Kanser Hastaları Terk Edilmekten Korkuyor

Bugün sizlerle NTVMSNBC'den Tülay Sağlam'ın bir yazısını paylaşacağım. Bu yazıyı seçmemin nedeni şu; önümüzdeki günlerde bir dizi muayeneden geçeceğim. Bunların sonucunda şuan içinde bulunduğum, bazı olumsuzukların nedeni ortaya çıkmış olacak. Tüm tahlillerin 1 ay gibi bir süreye yayılacağını tahmin ediyorum. Şuan ki belirtiler, kalın bağırsak kanseri olduğum yönünde. Ancak dilerim basit bir rahatsızlıktır ve çabucak sıhhatli günlerime dönerim. Dualarınızı lütfen esirgemeyin. Teşekkürler... --:-- Kanserli hastalar, yüzde 4.5 ile yüzde 58 oranında depresyon yaşıyor. Psikolojik destek ve psikoterapi, kanserli hastanın kaygısını azaltıyor, yaşam kalitesini yükseltiyor ve tedavide daha başarılı sonuçlar alınmasına etki ediyor. Yaklaşık 3 yıldır Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde kanser hastalarına gönüllü terapi yapan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Konsültasyon Lezyon Psikiyatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Mehmet Kemal Arıkan, kanserli hastaya yaklaşımda hekimlerin, aile çevresinin, en çok da eş ve sevgililerin önemli rol oynadığını belirtiyor. Kanser hastası nasıl bir psikolojik süreçten geçer? Kanser hastaları değişik psikolojik aşamalardan geçer. Bu hastalar ilk aşamada şok dönemi yaşıyorlar, ölüm gerçeğiyle burun buruna geliyor ve öleceklermiş duygusuna kapılıyorlar. Sonra "Niye ben", "Ben ne yaptım", "Benim suçum neydi" diye kendilerini sorguluyorlar. Depresif aşamada hasta hayattan zevk almaz. Pazarlık aşamasında ise yaradanla pazarlık yapar. "Ben insanlara iyilik yapayım, sen de beni iyileştir" diye... Bundan sonra da kabulleniş aşaması gelir. Bu finaldir ve güzel bir aşamadır, çünkü bu dönemde işler yoluna girmeye ve ölüm korkusu azalmaya başlar. Hastalar daha olgun bir tavır sergiler ve o yoğun depresif durum ortadan kalktığı için olayı daha mantıklı karşılarlar. Kanser hastalarının yaşadığı en büyük korku nedir? Hastaların büyük bir çoğunluğu sevdikleri tarafından terk edilme korkusu yaşar. Çünkü kanser hastaları yakın akrabaları ya da arkadaşları tarafından terk edilebiliyor. Özellikle de kadınların sevgili ya da eşleri tarafından terk edilmeleri gerçekten düşündürücü. Ben, akademisyen olarak yetişmiş insanların bile eşlerini terk ettiklerine şahit oldum ki çok şaşırtıcıydı. Terk edilmenin bu şekilde gerçekleşmesi hasta açısından kanserden daha kötüdür. Bu yüzden biz insanlara, kanser olan yakınınıza yardımcı olmak istiyorsanız, "onu terk etmeyin ve ona terk edilme korkusu yaşatmayın" diyoruz. Diğer hastalara göre çok daha kırılgan ve hassas olan kanser hastalarına nasıl davranmak gerekiyor? Her şey açıkça konuşulmalı. Hastanın duygularını baskılamayın, eğer o konuşmak istiyorsa konuşsun. Çünkü konuşulmazsa hasta yalnızlığa itilir ve bu onun için daha olumsuz sonuçlar doğurur. Bu hastaların profesyonel destek almasını sağlamak gerekir. Çünkü böyle bir destek, hastaların daha bilinçli olmalarını sağlayarak farklılık yaratır, süreçleri daha kolaylaştırır ve olgun döneme yani final aşamasana