Neredeyim?

Gerçeklerle düşlerin birbirine girdiği,
çirkinliklerle güzelliklerin çarpıştığı noktada;
şu dünyanın çirkefliğine dayanamayıp yitirdiğim
aklımın,
karanlıkların korkunçluğuna dayanamamış temiz
yüreğimin,
şu dünyanın
tüm aşağılık duygularından ve kokuşmuşluklarından örülü
parangalarına dayanamayan
ve
özgürlüğü aramak için
sonsuz ufuklara kanat açmış ruhumun,
geride bıraktığı
soğuk cesetimi göreceksin...

OKÇK

Dis Gorunusle Yargilamak...

Günlük yaşamda, çok farklı insanlarla karşılaşır ve onlar hakkında çeşitli bilgiler ediniriz. Bu kişilerle ilgili gerçekten doğru bilgilere ulaşmak, bazen onlarca yıla ihtiyaç duyabiliyor. Ancak bazıları bir kişinin karakterini ilk görüşte tahmin edebileceklerini iddia ederler ki, bu bir iddianın önüne geçemeyecek kadar temelsiz bir önyargıdan ibarettir. Bence hiç kimse dış görünüşe bakarak bir kişiyi tanıyamaz ki tanıyabildiğini de iddia etmemelidir.

Çünkü dış görünüş bireylerin fikirlerini tam olarak yansıtmaktan bir hayli uzaktır. Düşünceler insanın beyninin içindedir ve kişinin konuşmaları ile kendilerini belli eder. Hatta bazı zamanlarda öyle farklı düşünceler beynimizde dolaşır ki, onları anlatmaya kelimeler dahi kafi gelmez. Konumuza dünyaca bilinen bir örnek ile devam etmek isterim, Albert Einstein ile yani. Albert Einstein denince aklımızda canlanan tip, hiç de öyle günümüzde 'akıllı uslu' olarak tarif edilenle uyuşmuyor. Ama hepimizin bildiği gibi, Einstein inanılmaz bir zekaya sahip yaratıcı bir bilim adamıydı. Eminim ki, birçoklarımız ondan faydalanabilmek için korkutucu dış görünüşüne rağmen ona yakın yaşamak isterdi.

Ayrıca kimse her gün aynı ruh hali içinde olmaz ve farklı ruh halleri bizim dışarıya bakış açımızı da oldukça çeşitlendirir. Kapalı ve yağmurlu bir günde melankolik ve karamsar, ilkbahar günlerinde çiçeklerin açması ile neşelenen bizler, bu değişikliklerimizi insanlara olan bakışımıza da yansıtırız. Gerçekten sevdiğiniz bir kişi ile aşk dolu bir hayata adım atmışsanız, herkes size sevgi dolu gözükür. Ya da arkadaşınız sandığınız bir kişi tarafından ciddi manada çelmelenmiş bir gününüzde iseniz, herkes size düşman gibi gelir. Ve elbette bu bambaşka ruh halleri içinde, "Ben adamı gözünden tanırım!" düşüncesi -savunduğumuz bir düşünce olsa bile- tüm anlamını yitirecektir.

Sonuç olarak, sadece bu iki neden dahi bize dış görünüşün kişinin özü hakkında kısa sürede bilgi sahibi olunamayacağını bizlere göstermektedir. Kısacası kişiler hakkında konuşmak için onlara ve kendimize zaman vermeliyiz.

Elbette izlenimler gerçeklere ulaşma yolunda ipuçlarını oluşturacaktır ama bu başka bir yazının konusu...

Dis Gorunusle Yargilamak...

Günlük yaşamda, çok farklı insanlarla karşılaşır ve onlar hakkında çeşitli bilgiler ediniriz. Bu kişilerle ilgili gerçekten doğru bilgilere ulaşmak, bazen onlarca yıla ihtiyaç duyabiliyor. Ancak bazıları bir kişinin karakterini ilk görüşte tahmin edebileceklerini iddia ederler ki, bu bir iddianın önüne geçemeyecek kadar temelsiz bir önyargıdan ibarettir. Bence hiç kimse dış görünüşe bakarak bir kişiyi tanıyamaz ki tanıyabildiğini de iddia etmemelidir.

Çünkü dış görünüş bireylerin fikirlerini tam olarak yansıtmaktan bir hayli uzaktır. Düşünceler insanın beyninin içindedir ve kişinin konuşmaları ile kendilerini belli eder. Hatta bazı zamanlarda öyle farklı düşünceler beynimizde dolaşır ki, onları anlatmaya kelimeler dahi kafi gelmez. Konumuza dünyaca bilinen bir örnek ile devam etmek isterim, Albert Einstein ile yani. Albert Einstein denince aklımızda canlanan tip, hiç de öyle günümüzde 'akıllı uslu' olarak tarif edilenle uyuşmuyor. Ama hepimizin bildiği gibi, Einstein inanılmaz bir zekaya sahip yaratıcı bir bilim adamıydı. Eminim ki, birçoklarımız ondan faydalanabilmek için korkutucu dış görünüşüne rağmen ona yakın yaşamak isterdi.

Ayrıca kimse her gün aynı ruh hali içinde olmaz ve farklı ruh halleri bizim dışarıya bakış açımızı da oldukça çeşitlendirir. Kapalı ve yağmurlu bir günde melankolik ve karamsar, ilkbahar günlerinde çiçeklerin açması ile neşelenen bizler, bu değişikliklerimizi insanlara olan bakışımıza da yansıtırız. Gerçekten sevdiğiniz bir kişi ile aşk dolu bir hayata adım atmışsanız, herkes size sevgi dolu gözükür. Ya da arkadaşınız sandığınız bir kişi tarafından ciddi manada çelmelenmiş bir gününüzde iseniz, herkes size düşman gibi gelir. Ve elbette bu bambaşka ruh halleri içinde, "Ben adamı gözünden tanırım!" düşüncesi -savunduğumuz bir düşünce olsa bile- tüm anlamını yitirecektir.

Sonuç olarak, sadece bu iki neden dahi bize dış görünüşün kişinin özü hakkında kısa sürede bilgi sahibi olunamayacağını bizlere göstermektedir. Kısacası kişiler hakkında konuşmak için onlara ve kendimize zaman vermeliyiz.

Elbette izlenimler gerçeklere ulaşma yolunda ipuçlarını oluşturacaktır ama bu başka bir yazının konusu...