Sinop Denilen Yer...

Sinop denilen yer; küçük, şirin bir il. İki ya da üç büyük caddesi var, iki gün dolaşsanız ezber edebileceğiniz sokakları var. Hepsini yanyana dizseniz, üç dört saatte tanışabileceğiniz kadar insan var. Bu minik şehir şuan solumda kalıyor ve Ankara'nın normal bir mahallesine denk büyüklükte. Dışa göçe veren bir şehir olmasına karşın, sorumsuz belediyeler burada da bir yapılaşma sorununu bizlere hediye etmiş. 30.000 nüfüsu var ama bundan çok çok daha fazlasını karşılayabilecek bir yapılaşma, üstelik olabildiğince düzensiz. Sinop'ta dikkatimi çeken bir diğer gariplik, Türkiye'nin tümünü etkileyen "sağır ve uçkurcu gençliğin" burada daha bir göze batması. İstanbul gibi karışık bir şehirde bile, Sinop'ta var olan gençliği göremedim. En azından bu kadar yoğun değillerdi. Sinop sahil yolunda, cinsiyet farkı gözetmeksin bir arayış olduğu dikkatimi çekti. Sadece erkekler değildi kızlara yiyecek gibi bakan, kızlarda da aynı bakış söz konusuydu. Belki de Ankara ve İstanbul gibi şehirlerde bu bakışları az hissetmemin nedeni nufus ve çevre faktörleridir ama tüm bunlar geleceğime olan umutlarımı bir nebze daha azalttı. Aslına bakarsanız "sağır ve uçkurcu" olan sadece gençlik değil, toplumun her kademesi bu konumda. Sınıf, kültürel ve ekonomik farklılıklar bir ayrım sebebi değil. Toplumun her noktasından insanlar bu akımın etkisine girmiş halde. Kısaca; Kulaklarımız doğrulara kapalı ama uçkurumuz herkese açık...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...