Ardima Hic Bakmadan

Bugun keyfim düşündüğünüzün ötesinde kaçık. Saat 04.00 (sabaha doğru)'dan beri böyleyim. Arada 12 saat uyuduğumu hesaba katarsanız, aslında hiç düzelmeden berbat bir şekilde gidiyorum ve o saatten beri ağlıyorum.

Neden ağlıyorum? Pişmanlıktan...

Neyin pişmanlığı? Kaldığım derslerin, ertelediklerimin, sevgilime ve aileme layık olamayışımın, hayatımın ters gitmesine sebep olan herşeyin özünün bende olmasının...

Pişmanlık çare mi düzeltmeye? Elbette değil... Ama bu sert dokunuşlar, insana çok ciddi kararlar aldırır. Bazıları ölümcül olur, bazıları ise yenilik dolu. Benim ki ölümcül değil, eğer öyle olsaydı bu benim son yazım olurdu. Benim ki yenilik dolu olanlardan, öyle de olmak zorunda.

Çünkü sorumlu olduğum kişiler var. Öncelikle ve elbette kendim, sonra beni çok ama çok seven Sevgilim, bana canlarını bile feda edebilecek olan Annemle Babam, bir de Toplum. Bu nedenle bu dibe vuruşun çıkışı yenilik dolu olacaktır.

Öyleyse yeni bir hayat için bugün atacağım adımlara ne mutlu. Ne mutlu bu yazımı okuyarak duygularımı paylaşacak olanlara. Ne mutlu hepimize...

(Tüm bu ruh durumumun üzerine rastgele bir şarkı açtım ve işte aşağıdaki çıktı. Ne de güzel uydu. Şarkılar bile halimden haberdar.)

Denedim olmadı
Hevesim kalmadı
Aradım bir çare,bir ümit kalmadı
Kendimi yormadım
Kimseye soramadım
Dermanım kalmadı
Ah sevenim hiç olmadı

Düşlerim başka şeyler
Ağlarım hiç bıkmadan
Giderim çok uzaklara
Ardıma hiç bakmadan...

Kendimi yormadım
Kimseye soramadım
Dermanım kalmadı
Sevenim hiç olmadı

Düşlerim başka şeyler
Ağlarım hiç bıkmadan
Giderim çok uzaklara
Ardıma hiç bakmadan...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...