Bir Buluşmanın Bende Bıraktıkları


Sevgili Buket’in beni birkaç gün önceden arayıp, “27 Ocak’ta Rehber-Rehbi buluşması yapacağız, katılır mısın?” sorusuna hiç tereddütsüz “Evet” dedim. Çünkü her bir buluşması bana bir değil binlerce artı katan bu buluşmalardan bir tanesi daha olacaktı ve ben katılmayacaktım. Açıkçası pek akıl kârı bir iş olmazdı katılmamak. Hem Ralf Bey’in yaklaşık 1,5 yıl kadar önce rehbisi olmuş lakin kişisel sorunlarım nedeniyle 1 yıl İstanbul’dan ayrı kalmak zorunda kaldığım için bir türlü kendisiyle tanışma şerefine nail olamamıştım. 


Saat 14.00’de buluşulup Sakıp Sabancı Müzesi’ne gidilecekti. Hava yağmurlu ve hatta biraz da soğuktu. Ralf Bey bizi aldı ve önceden yapılan plana göre gidilecek Sakıp Sabancı Müzesi gezisinin yerine Modern Sanatlar Müzesi’ndeki Venedik-İstanbul Sergisi’nin bizim çok daha iyi ve güzel olacağını belirtti. Ve elbette yeni rotamız Modern Sanatlar Müzesi oldu.

Burada şunu belirtmeden geçemeyeceğim; hangi rehber - rehbi buluşması olursa olsun, rehberlerimizin bizleri götürdüğü yerlerden, bizlere gösterdiği şeylerden veya bizlere anlattığı konulardan büyük keyif aldım. Neden derseniz; değerli rehberlerimiz oldukça bilgili ve aydın görüşlü kimseler. Ağızlarından çıkan her kelime hatta her harf benim için hep altın değerinde oldu. Onların hakkımda yaptığı olumlu ya da olumsuz yaptığı tüm eleştriler benim daha verimli ve başarılı bir hayat sürmem için birer yol gösterici oldu. Gerek ilk ve tek günlük rehberim Moiz Bey, gerekse 1 yılı aşkın bir süre rehberim olan Somay Bey’den çok değerli artılar edindim. Kendilerine teşekkürü daima bir borç olarak kabul ederim.

Modern Sanatlar Sergisi’ne giderken Ralf Bey’in yolda üniversite yaşamındaki meslek seçimi ile ilgili anlattıklarından ‘hayatın korkularımızdan kaçtığımız sürece değil onlarla yaşamayı hatta onları yenmeyi başardığımız müddetçe bize başarı sunacağını’ öğretti. Bu arada Ralf Bey, bahsettiğiniz vertigodan bende de var, artık yeni bir dağ gezisi falan yaparsanız katılmak isterim…

Modern Sanatlar Sergisi… İlk defa geldiğim bir yerdi. Diyebilirsiniz ki neden daha önce hiç gelmedin? Haklısınız lakin sizinle gelen bilgili bir kişi yanınızda olmayınca bu tür yerlerin bir zevki çıkmıyor. önceden Somay Bey ile ilk defa Pierre Loti’de türk kahvesi içmiş, Carmen operasını büyük keyifle izlemiş, Miniaturk’e gidip tüm Türkiye’yi gezmiş kadar olmuştuk. Tüm bu saydığım yerlere kendi başıma da gidebilirdim lakin eminim ki hatırası bu kadar kalıcı, bana katkıları bu adar fazla olmazdı. Carmen operası biletini de halen saklıyorum, geçmişe ait bir anı olarak…

