Fizik, Insan ve Var Olma

Fizikte, kütle "kuvvete direnen miktar" olarak tanımlanır. Bu tanımdan hareketle F=m.a formülü de açıklanmış olur. m büyüdükçe, F'e karşı olan direnç artmakta ve böylece a yani ivme azalmaktadır.

Dünya üzerinde kütlelere (m) etkiyen yerçekimi (g), kütlenin varlığı ile birlikte Yerçekimi Kuvveti (m.g) adını alır. Kütle yerin merkezine doğru çekilirken varlığını göstermiş olur. Aynı şekilde hava sürtünmesinden ötürü bir sürtünme kuvveti oluşur ki bu da hareketli bir cisim için Mü.m.g 'dir. Görüldüğü gibi cisim yine bir başka kuvvetin etkisi ile varlığını kanıtlamıştır.

Şimdi yerçekiminin ve sürtünmenin olmadığı bir ortam düşünelim. Yerçekimi olmadığı için cisim yerin merkezine doğru bir hareket gerçekleştiremiyor, sürtünme olmadığı için bir hareket olması zaten mümkün değil. Buradan şunu yeniden vurgulayabiliyoruz. Maddeye etkiyen bir kuvvet yoksa, madde var olsa bile var olması ile olmaması arasında bir fark olmuyor.

Peki bunu düşünce sistemlerimize ve toplum yaşantımıza aktarırsak nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalırız?

Bu ana kadar anlattıklarım, şimdi anlatacaklarıma bir temel oluşturması ve anlatacaklarımın daha rahat bir şekilde anlaşılabilmesi için bir çeşit girişti. Şimdi konumuzu derinleştirelim ve fiziği günlük yaşantımıza, fizikle alakası olmadığını düşündüğümüz bir alana uygulayalım.

İnsan yaşamı süresince çeşitli kuvvetlerin etkisi altında. Düşünce sistemleri, devlet sistemleri, inanç sistemleri, ahlak sistemleri gibi insanı mükemmele ulaştırmaya çalışan kuvvetler insan yaşamının içinde mevcut. Ve insan bu sistemleri bazen uygulayarak bazense sisteme karşı gelerek yaşamını devam ettiriyor.

Şimdi fiziği bu ilişkiye adapte edelim...
Eğer bu sistemler olmasa idi, insan varlığını ispatlayamayacaktı aynen herhangi bir kuvvetin etkisinde olmayan bir cismin varlığını ispatlayamaması gibi. Sistemler olmasa idi insanın var olması ile olmaması arasında herhangi bir fark olmayacaktı.

Neden inançlar var?
Çünkü inançların şartları insanı çeşitli durumlara çekmeye ya da çeşitli durumlardan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu şekilde insan bu çekimi kabul ederek ya da reddederek varlığını ispatlıyor. Manasızlıktan uzaklaşıyor.

Neden toplum kuralları var?
Yine aynı şekilde, toplum içinde var olan kurallar insana anlam yüklüyor. Örneğin; saygı kurallarına karşı gelen bir kişi saygısız, uyan kişi ise saygılı oluyor. Bu saygı kuralları, insana bir nitelik kazandırıyor. Eğer saygı kuralları olmasa idi insanın bu tür nitelikleri olmayacaktı. Diğer tüm kuralları sistemden kaldırdığımızda, insan hiçbir şeyle nitelenmemiş bir yokluğa dönüşecekti.

Görüldüğü gibi Fizik bize gerçekleri göstermek için basit ama bir o kadar da anlamsal derinliği yüksek olan bir kapı açıyor...

Yazarın Notu : Bu düşünce sistemi Hayatın ve Benliğimizin Anlamını kavramamız için bilimin ışığında bir yol sunmaktadır. Bu yazı bu konudaki ilk yazım olup, taslak niteliği taşımaktadır.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...