Ahmet Mete Işıkara ve Sözleri


Sizin de bildiğiniz gibi Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara, 17 Ağustos 1999 İzmit Depremi'nde Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Başkanı olması ve yine bu deprem sonrasında yaptığı çalışmalarla, bize kendini "Deprem Dede" olarak sevdirmiş bir kişilik.

Kendisi ile Ocak 2005 ile Haziran 2005 tarihleri arasındaki 6 aylık süreçte birlikte çalışma olanağı buldum. Açıkçası çok tatlı ve yaşının verdiği bir takım inatçılıkları olan bir insan.



Ama son günlerde onun adına gerçekten çok üzülüyorum. Önceleri depremle ilgili yaptığı açıklama haberlerinin altına halkımızın yaptığı yorumlar çok canımı sıkmıştı. Şahsının akademik kariyeri ve yaptıkları unutularak talihsiz yorumlar yapılmıştı. Bu yorumları görünce, akademik kariyer hayali olan beni bile "Acaba akademik kariyere eskisi kadar saygımız var mı?" sorusunu sordurmuştu kendime. Şimdi de yazarlar tartışır olmuş Ahmet Mete Işıkara'yı. Hatta deprem ticareti yaptığını iddia etmeye başlamışlar. HaberTürk'ten Özay Şendir'i bu talihsiz yazısı için kınıyorum, sonuçları düşünülmeden yazılmış.

Peki Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara nasıl bu hale geldi? Cevap çok basit, medya sayesinde. Özay Şendir gibi bir yazarın bile aklında sadece "Türkiye'nin En Seksi Erkeği" seçilmiş olması kalmış, bu da halkımızın neleri okuduğunu ve neleri unutmadığını açıkça gösteriyor

Öncelikle "Türkiye'nin En Seksi Erkeği" konusunu bir açıklığa kavuşturalım. Bir bilim insanını bu tarz bir şeye sürükleyen medyadır. Yanlış hatırlamıyorsam (yanlışsam lütfen düzeltin) bunu ilk Hürriyet Gazetesi Pazar ekinden duymuştuk. Her konuda magazinsel haber üretmeyi marifet sayan medyamızın bir oyunuydu bu da. Ama altında da bilimsel bir gerçek yatıyordu. Sanırım seçim, bir anket ile yapılmıştı ve o şartlar altında Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'nın bu garip onurla ödüllendirilmesi hiç tesadüf değildi. Sevgide güven esastır, her türlü şart için güvendiğimiz kişileri severiz ve onlarla yaşamımızı paylaşırız. Depremden yeni çıkmış bir Türkiye'de sözleriyle halkımızın belirsiz geleceğine bilimsel anlamda ışık tutan Deprem Dede, doğal olarak aşıladığı bu güvenle sevgiyi haketmiştir ve bu da kendisinin "Türkiye'nin En Seksi Erkeği" seçilmesini doğurmuştur. Bir bilimsel değer de bu şekilde karalanmıştır.


Özay Şendir yazısında "17 Ağustos felaketinin ardından tanıdığımız tüm uzmanlar içerisinde
reklamlarda yer almayı kabul eden tek kişi Ahmet Mete Işıkara oldu." demiş. Özay Şendir sanırım hangi kurumda çalıştığını, okuyucularıyla nasıl bir araya geldiğini ve yazdıklarına insanların nasıl itibar gösterebildiğini unutmuş. Özay Şendir, medyanın gücünü unutmuş. Sayın Özay Şendir, eğer Türkiye'nin En Çok Okunan Haber Siteleri'nden biri olan HaberTürk'te yazmıyor olsaydınız, bu dedikleriniz okuyucularınıza nasıl erişecekti ya da kaç kişi sizin yazdıklarınızdan haberdar olacaktı?

Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara, medyanın gücünü anlamış bir insandır. Daha çok kişiye ulaşmak için medyanın desteğini arkasına alması gerektiğinin farkına çok önceden varmıştır. Sanır mısınız ki Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara sadece haberlerde boy gösterir. Eğer düşünceniz bu yöndeyse çok büyük bir yanılgı içerisindesiniz. Işıkara, Türkiye'nin bir çok noktasında 7'den 77'ye yüzbinlerce insanla bir araya gelmiş ve onlara deprem gerçeği ile ilgili eğitimler vermiştir. Yaşamını, depremin doğal bir gerçek olduğunu ve buna hazırlıklı olmamız gerektiğini anlatarak geçirmiştir.


Eminim akademik çalışmalara Türkiye'de yeteri kadar önemin verilmediğinin farkındasınızdır. Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'nın halkın geneline yaydığı ve akademik konuların halkın anlayabileceği dile indirgendiği bir çalışmalar bütünü olarak tanımlayabileceğimiz bu etkinlikler, yeterli destek olmadan nasıl yüzbinlere ulaştırılacaktı? Deprem eğitimlerinin daha fazla kişiye ulaştırılması için sponsorluklar yapılacaktı. Bu sponsorlar reklamlarını nasıl yapacaklar? Elbette destek oldukları eğitimlerin bir taraflarına marka logolarını iliştirecekler ve bu eğitimlerin yüzü olan Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'yı depremlerinde oynatacaklardı. Bu reklamlar Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'nın da işine geldi, çünkü saçma sapan programlar için zaman ve para bulabilen televizyon kanalları her gün yayınlanacak yarım saatlik bir deprem programı için yer bulamamışlardı. Bu türde çekilen bilgilendirici programları, sanki küçük çocuklara sakıncalıymış gibi gecenin ilerleyen saatlerinde yayına sokmuşlardı. Bunların farkında olan Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara, izlenme oranlarının en üst seviyelere ulaştığı saatlere ancak ve ancak reklamlarla erişebildi.

Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'nın bu işten para kazanıyor olması da çok doğal. Çünkü yaşamını bu konuya adamış bir kişi, bu alanda yaptığı çalışmalarla hayatını idame ettiriyor. Eğer onun para kazanmasına karşı iseniz; ben de, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ülkeyi yönetmesi için para ödenmesine, imamlara bize namaz kıldırmaları için maaş ödenmesine ve Sayın Özay Şendir'in yazdığı yazılarının karşılığında para verilmesine de karşıyım. İsterseniz örnekleri çoğaltarak, "Işıkara, bu işin ticaretini yapıyor." diyenleri kendileriyle yüzleştirebilirim.

Yine Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'nın spekülatif demeçler verdiğini savunanlar da var. Öyleyse size kendi başımdan geçen bir hikayeyi aktarmak istiyorum. Ben de bu konuda ilerlemek isteyen bir öğrenciyim, Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde okuyorum. Bundan 2 sene kadar önce ODTÜ tarafından ülkemize kazandırılan ve Kanal D'nin "BilimStar" olarak tanıtması ile yarışmacılarının bile tepkisini çeken "Bilim Elçileri" yarışmasına katıldım. Konum "İstanbul ve Deprem"di. Bu yarışma da az önce bahsettiğim bilgilendirici programlar gibi gece kuşağında canlı olarak yayınlandı, 23:30'da başlayıp 3:30'a kadar sürdü. Juri üyeleri, Cem Davran, Neşe Erberk, Prof.Dr.Celal Şengör, Prof.Dr.Ural Akbulut ve Sinan Aygün'dü. 3 dakikalık sunumum içerisinde bir deprem olması halinde, tahmin edilen ölü sayılarını verdiğimde Sinan Aygün sayıları az gösterdiğimi ve ölü sayısının milyonlarla ifade edileceğini dile getirdi (bilip bilmeden, sırf abartmak için). Benim dediklerimi onaylayan ise Prof.Dr.Celal Şengör'dü ki ben bu bilgileri kendim uydurmamıştım zaten, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki hocam Sayın Prof.Dr.Semih Tezcan'dan doğrulatmıştım.


Peki bu hikayenin Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'nın spekülatif demeçleri ile ne ilgisi var, diyebilirsiniz. Cevap çok basit. Halkımız, abartmayı seviyor. Sayılar milyonlar olarak ifade edildiğinde, dikkatlerini deprem gerçeğine yöneltiyorlar. İstiyorlar ki, İstanbul dümdüz olsun ve herkes ölsün. Duymak istedikleri bu. Sayılar onbinlerle ifade edildiğinde ise "Aaa azmış, o kadar da korkulacak bir şey değilmiş." diyiveriyorlar. Bununla birlikte; 10 yıl içerisinde bir deprem olacak dediğinizde, halkın herhangi bir kişisinin de, devletin önemli bir kademesindeki insanın da söylediği şu "Aaa daha çok varmış, o vakte kadar çoktan yaparız." 17 Ağustos 1999 Depremi'nin 10.yılı bu yıl. Yapılanlar yeterli mi? Yeterli olmak bir yana, bir şey yapılmadı ki. Peki az önce de bahsettiğim gibi, medyanın gücünü anlamış ve halkın ne istediğinin farkında olan Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara ne yapmaktadır? Depremin olacağı tarihi yakın göstermekte (ki aslında doğrudur da, ortada gecikmiş bir deprem vardır ve depremin gecikmesi, fay hattındaki gerilimin daha da artmasına neden olacağından çok daha yıkıcı bir deprem doğuracaktır) ve yetkililerin önlem almasını sağlamaya çalışmaktadır.

Son olarak Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara'nın bilimsel bir makalesinin olmadığından da yakınılmış. Akademik kariyer, araştırma ve öğretme olarak ikiye ayrılır. Ülkemizde öğrenci sayısına oranla yeteri kadar araştırma görevlisi bulunmadığından ötürü, akademisyenlerin büyük çoğunluğu bilgilerini öğretmekten araştırma yapmaya vakit bulamamaktadır. Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara da, akademik kariyerini depremi halka anlatma amacına sunmuş değerli bir bilim insanıdır. İnsanları yarıştırma mantalitesini kafalarına kazımış bireyler olarak, bu kadar değerli bir bilim insanını sırf bilimsel makaleleri yok diye göz ardı etmek akıllı insanın işi değildir.

Türkiye'de yakın gelecekte deprem olacaktır. Bu gerçeği bilerek, sadece kabul ederek değil bu doğrultuda olumlu çalışmalar yaparak geçirmeliyiz. Sizler Prof.Dr.Ahmet Mete Işıkara ya da diğerlerine temelli ya da temelsiz eleştiriler yaparak, depremi engelleyemezsiniz. Işıkara ile uğraşmak yerine, bir aynaya baksanız da "Depreme Hazır Mıyım?" diye sorsanız çok daha mantıklı bir iş yapmış olursunuz.

Saygılarımla...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...