Joomla! Turkiye Hakkinda Aciklama

Bu açıklama, markaların ve kişilerin imajlarının korunması ve de internette dolaşan yanlış haberlerin önüne geçilmesi içindir.

Joomla! Türkiye (www.joomlaturkiye.org) : Alan adı hakları sahibi Sinan Ata'nın Joomla! TR ile birleşmeye alan adının kullanımı konusunda izin vermemesinden ötürü, çalışmalarına Joomla! Türkiye adıyla bağımsız olarak devam edecektir.

Joomla! Türkiye Ekibi : Yöneticiliğini yürüttüğü 14 aylık dönemde kesintili olarak da olsa faaliyet gösteren bu ekip, "mambo" kullanıcı isimli Oğuz Kaan Kılınç ile birlikte çalışmalarına Joomla! TR (www.joomlatr.org) alanında devam edecektir. Yani Joomla! Türkiye'de değişen üç şey vardır: alan adı, destek şekli ve içeriğin sunumu. Kısaca, birleşme başarıyla tamamlanmıştır.

Joomla! Türkiye Koordinatörlüğü : 3 ay önce Oğuz Kaan Kılınç'tan, Ümit Kenan Gönüllü'ye devrolan koordinatörlük başarı ile sürdürülmektedir. Tüm dil sürümleri zamanında çıkarılmıştır. Aksama yoktur. Şuan Ümit Kenan Gönüllü, Joomla! TR (www.joomlatr.org) 'de hizmet vermektedir ve "Yeni Nesil" Joomla! Türkiye ile daha da güçlenecektir.

Joomla! Ladies Projesi : Yaklaşık 50 katılımcısı ile önümüzdeki günlerde, bir Joomla! TR projesi olarak hayata geçecektir. Rafa kaldırılmamıştır, sadece son gelişmelerden ötürü geciktirilmiştir.

Açıklama Sahibi :
Eski Joomla! Türkiye Site Yöneticisi
Eski Joomla! Türkçe Çeviri ve Destek Koordinatörü
Best Of Joomla! Türkçe Çevirmeni
Yeni Joomla! TR Site Yöneticisi ve Tasarımcısı
Oğuz Kaan Kılınç

Gonulluleriz Biz

Gönüllüleriz biz,
Yüreklerimiz birdir bizim.
İnsanlar bizle tadar,
Yaşamın en sıcak,
En dostane dakikalarını.
Bizim mavi şapkalarımızdır,
Denizi ve göğü birlikte,
Suyu ve havayı içinde yaşatan.
Sarı önlüklerimiz ise,
Güneşin sıcaklığını ve ışıltısını,
Götürür gittiğimiz yerlere.
Ve dediysek bir kere;
"Eleştirmek değil,
Değiştirmek için gönüllüyüz",
Buradan dönüş yoktur,
Ki dönesi de yoktur insanın!
Kim ayrılmak ister,
Kim uzak durmak ister,
Mutluluktan!...

Oğuz Kaan Çağatay Kılınç

( 7 Temmuz 2004 )

Bogazicili Bagimsiz TOG'lu!...

Bu tartışma tam 4 yıl önce gerçekleşmiş ve benim Boğaziçi Üniversitesi'ndeki TOG Grubu'ndan tamamen kopmama neden olmuştu. Şuan olayları daha olgunlaşmış olarak yeniden değerlendirsem çok daha farklı noktalara çıkabilirim elbet, ancak bu durum o an için söz konusu değildi. Bu yazıyı arşivlerimden bulup sizlerle paylaşma gereği duymamın bir diğer önemli nedeni de; belki benim hissettiklerimin neler olduğunu iyi bir şekilde analiz ederek, bir sivil toplum kuruluşu olarak yeni bir gönüllüye yaklaşırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini de belirlemiş olursunuz.

6 Temmuz 2004 - Oğuz Kaan Kılınç ile BUSOS Ekibi Arasındaki Epostalaşmalardan Derlenmiştir.

(06/07/2004 - 14:01) Oğuz Kaan Kılınç > BUSOS TOG Grubu

İyi Günler Boğaziçili Arkadaşlarım,

Bu epostamda öncelikle, sınavı geçememiş bir "beginner" olarak selamlarımı iletiyorum. Dilerim Ağustos'ta geçebilirim.

Dün saat 18:30'da küçük bir kokteyl ile TOG İkinci El Satış Mağazası açıldı. Bu mağazada aradığınız herşeyi bulabileceksiniz. Dün oradaydım. Serhan(Şişman), Gürkan, Ayşenur, Ömer ve Ben önce İstiklal'de 1000'e yakın el ilanı dağıttık. Erkeklerin olaya ilgisi bayanlardan daha fazlaydı, beklentilerin tersine.

Bu mağazada, aldığınız ikinci ürünler karşılığında bağış makbuzu veriliyor. Derseniz "benim şu ihtiyacım var", "gidin oradan alın" derim. Mağazada satışa çıkarılan mallar gayet güzel, ortam da gayet hoş ama küçük bir sorun var gitmek.

