Student at Bogazici University Co-Chair of BUCampus
Bir Arkadaşa Bir Yıllık Yazısı
Öncelikle bana yıllığında bir yer ayırdığın için teşekkür ederim. Benim için güzel bir sürpriz oldu açıkçası.
Seni tanıdığım için mutluyum, muhabbeti hoş birisin. Birçok yaşıtının yaptığı gibi saçma sapan muhabbetler yapmıyorsun. Seninle konuşurken yaşıtlarımla diyalog içerisindeymiş gibi rahat hissediyorum kendimi. Çünkü düşünce ufkunun genişliği ve anlama kapasitenin yüksekliği sayesinde, anlattıklarımı anlamama gibi bir problem doğacağını düşünmüyorum.
Seni tanıyalı çok olmadı ama elimden geldiğince dilim döndüğünce ve de gözlemlediğim kadarıyla seni sana anlatmaya çalışacağım.
Farklı olmak güzeldir...
Her ne kadar farklı olmak için bir çaba harcamak, o farklılığı yok etse de özünde farklı biri isen – ki bu durum zamanla ruhuna ve aklına işler – hemen fark edilirsin. Sen de hayatımda yaşamış olduğum olaylardan birine gayet farklı ve olgun bir cevap vererek farklılığını gösterdin. Ve belki de sırf bu yüzden seninle arkadaş oldum.
Ve seni tanımaya başladım. Her söylediğin söz, seni bana biraz daha fazla tanıtıyor. Öncelikle düşünceli bir kızsın. Yanlış anlaşılmış olma olasılığını hesaba katarak, yanlış anlaşılmaya sebep olacak durumu ortadan kaldırma girişimlerin takdire şayan. Yaşıtlarınla yaptığın çocuksu muhabbetlerden hiç hoşlanmadığını ve onların sana uygun olmadığını söyledin. Evet, yaşından önce büyüyen kişilerdensin. Ancak yaşıtlarınla yaşadığın en saçma muhabbetin dahi tadını çıkar. Çünkü ileride arayacaksın o saçma sapan muhabbetleri. Ama büyük ihtimalle benim gibi şanslı olamayacak ve de o eski günlerin o garip tadını alamayacaksın.
Sevdiğim huylarından bir tanesi de (pek alışık olmadığım halde) hoşuna gitmeyen bir hareketi direk söylüyorsun. Evet, başta dikkat çekici ve kırıcı olabiliyorsun ama zamanla alışıyor insan. Pek alışık olmadığım halde diyorum çünkü çevremdekiler benim konuşma stilimi, hal ve hareketlerimin doğallığını bildikleri için yaptığım hareketleri garipseseler de severler.
Yazımın sonuna doğru gelirken, bir birey olarak geleceğine yönelik bir takım tavsiyelerde bulunmak istiyorum.
Hayatta senin yaşayacakların ve yaşamak istediklerin senin kontrolünde olsa dahi senin dışındaki her şeyin kontrolü diğer insanların elinde. Diğer insanların senin hakkında iyi veya kötü şeyler yapmasını çoğunlukla engelleyemeyeceksin. Bu nedenle hayatına müdahale eden kişileri sert bir dille engellemeye çalışmak yerine – ki insan yasak delici bir varlıktır, sen yasakladıkça yasaklananlar daha çekici gelecektir – müdahalenin sonuçlarını kendine yararlı hale getirmeye gayret etmelisin. Engelleme, kaba kuvvettir. Ama sonuçların kendine olumlu olarak geri dönmesini sağlamak akıllı insanların işidir.
İnsanları tanıman için önünde çok uzun bir yol var ve sen bunun henüz başındasın. Birçok hayal kırıklığı yaşayacaksın. Emin olduğun şeylerin aslında hiç var olmadığını öğreneceksin. Neden mi bunları söylüyorum? Çünkü daha kimseyi tanımış değilsin, buna kendin de dahilsin. İnkâr edebilirsin dediklerimi ama inkâr etmeden önce bir kez daha düşün.
Ne geçmişin ne geleceğin? Bu kimseyi alakadar etmiyor...
Evet, bu kimseyi alakadar etmediği konusunda hem fikiriz ama asla yaptıklarından pişman olma, ya da pişman olacağın şeyleri yapma...
Ve işte bir yazımın daha sonuna geldim...
