen bunun henüz başındasın. Birçok hayal kırıklığı yaşayacaksın. Emin olduğun şeylerin aslında hiç var olmadığını öğreneceksin. Neden mi bunları söylüyorum? Çünkü daha kimseyi tanımış değilsin, buna kendin de dahilsin. İnkâr edebilirsin dediklerimi ama inkâr etmeden önce bir kez daha düşün.

Ne geçmişin ne geleceğin? Bu kimseyi alakadar etmiyor...
Evet, bu kimseyi alakadar etmediği konusunda hem fikiriz ama asla yaptıklarından pişman olma, ya da pişman olacağın şeyleri yapma...

Ve işte bir yazımın daha sonuna geldim...
Yazı boyunca elimden geldiğince objektif olmaya çalıştım dilerim başarılı olabilmişimdir...

Daima mutlu kal...

Sen istediğin müddetçe senin yanında olacak,
İstemediğinde ise soru sormadan çekilip gidecek arkadaşın
Oğuz Kaan Çağatay Kılınç

0 Comment:

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...