TOG İkinci El Satış Mağazamız Mojalinka'nın yerini tarif etmek istiyorum;

İstiklal Cadde'sindesiniz. Galata Kulesi'ne ulaşın, orada solda Tomtom Mahallesi Muhtarlığı'nı göreceksiniz. Muhtarlığın olduğu sokaktan aşağıya inin dümdüz. Sokak orada sola doğru bir kavis yapıyor, ama siz Lüleci Hendek Sokağı'nı sakın ha bırakmayın. Biraz ilerleyin, solda Mojalinka yazısını zaten göreceksiniz.

İbrahim Betil'in kravat zevkini oradan görebiliyorsunuz, çünkü kravatlar ona aitmiş. CD'ler 2 lira, kopya CD fiyatına ki ben hemen iki tane kaptım.

Hep almak olur mu, tabii biraz da veren el olmak lazım. Bağış yapmak isterseniz Türkan Hanım ile irtibata geçmeniz gerekiyor.

Dün ki kokteyl de çok güzeldi. Tüm TOG Yönetim Kurulu vardı galiba. Galiba diyorum çünkü malumunuz, TOG'da kimin yönetimde olduğu pek belli değil. Ama Nesli(han Öztürk)'yi görecektiniz. O kız nasıl o hale gelmiş der ve hayranlıkla bakakalırdınız. :)

Şimdi gelelim bana... Buradan sonra okuyacaklarınız bir savunma niteliğindedir.

Bence olay TOG kavramında düğümleniyor. Ben Boğaziçi TOG'lu olarak kalmak istiyorum ve bunda kimsenin herhangi bir sorunu yok. Sorun BUSOS olayında baş gösteriyor ve biraz karışıyor.

Arkadaşlar, senenin başındaki BUSOS tanıtım toplantısında kendilerine antipati kaptım, ayrıca BUSOS'a gelene kadar Radyo Boğaziçi'ne ve ENSO'ya üye olduğum için BUSOS'a üye olmadım.

Antipatinin nedeni; İlk İzlenim.

BUSOS'un ilk toplantısında karşılaştığım kişiler bana hiç amaçları ile uyuşmayan bir biçimde gözüktüler. Amaç topluma hizmet etmek, ihtiyacı olanlara yardım etmek değil mi? Ama benim gözümde onlar çok lükstüler. Tabii Boğaziçi'nde okurken lüks gözükmek işin bir parçası olabilir belki ama gönüllü aktivite yapan başka arkadaşlar da var ki beni en baştan BUSOS'lu yapabilirlerdi (ör. Sevda).

Şimdi belki aranızda, "Ama TOG Yönetim Kurulu da öyle değil mi zaten?" diyenler çıkabilir. Evet açıkçası ilk TOG'un kapısını çaldığımda bir BMW görseydim, içeri girerdim ama soğuk olurdum. Ama beni Nesli(han Öztürk) karşıladı ki, bilirsiniz gayet sempatik bir arkadaştır. Sonrasında İbrahim Betil de gayet doğal ve sıradan bir insan gibi duruyordu. Etraftaki teknolojik alet fazlalığı, tüm Türkiye'nin faaliyetlerinin oradan kontrol edildiği bir yere göre az bile. Ve bağışçılarımız, adları üstünde bağışçı, paraları var ve yardım etmek istiyorlar. Ama BUSOS'taki kişiler henüz öğrenci ve kazançları ne kadar ki?

Boğaziçi'nden bir arkadaş bana bir soru sormuştu, "TOG'a siyaset karışıyor mu?" diye. Ben de "Kesinlikle Hayır" demiştim. Ama bir TOG etkinliğinde yanıldığımı anladım, bu beni gerçekten çok üzdü.

Dilara (Demir) ile Volkan (Yılmaz) zaten önceden karar vermişler, kendilerinin konseye gideceklerine. Belki benim de talepte bulunmam onlar için kötü bir sürpriz oldu ama ben de ne yazık ki bürokrasi engeline takılanlar takımına katılmış bulundum. Ama dilerim ki bu iş "tekel"e dönüşmez. Önemli olan zaten konseye gitmek değil. Konsey bir sembol ya da bir sınav bizler için. Evet bir sınav, çünkü ne kadar arzularımızdan özveride bulunabilirsek o kadar Toplum Gönüllüsü olmuşuz demektir.

Dilerim sözlerime kırılmadınız, çünkü sizleri kırmak istemedim. Bunları bildirmem istenmişti sadece, ben de bildirdim.

Sevgiyle kalın...

(06/07/2004 - 15:43) Volkan Yılmaz > BUSOS TOG Grubu

Selamlar!...

Öncelikle sağol Oğuz Kaan, ikinci el mağazasını hatırlattığın için. Çünkü kulübün hayalet projesi için toplanan kıyafetlerini bir terslik olmazsa TOG Dükkanı'na bağışlamayı düşünüyoruz.

Pembe Ev konusundaki gelişmeleri sağolsun Dilara (Demir) aktarmış sizlere. Yaz içerisinde proje hazırlıkları yapılacak vs. Herhangi bir ihtiyaç olduğunda İstanbul'da olan arkadaşlardan yardım talep edebiliriz.

