Bir Yardim Cagrisi

(Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Danışmanım, Yrd. Doç. Dr. Kutay Orakçal'a yollamış olduğum epostanın bir kopyası.)

İyi Günler Hocam,

Sizinle gerçekten önemli bir problemimi paylaşmak istiyorum. Dilerim epostamı sonuna dek okur ve bana yardımcı olursunuz, çunku bu gerçekten çok mühim. Zaman ayırdığınız için şimdiden teşekkürler...

Bu yıl benim okuldaki dördüncü senem ama halen birinci sınıfım. Üç yılım hazırlıkla geçti. Bu başlangıç ile problemimin ne olduğunu eminim anlamışsınızdır.

Boğaziçi Üniversitesi'ndeki öğrencilik hayatım dışında üzerime aldığım sorumlulukları hakkı ile yerine getirdim.

Ankara Alparslan İlkokulu ile başlayan eğitim-öğretim sürecim, Ankara Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi, Bursa Fen Lisesi ve son olarak Boğaziçi Üniversitesi ile devam etti.

İlkokulda, Anadolu Lisesinde ve Fen Lisesinde gayet başarılı bir öğrenciydim. Anadolu Lisesi ortalamam 4.78, Fen Lisesi ortalamam ise 4.85 idi.

Basarili bir öğrenci olmamin yanı sıra, saygı duyulan görüşlerine değer verilen birisi de oldum.

Boğaziçi Üniversitesi'nin hazırlık senesindeki rahatlığım bana pahalıya patladı;
İlk sene geçemedim. Bu durum ortamdan soğumama hayli yetti.
2005 senesinde Afete Hazırlık Derneği altında Afet Grubu Organizatoru ve Deprem Eğitmeni olarak 150 üniversite öğrencisine 8'er saatlik, 20.000 ilköğretim öğrencisine ise 1'er saatlik eğitimler verdim. Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara ile çalışıp üstüme aldığım sorumlulukların hepsini fazlası ile yerine getirdim.
Geçen sene B ile hazırlığı geçerek bu yılın başında bölümüme başladım.

Bu süreç içerisinde kişisel olarak olgunluğumun gözle görulecek şekilde artması ve zekam nedeni ile çeşitli büyük topluluklardan da teklifler aldım.

Ama bu kalitem ve başarım maalesef okul derslerim için geçerli değil...

İlk dönem aldığım 5 dersin 3ünden kaldım. MATH101 dersini ise bir kez daha alacağım kesinleşti gibi...

Sizden isteğim bana sorumluluk yüklemeniz, beni kontrol altına almanız. "Bu yaşa gelmişsin, daha otokontrolü öğrenemedin mi?" diyebilirsiniz, haklısınız! Ama sizden rica ediyorum...

Bu durum bir kara deliğe dönüşmeye başladı. Şevkim gün geçtikçe daha fazla kırılıyor ve daha fazla içime dönmeye başlıyorum. Ve bu durum psikolojimi de ciddi manada tehdit ediyor.

Rica ediyorum lütfen beni bu içimde bulunduğum durumdan kurtulmam da yardımcı olun.

Lütfen...

Burak İle Levent

Onun adı Burak...

Kendisine medyada rastlamışsınızdır. Ya bir trafik kazasının kahramanı olarak, ya babasına borç verirken, ya da milyon dolarlık işlere imza atarken...

28 yaşında...

Bilkent Üniversitesi'nde okurken, Londra'ya burslu olarak yollandı ve ekonomi eğitimi yaptı. Askerlik görevini henüz yapmadı...

Tecilli!...

1988 Mayıs'ında bir trafik kazasında TRT İstanbul Radyosu Sanatçısı Sevim Tanürek'in ölümüne neden oldu. Şişli'de kırmızı ışıkta durmadı. Kazadan hemen sonra belediye arazözlerinin caddeyi baştan aşağıya yıkayarak 35 metrelik fren izini tamamen sildikleri, olayın cezai yönünün azaltılması için Burak'a kazadan sonra üç ay öncesine tarihli ehliyet verildiği, Sevim Tanürek'in yakınlarının azarlandığı, tanıkların hepsinin tehdit edilip korkutulduğu iddia edildi. Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi, Burak için "kusursuzdur" raporu düzenledi. Ölen Sevim Tanürek 8/8 kusurlu bulundu!. Burak hapisten kurtuldu.