geçiş daha kolay olur. Yıllardır kanser hastalarıyla ilgileniyor ve onları tedavi ediyorsunuz, iletişim konusunda yaşadığınız özel bir anınız var mı? Radyasyon onkolojisinde yatan ve hastalığı son döneme gelmiş bir hastam vardı. Odasına girip çıktığımda onu bulmaca çözerken bulurdum. Hayatının sonuna yaklaştığını biliyordu ve hâlâ bulmaca çözmekle meşguldü. Yüzü sürekli asıktı, doğal olarak mutsuz ve sessizdi. Ama hastalığından söz etmek istemiyordu, hiçbir konuda konuşmuyor, sürekli susuyordu. Bir gün ona, "Neden rol yapıyorsun" diye sordum. Durdu, yüzüme baktı ve ağlamaya başladı, "Rol yapıyorum ama bu rolü yapmamı ailem istiyor, çocuklarım, eşim, annem benim güçlü olmamı istiyor, ben de güçlü oluyorum" dedi. Bu olaydan sonra kendisi ve hastalığı ile ilgili sürekli konuştuk, hastam hayatının son günlerini daha neşeli ve gülümseyerek geçirdi. Gerek onkologlar gerekse cerrahlar kanserli hastanın hayatında önemli bir yer tutuyor, sizce hekimlerin bu tür hastalara yaklaşımı nasıl olmalı? Meslektaşlarımızın bu tür hastalarla ilişkilerinde son derece dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kanser hastası diğer hastalardan daha farklı bir psikolojiye sahiptir, çok daha duygusal ve kırılgandır. Bu hastaların kafalarında çok fazla soru vardır, ne yazık ki bu soruların bir çoğunun cevabı yoktur ancak kanser hastası bu soruları yine de doktoruna sorar. Doktorların bu konuda hastanın güvenini sarsmayacak şekilde cevap vermesi ve o hastaya diğer hastalardan biraz daha fazla zaman ayırması gerektiğini düşünüyorum. Kanser hastası, tüm soruların cevabının doktorunda olduğuna inanıyor ve ölüm korkusundan uzaklaşmada hekimin ağzından çıkan her cümleyi farklı yorumlayabiliyor. Sizce doktor hastanın her sorusuna cevap vermeli mi, vermeliyse zaman zaman beyaz yalanlar söylemeli mi? Bence doktor kanser hastasının bütün sorularına cevap vermeli, hatta bu hastaların kafasındaki soruları açmasına da imkan sağlayacak bir ortam hazırlamalı. İşte o zaman kanser hastası doktoruna daha fazla güvenir ve kendisini daha güvende hisseder. Ölüm duygusu ve korkusundan uzaklaşır. Her sorunun cevabının olmadığını açıkça ifade etmekte fayda vardır. Ancak beyaz da olsa ben hekimin yalan söylemesini doğru bulmuyorum. Doktorlar beyaz yalanlar yerine tüm soruların cevabının kendisinde olmadığını söylemeli. Kanserli hastanın kendisini iyi hissetmesinin tedavinin başarısını etkilediğini söylüyorsunuz. Çevresinde kanser hastası olanlara önerileriniz neler olur? Kanser hastasıyla empati kurmaya çalışın, kendinizi onun yerine koyun ve 'ben olsaydım ne yapardım' sorusunu kendinize sorun. Kanser olduğunu öğrenen hastanın deprem atlatmış gibi olduğunu, onun hastalığın tekrarlama ihtimaline ve tedaviye karşı kaygılar yaşadığını unutmayın. Yakını kansere yakalanmış insanlara önerim; onlara güven verin, sıcak bir ortam yaratın, sempati ile yaklaşın ve her ne olursa olsun terk edilmeyeceği duygusunu yaşatın. --:-- Tanrı Tüm Hastalara Acil Şifalar Versin... Sağlık ve Mutlulukla Kalın...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...