Gelelim Oğuz Kaan'a. Şimdi ben öncelikle "Biz Kimiz?"i (BUSOS TOG Grubu olarak) anlatayım. TOG bir vakıf olarak her yerden üyeye, sempatizana veya gönüllüye sahip olabilir ve elbette Boğaziçi'nden de. BUSOS ise Boğaziçi Üniversitesi içerisindeki Toplum Gönüllülerinin ve diğer STK'ların örgütlü şekilde çalışmalarına olanak sağlayan bir öğrenci kulubü. Yani Boğaziçi'nde TOG'lu bir insanın illa ki BUSOS'lu olması gibi bir gerektirme doğru değil.

Peki BUSOS'lu TOG'lular kimlerdir? BUSOS'un aktif üyesi olan (yani en az bir BUSOS projesine dahil olmuş, iki dönemdir kulüpte aktif çalışan, üye aidatını ödemiş vs.-bkz. Kulüp Tüzükleri) ve aynı zamanda Toplum Gönüllüsü olan arkadaşlardır. Yani Boğaziçi'ndeki TOG'lular dahilindeki örgütlenmeye katılmak isterlerse, o zaman BUSOS onların kulübü oluyor. Ama bu seçimi yapmazlarsa, okulun temsilinde ya da okulun örgütlenmiş gönüllülerinin karar alma mekanizmalarında söz sahibi olmak gibi bir hakları okulun kulüpler tüzüğünde de yok. Bu açıdan bakarsanız Oğuz Kaan'ın konseye gitmek gibi bir yetkisi yok. Çünkü değil BUSOS aktif üyesi olmak, BUSOS üyesi dahi değil. Biz bu konuyu gerek kulübün yönetim kuruluyla gerekse TOG profesyonelleriyle konuşup karara bağladık.

Önceden bir karar verilmemişti. Bunun en iyi kanıtı da Sibel ve Sevda'dan birinin bizimle birlikte konseye gitmesini desteklememiz olmuştu hatırlatırım. Şuan için BUSOS üye listelerinde olmamalarına rağmen geçmiş yıllarda BUSOS'ta görev almış olmaları, TOG Atak'a katılmış olmaları ve TOG Grubu toplantılarına en düzenli gelenler olmalarından ötürü insiyatif kullanıp aktif üye gösterebilirdik.

Ancak Oğuz Kaan bu kriterleri taşımıyor. Yani Oğuz Kaan bürokrasiye ya da tekellere takılmadı. Her seçimde olduğu gibi, bu seçimin de aday olma kriterleri varıd ve o bunları karşılamıyordu. Tüm bunlara ek olarak, bu grubu tekelimiz altına almayacağımızı sene içerisinde göreceksiniz zaten.

Son olarak lütfen yorumlarınızı yaparken böyle bir yapılanmanın Boğaziçi'nde Volkan (Yılmaz) ve Dilara (Demir) olmadan olmadığını ve bu yapılanmanın bizim emeklerimizle emeklemeye başladığını da unutmayalım. Arzularımızla değil özverimizle hareket ettiğimiz ortada: Sezar'ın hakkı Sezar'a....

BUSOS konusundaki sorunlarını paylaşmasını istemiştik Oğuz Kaan'dan. Sağolsun söylemiş. Çünkü başkan yardımcımız, Oğuz Kaan'ın BUSOS'a antipati duymasına üzülmüş ve bir yanlışlık yapılmışsa ileriki günlerde değiştirmeyi öngörmüştü. Benim, Oğuz Kaan'ın kişisel görüşlerine saygım sonsuz. Ama kafamdaki gönüllülük imajıyla lüks giyim (o her neyse) arasında bir çelişki yok. Yani evet Yeşim'in (başkan yardımcısı) arabası var, hoş giyinir vs. Ben de okuldan gereksinim bursu alıyordum sene başında. Eee? Böyle bir prototip belirlemek mümkün değil kulüplerde, zaten olmasın da bence. Bir de bunu söyleyen Oğuz Kaan'ın, kırılmasın ama, ENSO'ya üye olmuş olması (şimdi değil ama ilk anda antipati duymuş ya BUSOS'a o açıdan) bana kal getirdi.Ben kulübü yaşamadan karar vermemenizi öneririm. Ne de olsa; önyargıyı parçalamak bir atomu parçalamaktan daha zor.

Kalın sağlıcakla...

(06/07/2004 - 18:14) Oğuz Kaan Kılınç > Volkan Yılmaz

Bu olayı polemiğe dönüştürmemek için birkaç tane hususu direk sana atmak istedim.

  • Yeni isim daha iyi duruyor bana kalırsa... Boğaziçili TOG'lular değil de, BUSOS'lu TOG'lular grubunuza daha çok yakışmış.
  • Önceden kararlaştırma konusunda ise, o günü dakika dakika hatırlıyorum. Biraz sessiz bir destekti sanki. (Sibel ve Sevda'nın desteklenmesi!)
  • Tek eksiğim BUSOS'a üye olup BUSOS'ta aktif olmamak.
  • Üye olma zorunluluğu, bir bürokrasi engeli gibi geldi bana.
  • BUSOS'a antipatim artarak devam ediyor ne yazık ki!
  • Ben bir mühendis adayıyım ve okula yabancıyken ENSO'ya katılmam doğal değil mi?
  • Ve ENSO'nun gönüllülük amacı yok, bunu da belirtmek isterim...