Kusursuz raporunu veren dairenin Başkanı Eyüp Bey ise,daha sonra Türkiye Deniz İşletmeleri Genel Müdür Yardımcılığına atandı. 2001 yılında evlendi. Babası, oğlunun düğününde takılan 174 adet Cumhuriyet Altını'nı mal varlığındaki artışın nedeni olarak açıkladı. Ayrıca, babası 2001 yılında verdiği mal beyanında oğlu Burak'a 220 bin ABD Doları ve 55 bin Alman Markı borcu olduğunu açıkladı. Üniversiteden yeni mezun, o zaman 22 yaşındaki oğluna...

Babası Ülker Grubu ürünlerinin dağıtımını yapan şirketteki hisselerini 1.2 trilyon liraya satana kadar, şirket yönetimini Burak sürdürdü. Ve Burak geçtiğimiz günlerde bir kez daha gündemdeydi. Gıda sektöründeki hisseler satılınca, hemen şirketler kurup denizcilik sektörüne girdi. Yüzde 50 ortağı olduğu MB Denizcilik adlı şirket, 95 metre uzunluğunda Safran 1 adında bir kuru yük gemisi aldı. Gemiyi satan Hasan Doğan, satış fiyatının 2 milyon 325 bin dolar olduğunu söyledi. Burak, gemiyi ortağı ile birlikte 500 bin doları peşin 36 ay taksitle satın aldı. Ayda 72 bin YTL ödeyecekler. Gemiyi satan Hasan Bey ise, 705 milyon dolara İstanbul'dakı İETT Garajı arazisinin sahibi olan Dubai Şeyhi El Maktum'un küçük ortağı oldu. Ayrıca, Hasan Bey'ın ablası Remzı Gür ile evli. Remzı Bey, Burak'ı ve kardeşlerını burslu olarak yurtdışında okutuyor, babasının yakın arkadaşı, tatillerini onun yazlığında geçiriyorlar. Onun adı Levent...

35 yaşında...

Gazetelere, televizyonlara hiç çıkmaz. Ücretli bir çalışan. Aylık maaşından başka bir geliri yok. İş Bankası Fon Yönetımı Bölümü'nde çalışıyor. Kolay para kazanmıyor. Risk alıyor, işvereni adına verdığı kararlardan dolayı stres oluyor, terlıyor. Ülkenın en ıyı ünıversıtelerınden ODTÜ'nün iktisat bölümünden mezun... Eylül 2004'te kendi gibi ODTÜ mezunu olan Evren ile evlendi. Çankaya Köşkü'nde sessiz sedasız, sade bir düğün yapıldı. Ne trafik kilitlendı ne de yabancı devlet başkanları şahit oldu. Davetliler arasında Köşk'ten bazı personel ve şoförler de vardı. Takı takma merasımı yapılmadı. Gelinin gelinliği Versace gibi yabancı marka değildi, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü'nde dikilmişti. Vergisini milletin ödediği diğer şatafatlı düğünlerin aksine, babası, düğün nedeniyle Çankaya Köşkü'nde o saatlerde tüketilen elektriğin bedelini cebinden ödedi. Nikahı kıyan Çankaya Beledıye Başkanı, çiftten "Laik Cumhuriyete sadık evlatlar" yetiştirmelerini diledı. İstanbul'da 1 milyar 200 milyon liraya ev kiraladılar. Çalışıyorlar. Büyük ihtimalle ev geçindirirken zorlanıyorlardır. Çünkü, Ocak ayında bir erkek çocukları oldu. Bu sevindirici olay da sessiz sedasız gerçekleşti, muhabir, kameraman falan izlemedi. Levent, arada bir anne-babasını ziyaret için Ankara'ya geliyor.

Koruma istemiyor ve havaalanından taksiye binerek Çankaya Köşkü'ne ulaşıyor. Ancak, şatafatlı ana kapı yerine, köşke ziyaretçilerin alındığı 5 numaralı kapıdan giriyor. Nizamıyeden yürüyerek konuta çıkarken, her seferinde Cumhurbaşkanlığı korumalarını şaşırtıyor.

Birinin adı Burak, diğerinin Levent... BİRİ TAYYİP ERDOĞAN'IN DİĞERİ İSE CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN NECDET SEZER'İN OĞLU... (Alıntıdır...)