Benden Mesajlar

(Şurada listelemekte olduğum tekdüze mesajlardan hoşlanmadığımı ve hoşlanmadığım bir şeyi en azından değer verdiklerime yapmadığımı belirtmek isterim. O nedenle biraz kafa yorup kendi özgün ve güzel mesajlarımı oluştururum. İşte burada da sizlere bu mesajları sunacağım. Bu mesajları da kullanabilirsiniz. Ancak sizden bir ricam var; bu mesajları attığınız kişinin tepkisini benimle paylaşın. Yorum olarak paylaşın ki, sözcüklerin gücünü bir kez daha görmüş olalım hep birlikte.)

- Az önce yepyeni bir güne, yepyeni bir şehirde açtım gözlerimi. Gülümsüyordum, çünkü hala yaşıyordum ve hala mükemmel dostlarım vardı. [DOST], [ARKADAŞ]

Dost Nedir Bilir Misin?

D ---> Daima yanımdasın
O ---> Olmazsa olmazımsın
S ---> Seni "SEN" olduğun için seviyorum
T ---> Tüm herşeyimsin

Do You Know What "Fuck" Means?

"F" means Forever with you
"U" means Unhappy without you
"C" means Care for you
"K" means Kiss you

So I will "FUCK" you forever...
[anonim alıntı]

Bir'in Amacı

Çok şey kaybettiğinin farkında değilsin. Tek başımıza ayakta kalabilmeyi öğreniyoruz burada ve biliyoruz ki bize kahvaltı getirenler, bizi ayakta tutanlar da bir gün toprak olacak. Ve işte o gün siz felçli bir hasta gibi yerde kıvranırken biz ayaklarımız üzerinde ve tüm gücümüzle, sen ve senin gibileri basamak gibi kullanarak; yani sizleri ezip geçip zirveye çıkacağız. Biz o zirvedeyken sizin aşağıdaki iniltileriniz bize ulaşmayacak. Duysak da takmayacağız. Kendileri ettiler, kendileri buldular diyeceğiz.

Yazarın Notu: Yatılı okullarda okuyanları küçük görmeye kalkan zengin bir arkadaşımıza 2002 yılında yazılmıştır.

Tekdüze Hazır Mesajlar

(Birçoğumuz özel günlerde gelen tekdüze mesajlardan hoşlanmaz, ben de bu kişilerden biriyim. İşte arkadaşlarımdan bana gelen tekdüze mesajlar. Tekdüze mesajlarınıza yeni çeşitler eklemek isterseniz kopya edebilirsiniz, bana ait değiller. Mesajların sonlarında nerelerde kullanabileceğiniz ile ilgili kısa etiketler de var. Yeni tekdüzelerle birlikte güncelleyeceğim listeyi.)

- Bir insan ölür, bir çiçek açar. Amerika bir silah dener. Güneş herşeyin üzerine tekrar doğar. Hayatın tekdüzeliğinden uzak bir bayram geçirmen dileğiyle. [BAYRAM]

- Gül sevginin tacıdır. Bu yüzden her bahar gülle taçlanır. O gül ki Muhammed'i anlatır. Muhammed'i anlayana gül kokatır. Gül kokulu bayramınız kutlu olsun. [BAYRAM]

- Benim ömrümde ırmaklar vardır sularında hayallerimi yüzdürdüğüm. Benim ömrümde sevdiklerim vardır, bayramlar ayrı geçince üzüldüğüm. Bayramınız mübarek olsun. [BAYRAM]

- Baki dostluklar adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayrılık saymayan gönüller vardır. Mesafeler aramıza set çekse ne çıkar, bayramda birleşen yürekler vardır. [BAYRAM]

- Sıkıntıya düştüğünde başını gökyüzüne kaldır. Ay ve yıldızların arasından sana gülümsüyor olacağım. [SEVGİLİ], [DOST], [ARKADAŞ]

- Kıpkızıl bir güneşin önünde beyaz bir yelkendir hayat, alır götürür seni bilinmeyen uzaklara. Sevda mavidir ve maviyse umut, yüreğini daima mavidir. [SEVGİLİ]

Bir Hayale Ufak Bir Gerçeklik

Sevgili Ali Sait,

Bu ne güzel bir hayaldir, ki aslında buna hayal değil de hedef demek senin gibi sorumluluk sahibi bir arkadaşımız için çok daha doğru olacaktır. Çünkü sen, zaten halihazırda TOG Rehberlik Koordinatörlüğü görevini başarıyla sürdürmektesin ve bunun pozitif sonuçlarını alman da kaçınılmazdır.

Bizlerin de dileği bu iki yüzlerin katlanması, ancak bu noktada dikkatli olmakta da fayda var açıkçası. Elbette sayımızın artması ve daha çok kişiye ulaşmak elbette güzel şeyler. Ancak bir noktadan sonra bu sayının idare edilmesi çok daha zorlaşmakta, çok daha üst düzey yatırım gerektirmektedir.