Not: Konseye bağımsız olarak katılma olasılığı var mı?

(07/07/2004 - 13:54) Volkan Yılmaz > BUSOS TOG Grubu

Selamlar!

Olayı polemiğe dönüştürmemek için attığın mesajın içeriği ne yazık ki polemiklerle dolu Oğuz. Ben BUSOS TOG olayını yeterince açıklıkla defalarca anlattım. Bu grup Boğaziçi'nin tek yasal TOG örgütlü yapılanmasıdır ve öyle de kalacak, bir yönetmelik değişikliği olmazsa. İsmini nasıl duymak istersen, kendine öyle tekrar edebilirsin tabii...

Bu arada konsey konusunda, kimin gideceğine tek itiraz eden sensin. Ofisin, kulübün ve gönüllülerin onayı alındı; o nedenle benim içim rahat. Kızlar gitmek isteseydi görürdün sonucunu, bunun üzerine komplo teorisi kurmaya gerek yok. Tabii ki aday olacağımızı önceden konuştuk. Dilara ile seçimin sonucunu tahmin etmemiz ve buna ipotek koymamız mümkün değil.Sevda'nın "bir eski bir yeni" önerisi de o anda geldi ve bana mantıklı göründü. Sessiz miydi bilemeyeceğim ama şunu da unutma, desteklemek zorunda değildim o öneriyi. Ben, Dilara ve benim gitmem konusunda da oy kullanabilirim. Benim tavrım seni ilgilendirmez. Sen sadece oyunu kullanırsın o kadar, benim gibi. İki yasal aday çıktı ve doğal olarak seçim olmadı o başka.

Sen zaten BUSOS'ta değilsen bana bağlı değilsin. Ben BUSOS TOG sorumlusuyum, sen bundan sonra sorularını direk ofise ilet istersen. Ama bir arkadaş olarak bildiğimi söyleyeyim, bağımsız olarak konseylere katılınamıyor diye biliyorum. Sadece okul kontejanından gidiliyor.

BUSOS kurumsal kimliğini korumak zorundadır. Kurallar öyle, sadece bir bürokrasiden ibaret değil. Bu kurum yaşamını, yüzlerce insanın emeği ile sürdürmekte. Bu emeklere saygı duyar ve katılırsan ne ala, ya da yine saygı duyar ve dışarıdan katılırsan yine ne ala. Ama herşeyi öyle basitçe bir demogojiye indirgeyemezsin. İndirgememelisin.

ENSO olayı ciddi epostamda biraz olsun güldürmek amaçlıydı zaten. Cevap vermen bile anlamsız.

BUSOS antipatinle seni yalnız bırakıyorum artık. Burada herkes dayanma sınırlarını aşarak açıklamaya çalıştı sana tüm yapılanmayı. Bir kulüp, tek tek insanların emeklerinin birleşimidir bunu unutma. Bu kurum sürekliliğini sağlamak bizlerin görevi ve buna saygı duy.

Lütfen bu konu hakkında artık yorum paylaşımına girmeyelim.

Bundan sonra Boğaziçi'nde TOG toplantısına katılıp katılmayacağına, egrupta kalıp kalmayacağına veya direk ofisle mi çalışmak istediğine kendin karar ver ve uygula.

İyi tatiller.

(06/07/2004 - 23:41) Yeşim Tonga > BUSOS TOG Grubu

Bu konunun bir kısır döngüye girmesini istemesem de görüşlerimi belirtmeyi bir yükümlülük olarak görüyorum. "Gönüllülük" kavramı; kılığa kıyafete, arabaya teknolojiye, bilgisayara, BMW'ye indirgenmemeli. Tanım açısından incelediğimizde de "gönüllülük" kavramının bu tür sınıflandırmalardan ne derece uzak olduğunu rahatça algılayabiliriz. Zaten "gönüllülük" ve "toplumsal duyarlılık" gibi kavramlar üzerine yapılanan BUSOS olarak biz de, bu denli bir sınıflandırmaya ve ayrımcılığa karşıyız. Ben de kişisel olarak, "gönüllü kişi" tanımını kılık kıyafete, lükse, teknolojik donanıma indirgeyen zihniyetin ne derece gönüllü olduğunu bir kez daha sorgularım. Bu konuyla ilgili daha çok şey yazılabilir, ancak böyle bir tartışmayı egruba taşımayı uygun bulmadığımdan görüşlerimin kalanını Oğuz Kaan'la paylaşmayı tercih ediyorum. Ana fikir ne de olsa anlaşılmıştır.

