Ne Yaptın Sen Erdoğan?

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Davos'ta tahmin edilmez bir şey yaptı; canlı yayında, tüm dünyanın gözleri önünde İsrail'i ve tutumunu şu sözlerle eleştirdi:
Sayın Peres ben den yaşlısın sesin çok yüksek çıkıyor biliyorum ki sesinin bu kadar yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisidir
Öldürmeye gelince siz çok iyi bilirsiniz.
Ülkenizde Başbakanlık yapmış kişilerin sözleri vardır
Tankların üzerinde Filistine girdiğimde kendimi mutlu hissediyorum diyen başbakanlarınız vardı.
Bu zulümleri alkışlayanları da ayıplıyorum.
Buradan iki söz söyleyeceğim.
Sözümü kesmeyin
1 Tevrat 6. maddesinmde der ki öldürmeyeceksin. Burada öldürme var.
İsrail barbarlığı zalimliğin de ötresinde bir şey bir Yahudi.
Avi Şalom Guardina’da bunu söylüyor. İsrail Haydut devlet haline gelmiştir.
Benim için Davos bitmiştir. Siz konuşturmuyorsunuz. 25 dakika konuştu 12 dakika konuşturuyorsunuz.
ve salonu terk etti. Aslında konuşmanın tüm metni de hiç azımsanacak iddialar içermiyor ama Erdoğan'ın öfkesi burada tavan yapıyor.

İşte tüm bunlar olduktan sonra İsrail Lideri Peres arayarak Türkiye'ye saygı duyduklarını dile getiriyor. Elbette bu sözler tüm dünyada soğuk duşu etkisi yaratıyor. Sonrasında olanlar ise daha da ilginç.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erdoğan'ın söylenmesi gerekenleri söylediğini ve onu desteklediğini ifade ediyor.

Filistin'de halk miting yapıyor. Mitingde İslamcılığın sembolü yeşil bayraklar, Filistin bayrakları ve Türkiye Bayrakları boy gösteriyor. Etrafı Erdoğan'ın fotoğrafları süslüyor. Halk Türkiye'ye ve Erdoğan'a teşekkür ediyor.

Erdoğan gece İstanbul'a dönüyor, Atatürk Havalimanı'nda halkımızın sevgi gösterileriyle karşılanıyor.

Hamas, Erdoğan'a saygılarını iletti.

Yankılar sürecek, Davos bitecek ama bu olay uzun süre devletler arası ilişkileri etkileyecek.

Peki Erdoğan haklı mıydı?


AKP taraftarı olmadığımı ve hatta İsrail'i desteklediğimi bilirsiniz. Bu konuda oldukça büyük tepkiler aldım, küfürler yedim, tehditler geldi. İsrail'i ve Yahudileri sevdiğimi de yine çok okunan bir yazımda görebilirsiniz.

Ama Erdoğan'ın haklılık payı vardı. Evet lütfen kabul edelim üslubu oldukça yakışıksızdı, hatta oldukça düşüncesizce yapılan bir çıkış ama sözlerindeki orantısızlığı İsrail'in Gazze saldırılarındaki orantısızlıkla bağdaştırabiliriz. Türkiye-İsrail ilişkilerini tehdit eden sözler söylemiş olsa da, Gazze saldırılarını protesto eden en etkili ve en resmi tavırdı.

Kimse Erdoğan'ın haksız olduğunu zaten savunmuyor, buna Muhalefet Partisi CHP de dahil. Ancak daha düzgün ve diplomatik bir duruş benimsenebilir, Türkiye-İsrail ilişkileri tehdit altında bırakılmak zorunda kalmazdı.

Erdoğan'ın eksiği diplomatik yönünün zayıf olması. Kabul ediyorum ki onun gibi bir konuşmacı meydanlarda CHP için çalışsa, CHP seçim kazanabilir. Ama bu durum ancak meydanlarda geçerli. Erdoğan'ın konuşması aslında sokaktaki insanın konuşmasından farksız, yeni fazladan bir özelliği yok. Ancak onun konuşmalarını özel yapan üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatı. Bu konuşma şekli halkla kaynaşması açısından elbette çok faydalı ama diplomatik ilişkilerde bu konuşma şeklinizi sürdürürseniz başınıza iş alırsınız ki sokakta da böyle değil midir? Asarım keserim, sen kim oluyorsun derler ve sonunda pataklanıp otururlar.

Bu konuşmanın Türkiye tarafına baktığımızda, Erdoğan taban oyunu güçlendirdi ve %47'nin üstüne oy ekledi. Bunu gerçekten başardı, çünkü birçokları Türkiye'nin uluslararası arena ciddi duruşlar sergilemesini istiyordu. İstedikleri oldu. Ama böyle mi olmalıydı orası ayrı. Sadece önümüzdeki seçimlere yönelik bir hareket değilse, hükümetin bu konuda kararlı olması gerekir yoksa bu durum kış gününde beyaz giymeye döner.