Nacizane Afet Grubu deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki;
2 ile başladığımız Afet Grubu yolculuğunda 10 sayısına eriştiğimizde devamının geleceğini hissetmiştik. 10lar 100 olduğunda "Başardık!" dedik. 100ler 1500'e dayandığında gerçekten başarmıştık ama çok ağır bir yükle de karşı karşıya kalmıştık.
1500'ü koordine etmek, sorunlarını karşılamak, onlar için eğitimler düzenlemek ve aynı anda bu 1500'ün eğitim vereceği 100.000'leri ayarlamak işlerimizi daha da zorlaştırdı.
TOG Afet Grubu olarak başladığımız çalışmaların devamı için AHDER'i de yanımıza aldık ama ağırlaşan maddi yükümlülükler ve hızlı büyümemizle birlikte TOG ile AHDER arasında bir seçim yapmak zorunda kaldık. Konumuz afetler olduğundan AHDER'de kaldık.
15 Ocak 2005'te başlayan yolculuğumuzda Haziran ayına gelip ilk dönemimizi kaparken; ancak 1500'ün 150'sine "Deprem Eğitmeni Eğitimleri"ni verebilmiş, sadece İstanbul'daki okullarda 20.000 ilköğretim öğrencisini eğitmiştik.
Ancak bu eğitimcilerin ve eğitimlerin koordinatörlüğü benim eğitimime, sağlığıma ve bir yılıma mal oldu. Ve gerçekten kendimi toparlamak oldukça yordu ve hala daha toparlamaya çalışıyorum.
Afet Grubu Mu?
Hızlı büyümenin yok oluşu da hızlı oldu. Acı tatlı anılarıyla birlikte hayatıma büyük bedelli bir deneyim olarak yazıldı.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım şeyi anladığından şüphem yok.

Koordinasyon kanadında gördüğüm kadarıyla teksin. Sayı arttıkça daha fazla kişinin bu koordinasyona ortak olması gerekecektir (her 100 kişi için 1 koordinatör belki yeterli olabilir). Ayrıca önümüzdeki günlerde okulundan mezun olacağın için yerine geleceklere yavaştan bu işi anlatmaya başlamalısın ki senin yokluğunda işler aksamasın.
Kısaca TOG Rehberlik için bir koordinasyon şeması oluşturmalı ve olası aksaklıklara karşı bir yedek güç sistemini her an hazırda bekletmelisin.

Yavaş ve emin adımlarla gitmek en güzeli, rotamız belli nasıl olsa. Acele edip de koca gemiyi alabora tehlikesiyle karşı karşıya getirmeye hiç gerek yok. 200'ler 1000'lere dönüşecek ama yavaş yavaş. Sabırla erecek olgunluğa meyveler...

Saygılarımla...

Bir Rehbi...

*** Yukarıdaki yazım, aşağıdaki yazıya cevap olarak kaleme alınmıştır.***
 

Değerli Rehber ve Sevgili Rehbiler,

Rehber ve Rehberlik YK üyemiz Ralf Bey, rehber-rehbi eposta grubumuza göndermiş olduğu bayram mesajına ek olarak "Yakında aramıza katılacak olan Rehber ve Rehbiler ile sayımız 200 kişiyi bulacak." yazmış.

Rehberlik Projesi Koordinatörlüğü görevini aldığımdan beri bir hayalim var. Rehberlik Projesi'ni daha fazla rehber ve rehbiye ulaştırmak. Erişmek istediğim sayı ise 100 Rehber ve 200 Rehbi'dir.

Bugüne kadar yakalayamadığımız bu hayalimin hala gerçekleştirebileceği kanaatindeyim. Çünkü insanlar hayallerini gerçekleştirirken farkında olarak ya da olmayarak, dışarıdan birilerinin yardımı ile bu hayallerini gerçekleştirirler.

Rehberlik Projesi'nde, 53 Rehber ve 118 Rehbi kişi bulunmaktadır. Yeni katılacak olan Rehber ve Rehbilerimiz ile bu sayımız 200 kişiye ulaşacak. Fakat bu yeterli değil!

Değerli Rehber ve Sevgili Rehbiler,
Bu hayalimin gerçekleşmesinde bana yardımcı olabilir misiniz?
Sizden ricam sadece 1 arkadaşınıza Rehberlik Projesini tanıtmak, anlatmak ve bana ulaşmasını sağlamak.