Asıl değinmek istediğim konuya gelince; TOG Grubu, Burcu, Volkan (Yılmaz) ve Dilara (Demir) 'nın (emeği geçen diğer insanlara da saygılar) özverileriyle, Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde yasal olarak varlığını ortaya koyabileceği bir düzende kurulmuştur. Kimsenin bu insanların emeklerini, özverilerini hiçe sayarak böylesi bir yapılanmanın gerekliliği, oluşum süreci, bu yapılanmanın bir parçası olabilme şartları kendisine bir saat boyunca anlatılmış olmasına rağmen, bu insanlara karşı TOG Grubu'nu tekelleştirme gibi bir suçlamada bulunmaya hakkı yoktur. Hele ki böylesi bilinçsizce bir suçlamayı BUSOS bünyesinde kurulmuş olan BUSOS TOG Gruba'na atarak söz konusu konunun gelişmelerine şahit olmamış, belki de kulüp tüzüğü ve Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kulüplerin işleyişi, bu işleyişin yasal temelleriyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin kafasında soru işaretleri (özellikle BUSOS imajıyla ilgili) oluşturmak eğilimi de olmamalıdır.

Bu nedenle; anlayışsızlığı, bilinçsiz yaklaşımı, insanların emeklerini hiçe sayarcasına yükümlülük altında bırakan suçlamaları nedeniyle Oğuz Kaan'ı kınıyorum.

Kendinize iyi bakın...

(07/07/2004 - 13:54) Oğuz Kaan Kılınç > Yeşim Tonga


İyi Günler,

Benim BUSOS hakkında ne düşündüğümü açıkça belirtmemi istemiştiniz, ben de belirttim. Hepsi bu kadardı.

Bu yazdıklarım benim ruhsal ve fikirsel dünyamın birer parçasıydı. Evet şu ana kadar düşüncelerim dolayısıyla eleştirildim ama katı kurallara ve başıboş kuralsızlıklara bağlı da bir kişi değilim.

Ve düşüncelerim içinde "sınıflandırma" yoktu. Lüks gözüküp gözükmemenizin benim için hiçbir önemi yok. Önemli olan dışarıda bıraktığımız imaj. Anadolu'yu dolaşırken onlar gibi olamazsak bizim için düşünecekleriydi, söylediklerim. Bakın okulumuz gerçekten çok çeşitli insanları içinde barındırıyor ve fikir paylaşımı serbest, ancak bizlerin sahip olduklarına sahip olamayan dışarıdaki insanlar için aynı durum geçerli değil.

Düşünsenize bir, bir yere yardıma gittik. Sahip olduklarımızı da yanımızda götürdük. Herşey çok güzel, peki onlara Toplum Bilincini nasıl aşılayacağız. Demezler mi ki "Onlarda var ki yapıyor, biz neyle yapalım?". Ama büyük ihtimalle düşünmezler ki, bir okul boyamanın bir insandan maddi ve manevi olarak götürecekleri neredeyse hiçbirşeydir. Ama böyle bir düşünce doğduğunda Toplum Gönüllüleri 2000-3000 kişi ile sınırlı kalmaz mı? Sorum bu...

Tekelleşme konusunda da elbette cevaplarım olacak. Dilara ile Volkan'ın çalışmalarına diyecek bir şeyim yok. Hepsine sonsuz teşekkürler. Sonuçta Boğaziçi'nde TOG'lu olduğunu bildiğim ama tanışamadığım ya da karşılaşamadığım TOG'lularla tanıştım. Ama bu durum bende bir örnek olarak hayat buluyor;

Bir savaşta çarpışanlar askerlerdir ama komutanlarının adı duyulur. Belki çarpışmaya onlar da katılmışlardır ama tek başlarına bir şey yapamayacaklarını onlar da bilmelidirler.

Tam bir benzetme olmadı ama iki-üç kişinin ismini ön plana çıkarmanın pek gereksiz bir şey olduğunu düşünüyorum.

Kınama hususuna vereceğim cevabım da şudur: Kimsenin emeklerini hiçe saymış değilim; olayı yukarıdaki komutan ve asker örneğinde açıklayabildiğimi sanıyorum. Anlayışsız olmam da gayet karşılıklı bir şeydir. O bir saatlik toplantı sonucunda, sırf BUSOS'lu olmamam nedeniyle toplantılara katılmamın bile pek bir değerinin olmadığını görmek kimin anlayışsızlığıdır.

Dilerim bu hakkında daha detaylı düşünürsünüz.

Saygılarımla...

"Değiştirmeme fırsat verilmeyen bir yerde sadece eleştirmekle yetindiğim için özür dilerim..."

Tüm bu konuşmalar tam 4 yıl önce, ben henüz bu işlerde hiçbir şey bilmiyorken gerçekleşti. Şimdi gönüllülüğe bakış açım, gönüllülüğün bizlere kattıkları hakkında düşüncelerim ve gönüllülüğün uygulanış biçimleri hakkında fikirlerim değişti. Zaman geçtikçe tecrübe kazanıyoruz, daha da kazanacağız.

Saygılarımla...

Anlatacak O Kadar Sey Var Ki

Kelimenin tam anlamı ile haftalardır bir şeyler yazmıyorum. Yazacak bir şey olmadığı için değil, yazmaya vaktim olmadığı için de değil. Tek nedeni, düşüncelerin kafamda bir oraya bir buraya uçup durmasından kaynaklanıyor.