Ancak dünya tarafına baktığımızda işler göründüğü kadar basit değil. Türkiye-İsrail ilişkilerinin yeniden masaya yatırılacağı kesin. Aramızdaki dostluğun zarar gördüğü de kesin. Erdoğan'ın gerçekten neye güvenip de bu kadar sert çıkabildiğini de anlamak güç.

Son günlerde İsrail ile Filistin arasındaki ateşkesi tehdit eden Hamas tutumu aşikarken, Türkiye Hamas'ın yanında olduğunu dolaylı olarak da olsa ifade ediyorsa İsrail'in olası ateşkesi bozma durumu halinde yeni saldırılardan da sorumlu olacaktır çünkü Hamas Erdoğan'ın da desteği ile İsrail'e daha fazla kafa tutmaya kalkacaktır.

İsrail'in gerek diplomatik gerekse ekonomik olarak dev bir güç olduğu gün gibi ortada. Süper Güç ABD ile İsrail'in ortak tutumları, Erdoğan'a karşı tavır almayı onaylarsa işte o andan itibaren Gazze'ye yapılan yardımların bize yapılması gerekebilir. Buradan Türkiye'ye kaba kuvvet uygulanacağı sonucunu lütfen çıkarmayın, demek istediğim ve zaten Türkiye için daha önemli olan diplomatik durum. Çünkü günümüzde diplomatik savaşlar, askeri savaşlardan çok daha önemli.

Erdoğan'ın haklılık payı olmasına karşın sözleri üslupsuz olduğundan çok fazla tepki aldı. Dilerim diplomatik ilişkileri ciddi anlamda tehlikeye sokacak durumlardan kaçınarak tüm halkların kardeşliği  ve barış için olumlu adımlar atabiliriz.

1 yorum

  1. Öncelikle bu yazdı da ne kadar haklı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim elinize,emeğinize sağlık diyip bu konudaki düşüncelerimi sizin de dediğiniz gibi: kalemimi kırılsa da düşüncelerimizi çekinmeden yazacağız.

    Sayın Erdoğan malesef bir başbakana yakışan tutmları sergilememkte ve buna diğer siyaset liderleri ile reisi cumhurumuz da katıldı. devleti yönetenlerimizin takdiri demekten başka bir çaremiz de kalmıyor aslında.

    Sayın Erdoğan bugün sen kalkıp bağımlı sayılabileceğin bir ülkeye dünyanın gözü önünde böyle bir tavr sergiliyorsan bilki bunun cezasını sen çekmeyeceksin yine sivil ve mazlum halk çekecektir, ne de olsa senin oğlun 17 yaşında bir yat sahibi oluyorsa ömrünüzün kalanını da dünyanın en güzel yerinde istediğiniz gibi yaşama imkanına sahipsiniz...

    Ve katil olarak suçladığınız İsraili ki bu konuda haklı olduğunuzu destekler fakat üslubunuzun bir başbakana yakışmadığını da dile getirmek durumundayım.

    Peki İsrail'e katil derken sayın Erdoğan daha değil miydi bir kaç ay önce Van'da Hakkari'de "kadın da olsa çocuk da olsa güvenlik güçleri gerekeni yapacaktır" diyerek çocuklar başta olmak üzere kadın erkek demen ölümleri meşrulaştıran. Bu katilllik sayılmaz herhalde sadece kanun çıkarmak ve uygulatmak denilir...

    Ve unutulmaması gereken bir kaç noktayı hep unutuyoruz galiba. Anadoluda 4 etnik kökene sahip olan Kürtlerin Türkleştirilme politikası ve bunu kabul etmeyenlere ise yine sayın Erdoğan'ın " Ya sevin ya da terkedin " cülesini unutmak mümkün değil. Sayın Erdoğan yapmış olduğu çıkışlarla oy potansiyelini arttırmış olup yaptıklarını unutuyor olsa gerek. Daha düne kadar Kürtçeyi hiçe sayan bir yönetim seçime yakın bir dönemde, Kürtçe kanalı açtı hemde yasaklı gördüğü insanları da davet ederek. Peki bu tutum nereye kadar gider bilinmez ama umarı(m)z bu tutum seçimden sonra da kendini belli ettirir ve olması gereken bir olgunlukla hareket ederler.

    aslında yazacak o kadar çok konu(sorun) var ki yazdıkça deşiliyor deşildikçe de yaralarımız kanıyor. umarı(z)m kan kaybından gitmeden yaralarımız kapanır ve ülkemiz hakedilen yere bir an önce gelir. Dokunulmazlık zırhımız yok ama kapı gibi yüreğimizle meydanlardayız...

    A.A.

    Diyarbakır
    04.02.2009

    YanıtlaSil

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...