Yazı boyunca elimden geldiğince objektif olmaya çalıştım dilerim başarılı olabilmişimdir...
Daima mutlu kal...
Sen istediğin müddetçe senin yanında olacak,
İstemediğinde ise soru sormadan çekilip gidecek arkadaşın
Oğuz Kaan Çağatay Kılınç
Bir Arkadasim Icin Bir Yillik Yazisi
Merhaba,
Öncelikle bana yıllığında bir yer ayırdığın için teşekkür ederim. Benim için güzel bir sürpriz oldu açıkçası.
Seni tanıdığım için mutluyum, muhabbeti hoş birisin. Birçok yaşıtının yaptığı gibi saçma sapan muhabbetler yapmıyorsun. Seninle konuşurken yaşıtlarımla diyalog içerisindeymiş gibi rahat hissediyorum kendimi. Çünkü düşünce ufkunun genişliği ve anlama kapasitenin yüksekliği sayesinde, anlattıklarımı anlamama gibi bir problem doğacağını düşünmüyorum.
Seni tanıyalı çok olmadı ama elimden geldiğince dilim döndüğünce ve de gözlemlediğim kadarıyla seni sana anlatmaya çalışacağım.
Farklı olmak güzeldir… Her ne kadar farklı olmak için bir çaba harcamak, o farklılığı yok etse de özünde farklı biri isen - ki bu durum zamanla ruhuna ve aklına işler - hemen fark edilirsin. Sen de hayatımda yaşamış olduğum olaylardan birine gayet farklı ve olgun bir cevap vererek farklılığını gösterdin. Ve belki de sırf bu yüzden seninle arkadaş oldum.
Ve seni tanımaya başladım. Her söylediğin söz, seni bana biraz daha fazla tanıtıyor. Öncelikle düşünceli bir kızsın. Yanlış anlaşılmış olma olasılığını hesaba katarak, yanlış anlaşılmaya sebep olacak durumu ortadan kaldırma girişimlerin takdire şayan. Yaşıtlarınla yaptığın çocuksu muhabbetlerden hiç hoşlanmadığını ve onların sana uygun olmadığını söyledin. Evet, yaşından önce büyüyen kişilerdensin. Ancak yaşıtlarınla yaşadığın en saçma muhabbetin dahi tadını çıkar. Çünkü ileride arayacaksın o saçma sapan muhabbetleri. Ama büyük ihtimalle benim gibi şanslı olamayacak ve de o eski günlerin o garip tadını alamayacaksın.
Sevdiğim huylarından bir tanesi de (pek alışık olmadığım halde) hoşuna gitmeyen bir hareketi direk söylüyorsun. Evet, başta dikkat çekici ve kırıcı olabiliyorsun ama zamanla alışıyor insan. Pek alışık olmadığım halde diyorum çünkü çevremdekiler benim konuşma stilimi, hal ve hareketlerimin doğallığını bildikleri için yaptığım hareketleri garipseseler de severler.
Yazımın sonuna doğru gelirken, bir birey olarak geleceğine yönelik bir takım tavsiyelerde bulunmak istiyorum.
Hayatta senin yaşayacakların ve yaşamak istediklerin senin kontrolünde olsa dahi senin dışındaki her şeyin kontrolü diğer insanların elinde. Diğer insanların senin hakkında iyi veya kötü şeyler yapmasını çoğunlukla engelleyemeyeceksin. Bu nedenle hayatına müdahale eden kişileri sert bir dille engellemeye çalışmak yerine - ki insan yasak delici bir varlıktır, sen yasakladıkça yasaklananlar daha çekici gelecektir - müdahalenin sonuçlarını kendine yararlı hale getirmeye gayret etmelisin. Engelleme, kaba kuvvettir. Ama sonuçların kendine olumlu olarak geri dönmesini sağlamak akıllı insanların işidir.
İnsanları tanıman için önünde çok uzun bir yol var ve sen bunun henüz başındasın. Birçok hayal kırıklığı yaşayacaksın. Emin olduğun şeylerin aslında hiç var olmadığını öğreneceksin. Neden mi bunları söylüyorum? Çünkü daha kimseyi tanımış değilsin, buna kendin de dahilsin. İnkâr edebilirsin dediklerimi ama inkâr etmeden önce bir kez daha düşün.