Yazacaklarımı ve yapacaklarımı özetlemek gerekirse;

  • 9-10 Mayıs 2008 tarihleri arasında Toplum Gönüllüleri Rehberlik Grubu ile Assos'a bir gezi düzenledik. Anlatılası onlarca anım, ders alınası konularım var.
  • Ralf Bey'e iletmem gereken bir proje metni var. 20 Mayıs 2008 tarihinden önce (hatta bugün) kendisine iletmem lazım.
  • Bir de TOGSES için yazı yazacağım. Kafamı toparlamam yine en büyük şartlardan bir tanesi.
  • BÜMED ile bir röportaj düzenleyip bizim TOG Rehberlik ile olan ilişkisini de bir sorfulasam hiç ama hiç fena olmaz. Bu arada bumanzara'nın tam bir felaket olduğunu da belirtmem lazım.
  • Son zamanlarda blog yazarları arasında "blogumu kapatıyorum" furyası esmekte, nedeni nedir kişisel olarak sorgulamak istiyorum.
  • Malumunuz Joomla! Türkiye'den ayrıldım, artık Joomla! TR'deyim. Onun üzerine iki çft laf edip bundan sonraki projelerimden de bahsetmem lazım.
  • Bir de "Blog Ödülleri" yarışması düzenlendi. Ödüller değil, bu yarışmanın varlığı sorgulamak istediğim. Bu da notlarım arasında.
  • AHDER(Afete Hazırlık Derneği)'in internet sitesini aktarmam lazım artık. Dün şifreler de geldi, sadece kurup çalıştırması kaldı.
  • TOG Rehberlik'in sitesi tamam. Ama malum ben bir türlü yetinemem, hep daha güzeli olsun isterim. Bir kere daha, bir kere daha ve sonra dönüp bir kere daha bakmam lazım.
  • Joomla! TR'nin yeni sitesi üzerinde de çalışıyorum. Dileğim bu hafta içerisinde tamamlamak. Şu aralar sitenin görselleri üzerinde kafa patlatıyorum.
  • Bir de bir Joomla! eklentisi üzerine çalışıyorum. Hem Joomla!TR'de hem de AHDER'de işime yarayacak bir eklenti. Onun için de bir gün oturup bir şeyler kodlamam lazım.
  • Bu hafta yurt kaydı haftası. 170 ytl borcum var, ama cebimde sadece 40 ytl var. Üstünü bir yerlerden denkleştirmek lazım.
  • 5 ve 6 Haziran tarihlerinde iki önemli finalim var. Geçmem lazım, vizelerim de öyle iç açıcı değil. Finalden inanılmaz notlar almam gerekiyor ki geçebileyim. Vakit bulup ona da çalışmak lazım.
  • Bir de eşyalarıma ne yapacağım derdi var kafamda. O da evlere şenlik. Yurt insanının tüm evi, yurdu. Tüm eşyaları da orada. Yaz tatilinde şuan kullandığımız yurt tadilata girecekmiş. Bu da demek oluyor ki, bir tır kiralayıp eşyaları güney kampüse taşımak lazım.
  • Eh bir de yaz okulu mevzusu var. Kalmak bir dert, kalmamak bir dert. Düşün taşın, ...tur işin demişler.
  • Tüm bunların yanında Sevgilim de var. Bu kadar düşüncenin arasında kendimi bile kaybettiğim oluyor. Ben kendimi kaybettiğimde, kendimle kolayca barışabiliyorum da; onu kaybettiğimde, barışmak kolay olmuyor.
  • Bu kadar yapılacak şeyin yanında bir de aileme de güzel gözükmem lazım. Eh tüm bunların altında kalmış bir evladı hiçbir ana baba görmek istemez.

Hepsini tek tek yapacağım. O nedenle haydi işe koyulalım...

Not: Bu arada yazımı yayınladıktan hemen sonra ilk paragrafını okudum, sonra maddelere bir göz attım. Sadece yapacaklarımı yazmışım. Durun bir de yazacaklarımı da paylaşayım.

  • Ensest Bir Hikaye (Türkiye gerçekleri ile ilgili bir yazı)
  • Global Soyunma 2 (adı farklı da onu yazı ile birlikte vermek istiyorum)
  • Kanlı Bir Akşam (hikaye tadında bir yazı)
  • Ben Blog Değil, Yazı Yazıyorum
  • Ben Bir İdolüm (geçen gün başıma gelen bir olay sonrası hissettiklerim)

İlk aklıma gelenler bunlar efendim. Yazı başlıkları değişebilir, tamamen kişisel özgürlüklerim içerisindedir bu değişiklikler.

Bu arada;

19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı'nız Kutlu Olsun...


Sevgiler Dostlarım,

Sağlık, mutluluk, başarı ve barış ile kalın...

Joomla! Turkiye'den Ayrildim....

14 aydır iyisiyle kötüsüyle hizmet etmeye çalıştığım, Joomla! dışı yaşamımın gereksinimleri nedeniyle bazen koptuğum, her türlü eleştiriye can siperane göğüs gerdiğim Joomla! Türkiye (www.joomlaturkiye.org)'den 15 Mayıs 2008'in ilk saatlerinde ayrılmış bulunmaktayım.

Bildiğiniz üzere 15 gün önce Joomla!Türkiye ile Joomla!TR'nin birleştiğini duyurmuş ve bugüne kadar Joomla! Türkiye'nin taşınması için çalışmaları sürdürmüştük. 14 Mayıs 2008'in son dakikalarında sitenin tam bir yedeğinin alınması işlemi tamamlandı.