Ali Sait

Seni Seviyorum Dememeli İnsan

"Seni Seviyorum" dememeli insan aşık olunca. Çok acı oluyor aynı ağızdan duymak yıkılışını...
Yalanlarla, küçümsemelerle ve alaylarla...
Ve bunlardır aldatmacaya döndüren kusursuz sandığımız dünyayı!...
Peyami Safa

Bayramınız Kutlu Olsun


Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlence ve tatlı süprizler olsun...
Tatlılar olsun tiramisu, profiterol, elmalı  kekler, şekerli kahveler.
Buluşmak için telefonlaşmalar olsun.
Buluşmalar olsun, kavuşmalar olsun..
Kayıplar, depremler, afetler olmasın.
Kırgınlıklar, anlaşmazlıklar, ayrılıklar, yalanlar olmasın.
"Biz" olsun; "Ben" olmasın...
Mutluluk parayla, eğlence zoraki olmasın.
Kellerin saçı çıksın.
Fazla kilolar yok olsun.
Göbek, göbek atmak için olsun.
Bir kere söylensin ve yeter olsun.
En önemlisi sevgi olsun.
Aşkolsun.
Daha n'olsun.
BAYRAMINIZ  KUTLU OLSUN...

Fala İnanma Derler Ama

Sevgilimin blogumda yazmamak istemesinin esas nedeni olan siyasi içerikli yazılarımdan biri değil ama çok hoşuma giden bir fıkra, sizinle de paylaşmak istedim.

Adamın biri falcıya gitmiş. Falcı adamın avucunu incelemiş. Yüzü asılmış. Adam telaşla sormuş:
- Hayırdır, halim ahvalim çok mu kötü?
Falcı cevaplamış:
- Üzgünüm! Pek yakın bir vakitte, tüm Türkiye'nin felaketine sebep olacak bir iş yapacaksınız!
Kendini deccal gibi hisseden adamcağız ne yapsın? Derhal en yakın demiryoluna gidip kendini rayların üzerine atmış ve hayatına son verecek treni beklemeye başlamış. O sırada yandaki çayırda top oynayan çocuklardan biri topunu demiryoluna kaçırmış. Çocuğu rayların üzerinde gören adam, kendi kara talihini unutup çocuğa doğru bir hamle yapar. Oğlanı kaptığı gibi rayların dışına yuvarlar. Tren uzaklaşınca talihsiz adam çocuğa döner ve sorar:
- İsmin nedir yavrum?
Çocuk cevap verir:
- Recep Tayyip Erdoğan.

Polise De Dur Deyin

Yer İstanbul, Avcılar.
Üzerinde bir yanar döner lamba bulunan araç restoranta yanaşıyor.
İçinden üzerinde polis yeleği olan kişiler iniyorlar.
Restoranta giriyorlar.
Otopark görevlisini ve müzisyeni copluyorlar.
Ve
25 yaşındaki A.C.'yi saçından sürükleyerek 'ekip otosu'na bindiriyorlar...
Kimse de "Ne Oluyoruz?" demiyor, diyemiyor.
Çünkü onlar 'polis', arabalarındaki 'yanar döner lamba', ellerindeki ise 'cop'...

***

Peki ne yapıyorlar 25 yaşındaki A.C.'ye?
Tecavüz ediyorlar...
Bir evde 6 saat boyunca 3 kişinin tecavüzüne uğruyor A.C.
Polis sandığımız kişilerin tecavüzüne.
Kimsenin "Dur Kardeşim! Siz kimsiniz, nereye götürüyorsunuz bu kadını?" diye sormadıkları 'polisler',
25 yaşındaki A.C.'ye tecavüz ediyorlar...

***

Elbetteki bu insanlık düşmanı yaratıklar 'polis' değil.
Sadece kendilerine 'polis' postu giydirmişler.
Halkımız da bu postu 'doğal' bulmuş, izin vermişler A.C.'yi götürmelerine.

***

Şimdi düşünün;
Kız arkadaşınızla bir caféde oturmuş sohbet ediyorsunuz.
Geceniz mükemmel geçmekte.
O anda bir siren sesi duyuyorsunuz,
Ardından içeri polisler giriyor
Ve
Kız arkadaşınızı yaka paça alıp gidiyorlar...
Ya da;
Arkadaşlarınızla bir parkta oturmuş muhabbet ediyorsunuz,
Yanınıza bir ekip otosu yaklaşıyor
Ve
Sizi alıp gidiyor...

Sonrası malum;
Sahte polisler insanlık ayıbını gerçekleştiriyorlar fütursuzca...

***

Peki sorarım sizlere;
Zor anımızda, tehlikeye düştüğümüzde,
Arayıp yardım istediğimiz polislere bundan sonra nasıl güveneceğiz?
Kimliklerini sormanın bile yeterince güvenilir olmadığını bile bile nasıl güveneceğiz onlara?

***

Bu insanlık ayıbının peşi bırakılmamalı,
Suçlulara ne ceza verileceği takip edilmeli.
Ki bu hayvanlara,
Öncelikle halkın polise olan güvenini zedelemekten ceza verilmeli,
En ciddisinden...

Çünkü artık polisime de güvenmiyorum...

Kaçırılma videosunu izlemek için tıklayınız...