Ne geçmişin ne geleceğin? Bu kimseyi alakadar etmiyor… Evet, bu kimseyi alakadar etmediği konusunda hem fikiriz ama asla yaptıklarından pişman olma, ya da pişman olacağın şeyleri yapma…
Ve işte bir yazımın daha sonuna geldim… Yazı boyunca elimden geldiğince objektif olmaya çalıştım dilerim başarılı olabilmişimdir…
Daima mutlu kal… Güzel yüzün ve kalbin asla bozulmasın…
Sen istediğin müddetçe senin yanında olacak,
İstemediğinde ise soru sormadan çekilip gidecek arkadaşın
Oğuz Kaan Çağatay KILINÇ
Ve Yine Basardim...
Benimle biraz muhabbet etmiş kişiler bilirler, birkaç basit bilgiyi hemen sahip olduğum kaynaklarda araştırmaya başlıyor ve bir yap bozu birleştirir gibi parçaları birleştirerek sonuçlar çıkarıyorum. Aslında buna biraz ajanlık da denebilir ya da ajancılık oynuyorum.
Bilmiyorum... Yaptığım şeyin bir manası yok, arkadaşlarımı kaybetmemden başka bir işe yaradığını da düşünmüyorum.Evet kişiler hakkında bilgi edinmeyi seviyorum ama sonuçları bana mutsuzluk olarak geri dönüyor...
Bugün onlardan biri oldu yine. Olgunluğunu takdir ettiğim bir arkadaş hakkında küçük bir internet araştırması yaptım. Ne mi buldum? Hiçbirşey... Yoo hayır hayır birşey buldum... Araştırmayı yaptıktan sonra bunu kendisine söylediğimde bulduğum esas şey ortaya çıktı. Koskocaman bir mutsuzluk. Çünkü genel bilgi de olsa, insanlar hakkında araştırma yapmam onları rahatsız ediyor ve olumsuz tepkilerini dile getiriyorlar...
Peki neden yapıyorum bunu? Hani tecrübe ile mutsuz olduğum sabit olduğu halde neden hep tekrarlıyorum bu huyumu? Belki kendime yapılmasından hoşlandığım içindir... Ama diğer insanlar hoşlanmıyorlar işte, vazgeç bundan... 2007 yılına ait yeni bir hedef işte sana... Bu huyundan vazgeçeceksin... Bu siyah beyaz sayfayı renklendirmek için hedeflerini gerçekleştirmen gerekiyor, unutma...
Senden de özür dilerim... Bu hatamı tekrarlamayacağıma emin olabilirsin... Mutlulukla kal...
Merhaba...
Tum messenger konusmasini 3 kez daha okudum. Ilkinde bastan sona, ikincisinde sadece senin dediklerini ve ucuncusunda yeniden bastan sona. Neden boyle birsey yaptigimi sorabilirsin, bu cok dogal. Nedeni cok basitti; sadece kacirdigim ufak noktalarin olup olmadigini kontrol etmek istedim.
Ilk konusma icin oldukca dolu bir konusma olmus. Gerci sen cok az konusmussun ve ben cok gevezelik yapmisim ama bir daha ki konusmamizda sira senin.
Gece gece bu eposta nereden esti diyeceksin belki ama acik soylemek gerekirse ben de bilmiyorum. Icimden geldi yazayim dedim.
Bugun onemli anilarim arasindaki yerini alsin diye aslinda biraz da. 2004 yilindan beri kullandigim bir eposta hesabi ve icinde gecmisime ait anilarimi barindiriyor. Bu eposta da onlarin arasina katilacak.
Evet dedigim gibi 6 Ocak 2007 Cumartesi tarihi onemli anilarimdan biri olarak kayitlara gecti. Nedeni ise gayet basit : Uyandiktan sadece 1 dakika sonra obur ucunda insana enerji katan bir ses bulunan gizli bir numara ile gune basladim. Ve konusmak icin msne davet edildim. Hastaligimdan oturu puruzlu cikan sesime ovgu aldim. Ve dolu dolu ve hayran kalinasi bir sohbet yaptim.
Ve son olarak 6 Ocak 2007'nin kayitlarima guzel bir gun olarak gecmesini sagladigin icin tesekkur ederim Canim...
Mutlulukla, saglikla, huzurla, basariyla ve en onemlisi hep boyle INSAN olarak kal...