Ve işte işlemin tamamlanmasının hemen ardından msne bağlandım ve Sinan ile karşılaştım. Sinan, birleşmeyi onaylamadığını, oraya bir blog+forum kuracağını iletti. Sinan, joomlatürkiye.org ve türevlerinin alan adı sahibidir ve bu sahipliğini 14 ay sonra, Joomla! Türkiye'nin TarmHost'tan kopacağı -TarmHost da Sinan ve arkadaşlarının şirketi- günün gecesi dile getirmiştir.

Böylesine bir bencilliğin arkasında daha fazla duramayacağıma karar verip Joomla! Türkiye (.org) ve çalışmalarından ayrılmış bulunmaktayım.

1 Haziran 2008'de yayına sokmak için neredeyse tamamladığımız sitemiz, yeni yaptığımız logomuz ve yüzlerce projemiz ile artık Joomla! Türkiye (.org)'siziz.

Bundan sonraki süreç Joomla!TR ile karşılıklı müzakerelerimiz sonucu çalışmalarıma Joomla!TR olarak devam edip edemeyeceğim ya da başka bir oluşuma katılıp katılmayacağım veyahut yeni bir oluşum kurup kurmayacağımla alakalı.

Belki de Joomla! ilk ortaya çıktığından beri desteklediğim Joomla!yı bırakıp kişisel çalışmalarıma yönelirim, kimbilir...

Saygılar...

Bir Joomla! Sever...

Bugün, Fikir, Blog

Günlük hayatta en çok kullandığım ifadelerden birisidir 3 kelimenin anlattıkları. Genellikle herkes tarafından bilinen atasözlerinden çıkarım yaparım ya da o an ki durumu sadece 3 kelime ile özetleyiveririm. Bir de bu kullanımın oyun şeklinde olanı var ki; size 3 kelime verilir ve sizden bu 3 kelime ile bir hikaye oluşturmanız istenir.

Örneğin; "it, çomak, an" dediğimde, siz hakkında iyi düşünmediğim birisinden bahsederken, onun şıp diye ortama damladığını anlayıverirsiniz.
Ya da; "ocak, incir, ağaç" dediğimde ise paramın alakasız bir anda küt diye tükenmiş olduğumu da anlarsınız.

Ya peki şunu dersem ne anlarsınız? "hayvan, sapık, zavallı kız"
Bu üçlü tam olarak anlatmak istediğime cevap veremiyor, çünkü içinde olması gereken bir öğe yerine bir duyguya yer verilmiş.
Öyleyse değiştirelim; "sapık, zavallı kız, kamera" dediğimde işte anlatmak istediğime geliverdik. Bu başlığı, bu blog içerisinde bir yazıda gördüğünüzde; ben o yazıda, kendilerine aşık olan kızlarla birlikte olup bu kızları gizli kamera ile görüntüleyip bu görüntüleri internete yayan sapıklardan bahsedeceğimdir.

Yani eğer 3 kelime bilindik bir atasözü ya da vecizeye ait değilse, yazı içeriğini özetlemeli.

Çok uzun zamandır düşündüğüm bir yazı türüydü bu. Varolan blogum içinde kaybolsun da istemedim ve "bugün, bu fikri, bu blogla hayata geçirdim"...

Oğuz, Kaan, Çağatay üçlemesinin de ömrünüz boyunca beni iyi dileklerle çağrıştırması temennisi ile şimdilik hoşçakalın...

Not: Sizin de "3 Kelime 1 Yazı"larınız varsa yollayabilir ya da 3 Kelime yollayıp benim ve okuyucularımın bu konuda yazı yazmalarını teşvik edebiliriniz. Hatta yaparsanız ayrıyeten mutlu olurum.

Joomla Dunyasi'nda Muhtesem Birlesme

Türkiye'de Joomla!nın iki büyük destekçisi olan; Joomla! Resmi Türkçe Çeviri ve Destek Sitesi www.joomlaturkiye.org ile Joomla! TR Destek Sitesi www.joomlatr.org güçlerini Joomla! kullanıcılarına daha iyi hizmet sunmak için birleştirdiler.

Joomla! Resmi Türkçe Çeviri ve Destek Sitesi (www.joomlaturkiye.org) +28.000, Joomla! TR Destek Sitesi (www.joomlatr.org) ise +10.000 kayıtlı kullanıcıya sahip. Bu birleşme sonrasında kayıtlı kullanıcı sayısı olarak 30.000'nin aşılmayacağı tahmin edilse de, kullanıcıların tek bir hesap ile çok daha fazla Joomla! geliştiricisi ile buluşacak olması kesinlikle çok büyük bir artı.

Birleşme ile birlikte Joomla! konusunda Türkiye'nin ve hatta Türk Cumhuriyetleri'nin bir devi olacak olan Joomla! Türkiye Sitesi, yeni yatırımlar için de kolları sıvayacak.