Teknoloji o kadar gelişmiş ki (ya da ben o kadar takip etmeye çalışmama rağmen gerisinde kalmışım ki) girişte verilen cep telefonları vasıtasıyla sanat eserlerinin yanındaki numaraya göre o sanat eseri hakkında bilgi alabiliyorsunuz. Mükemmel birşey bu bana kalırsa. Çünkü itiraf etmeliyim ki, eğer o elektronik bilgi aletcikleri olmasa idi o derin manalar içeren sanat eserlerine boş boş bakıp sonrasında “aaa evet çok güzel” gibi içi bomboş bir cümle ile manalarını ifade etmekten uzak kalacaktım. Ama şimdi sanat adına çok daha fazla bilgiye sahibim. Resme fırça vuruşun resmin gücünü nasıl yansıttığını, hareket eden bir yerde yürümekte oldukça zorlandığıma, sanat yapmak için illa çok pahalı araç gereçlere sahip olmak gerekmediğine ve daha nice farklı ve değerli bilgiye vakıfım. Bilmem belki ileride benim de eserim sergilenir, bu günlerin anısına…

Modern Sanatlar Sergisi’nden Divan’da yemek yemeye giderken Ralf Bey’in Boğaziçi Üniversitesi’nin (Robert College) kuruluşu ile ilgili anlattıkları oldukça ilgimi çekti. Ve açıkçası bu kadar değerli ve tarihi öneme sahip okulum hakkında neden daha fazla araştırma yapmadım diye kendimi kınadım. Ama Ralf Bey söz veriyorum, en kısa zaman içinde okulum ile ilgili bilgi eksikliklerimi elimden geldiğince giderip bunları kendi dilimle sizlerle paylaşacağım.

Divan’da yemeklerimizi yerken konumuz, azınlıklarla ilgili son zamanlardaki bilinçsiz davranışlar ve buna karşın yavaş yavaş bilinçlenen bir toplumdu. Lakin üzülerek söylemek isterim ki daha henüz bilinçlenme adına çok birşey yaptığımızı söyleyemeyeceğim. Bahsettiğiniz Varlık Belgesi’nden ilk kez orada haberim oldu ve bir kez daha cehaletim içim kendimi kınadım. Ama bir taraftan da mutlu oldum çünkü değerli fikirlerine danışabileceğim, bilgilerimi paylaşıp tartışabileceğim sizin gibi rehberlerim ve rehbi arkadaşlarım var.

Ve işte belki de sırf bu yüzden Rehber-Rehbi buluşmalarına ilk gün ki gibi heyecanla ve istekle katılıyorum. Sırf bu güzel paylaşımlar, güzel sohbetler için. Buluşmada da bahsi geçmişti gerçi ama yeniden belirtmek isterim ki bu projenin içinde bulunmamın en önemli sebebi kalitesinden ve değerinden hala hiçbirşey kaybetmemiş olmasıdır. Biliyor ve inanıyorum ki bu proje daha uzun yıllar bu güzel ekiple hiç yıpranmadan çalışmalarına devam edecektir. Her Rehber-Rehbiler grubu bu projenin başlı başına güç ve fikir yumakları. Her biri tek başına bir ekip, her biri tek başına bir birey.

Beni bu güzel birlikteliğe 1.5 yıllık bir zorunlu ayrılıktan sonra tekrar davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim…

Saygı ve Sevgilerimle…

1 yorum

  1. Sevgili Rehber ve Rehbi Kardeslerim,

    Oguz Kaan Kilinc"in guzel izlenim yazisi beni hem cok sevindirdi hem de
    duygulandirdi. 3,5 yildir icinde oldugum bu proje icin calismalarima degdi diye dusundum. Zaman zaman projedeki olumsuzluklar hepimizin hevesini kiriyor ve acaba bu proje hakikaten yararli mi diye dusunmemize neden oluyor.

    Ancak Oguz'un bu duygu yuklu satirlari bana yeni bir ivme verdi, calismalarima artan bir hizla devama karar verdim. Umarim ve dilerim sizlere de ayni etkiyi gostermistir.

    Rehber ve Rehbi Kardeslerim, dusunce ve izlenimlerinizi boyle mektuplarla veya web sitemizde dile getirin. Bu tur davranislar hepimize calismalarimiz icin mutluluk ve kuvvet verecektir.

    Hepinizi en icten duygularimla kucakliyorum...

    YanıtlaSil

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...