Bu dev birleşmenin iki önemli hedefi var:

İlki, Joomla! kullanıcılarına çok daha verimli ve kaliteli destek verebilmek. Şuan her iki site de özgün bir biçimde haberleri iletiyor ve kullanıcılarına destek olmaya çalışıyordu. Bu şartlarda, aynı haber ya da aynı soru her sitede en az iki kere tekrarlanmış oluyor ve bu da zaman kaybına yol açıyordu. Birleşme sonucunda tek merkezden hareket edecek olan www.joomlaturkiye.org ve www.joomlatr.org siteleri, iş gücünü iki katına çıkartırken iş yükünü yarıya indirmiş olacak ve böylece Joomla! desteği konusunda 4 katlık bir kazanç sağlanacak.

İkincisi ise, Türkiye kaynaklı Joomla! eklentileri üretebilmek ve varolan eklentilerin geliştirilmesine Türkiye ekibi olarak katkıda bulunabilmek. Artan iş gücü ve azalan iş yükü sonucunda açığa çıkan üretim gücü fazlası, eklenti geliştirilmelerine ayrılacak. Ayrıca yeni sürümleri için çalışmalara başlamış olan bu iki site ortak bir site oluşturarak, deneyimlerini Joomla! kullanıcıları ile paylaşabilecek.

Joomla! Resmi Türkçe Çeviri ve Destek Sitesi (www.joomlaturkiye.org), Türkiye'deki Joomla! geliştiricileri için Joomla!Code benzeri bir platform kurma konusunda çalışmalara başladığını önceden bildirmişti. Bu oluşturulacak geliştirme platformu ile, küçük çaptaki Joomla! destek ve geliştirme siteleri de kendileri için kaliteli ve profesyonel hizmet sunan dev bir sisteme geçiş yapabilecekler.

Elbette bu birleşme sonucunda; yeni reklam ve sponsorluk planları ile daha çeşitli ve kaliteli hizmet için, maddi gelir de elde edilecek. Böylece elde edilen gelirler ile, Joomla! kullanıcıları için ödüllü yarışmalar ve eğitim seminerleri düzenlenebilecektir.

İlk etapta Joomla! Türkçe Çeviri ve Destek Sitesi (www.joomlaturkiye.org) forumları, Joomla! TR Destek Sitesi (www.joomlatr.org) forumlarına; Joomla! TR Destek Sitesi (www.joomlatr.org) ise Joomla! Türkçe Çeviri ve Destek Sitesi'ne (www.joomlaturkiye.org) yönlendirilecektir. Bu süreç içerisinde; iki ekibin ortak bilgi ve deneyim paylaşımları ile Joomla! Türkiye Yeni Sitesi'nin çalışmalarına başlanacak ve tamamlanacaktır.

İkinci etapta ise; Joomla! Türkiye Sitesi'nin çalışmalarının tamamlanmasıyla ortak ve yepyeni bir sistem üzerinden çalışmalar hızlandırılarak sürdürülecektir. Yeni sistemde; Joomla! 1.5, sade bir tasarım, zengin bir içerik ve sınırsız destek sizlerle buluşacaktır.

İki ekibin de gerçekten kaliteli ve uygulanabilir planları halihazırda mevcut. Önümüzdeki günler içerisinde, süratle bu planları bir kapta yoğuracak ve siz Joomla! kullanıcılarına muhteşem bir Joomla! şöleni sunacaklar.

Dileğimiz bu muhteşem birleşmenin, tüm Joomla! Dünyası'na hayal ettiğimizin de ötesinde katkılar sağlaması...

[ www.joomlaturkiye.org ve www.joomlatr.org ortak bildirisidir ]

1 Mayıs İşçi Bayramı Kutlu Olsun


 
 


Bugün 1 Mayıs...
Emekçilerin Bayramı...
Tüm dünyada "özgürce" kutlanıyor...
Ama Türkiye'de "özgürlük" olmadığından kutlanamıyor...
Hatta sadece kutlanamamakla kalmıyor, kana da bulanıyor.
*
İşçi Bayramları'nda onbinlerce polis, kendi ülkesinin vatandaşlarının üzerine yürüyor.
Sanki kardeşinin sırtında "büyük güçler"in sopası yokmuş gibi...
O da vuruyor copunu...
Sanki ekonomik sıkıntılarla boğulmuyor gibi işçi akrabası,
Gaz bombaları ile boğuyor onları, onların "bayram"ında...
Birilerinin kişisel hazımsızlıklarından ötürü,
Kana buluyor Türkiye'yi, aldığı emirlerle...
*
Bugün 1 Mayıs...
İstanbul'da savaş var.
Savaş da çok "adil"!...
Bir tarafın sloganları var, diğer tarafın silahları ve bombaları...
Bir diğer tarafın ise hiçbir şeyi yok,
Sadece gitmesi gereken bir işi, bir okulu var.
Ama genizi yanıyor, gözleri sulanıyor.
Çünkü tepesinde bir gaz bombası patlamış,
Sırtına bir cop inmiş...
*
Bugün 1 Mayıs.
İşçi Bayramı...
Taksim'de askerler mevzilenmiş.
Şişli'de tanklar yürüyor...
İşçiler ise binalara hapsedilmiş.
Barış güvercini ise yerde kanlar içinde yatıyor...
*
Bugün 1 Mayıs...
İşçi Savaşı'nız Kanlı Olsun...