Yeni Bir Akım: Blog Yazarlığı


İnternette pek çok yerde “blog” ya da “blog yazarı” ifadeleri ile karşılaşmışsınızdır. Blog yazarları internetin her köşesine yayılmakla kalmadılar, yaşamlarımızda da aktif bir şekilde rol oynamaya başladılar. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, Hillary Clinton’un Türkiye gezisini bir blog yazarının yayınlamasını istediler ve bu iş için bir gazeteci de olan Bilge Eser seçildi.

Peki blog nedir?

“Blog” olarak nitelendirilse de bu kavrama aslında hiç yabancı değiliz. Yaşamının herhangi bir aşamasında günlük tutmuş ya da çeşitli zamanlarda yazılar yazmış herhangi bir kişi potansiyel bir blog yazarıdır.

Blogun bu zamana kadar yazdığınız yazılardan farkı; artık bu yazılarınız hakkında diğer insanların düşüncelerini merak etmeye başlamış ve bu nedenle yazılarınızı diğer insanlarla paylaşmaya başlamışsınızdır.

“Blog” kelimesi, İngilizce’deki “web” ve “log” kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş ve ilk zamanlarda “weblog” olarak kullanılmasına karşın “blog” olarak yaygınlık kazanmıştır.

“Blog”un tanımını; teknik bilgiye ihtiyaç duymadan, kendi istediğimiz şeyleri, yine kendi istediğimiz şekilde yazarak diğer insanların düşüncelerine sunduğumuz internet günlükleridir.

Blog Yazarlığı ile ilgili istatistiklere bir göz atmakta fayda var.

Jupiter Research’in 2005 yılı istatistiklerine göre; Dünya üzerindeki blog yazarlarının yarısının yıllık geliri 60.000$’ın üzerinde, blog yazarlarının yazılarını okuyanların %60’ı erkek ve blog okuma alışkanlığı olanların %73’ü 5 yıldan uzun süredir internet bağlantısına sahip.

Blog yazarlığı dünyada çok önemsenmesine ve ciddiye alınmasına karşın Türkiye’de son yıllarda değer kazanmıştır.

2005 yılının Mayıs ayında Google’ın Türkçe sayfaları aramasındaki sonuçlarda “blog” kelimesi 65.400 kez yer alırken, 2006 yılında bu sayı 5 milyona yaklaşmış ve 2008’de 10 milyonu geçmiştir.

Türkiye’deki blog yazarları arasında, Murat Girgin tarafından bugüne kadar yapılmış en geniş katılımlı araştırmaya göre, blog yazarlarının;

· %70’i 20 ila 30 yaş arasında.
· %68’i erkek.
· %35’i üniversite mezunu, %33’ü ise üniversite öğrencisi.
· %70’i kişisel konularda yazıyorlar.
· %36’sı her gün 1 saat kadar süreyi diğer blogları okuyarak geçiriyor.
· %37’si günde 1 saatten daha az televizyon izleyip gazete okuyor.
· %23’ü bloglardaki bilgilerin doğruluğuna 100 üzerinden 70 puan veriyor.
· %20’si klasik medyanın tarafsızlığına 100 üzerinden 10 puan veriyor.
· %41’i tam zamanlı olarak bir yerde çalışıyor.

Tüm bu verilere bakarak, blog yazarlarının eğitim seviyesinin üst düzeyde olduğunu da söyleyebiliriz.

Blogları 4 türe ayırarak inceleyebiliriz; kişisel, temasal, topluluk ve şirket.

Kişisel bloglar, her seviyeden kullanıcı tarafından kolaylıkla açılabilir. İçeriğini, blog sahibinin günlük yaşamlarından aldığından farklı farklı konularda yazılar içerebilir. İnternet dünyasında en fazla rastlanan türdür.

Temasal bloglar; belirli bir konu hakkında, o konunun uzmanları tarafından oluşturulan bloglardır. Türkiye’de en çok yemek blogları ilgi görmekte olup bilgisayar konulu blogların çokluğu ise gereksiz düzeylerdedir.

Topluluk blogları, birçok kullanıcı tarafından oluşturulur. Çeşitli konularda içeriğe sahip olabilirler.

Şirket blogları, şirket çalışanları tarafından tutulur. Amaç, müşteri ile şirket arasında samimi bir diyalog kurmaktır.

Peki nedir blogları bu kadar popüler yapan ya da bir kişi neden blog açma ihtiyacı duyar? Bu soruyu cevaplayabilmek için blogların getirilerini irdelemeliyiz.

* Bloglar üretimi teşvik edici özelliğe sahiptir. Blog yazarları, internet içeriğine yeni ve değerli bilgileri sunarlar. İnternette var olan içeriği okuyarak, izleyerek ya da dinleyerek sürekli tüketen kitlenin karşısındaki aktif üretim kitlesidirler.

* Blog yazarları internetteki içerik çeşitliliğine katkıda bulunmakla beraber, varolan içeriği birebir kopyalamak yerine ona kendi düşüncelerini de katarak içeriğe özgünlük katarlar. Bilgi tekrarlanıyormuş gibi bir izlenim verse de, blog yazarının düşünceleri ile varolan bilgi bambaşka ufuklar açabilir.

* Blog yazarları, yazılarını ve dolayısıyla bilgi birikimlerini genellikle karşılık beklemeden paylaşırlar. Bu paylaşımlar, sizlere kitaplara bile bulamayacağınız bilgiye kolayca ulaşabilmenizi sağlar.

* Blog yazmanın temelinde kişisel tatmin vardır. Blog yazarı, başarısız olmanın endişelerini taşımaz. Yazmaktan ve paylaşmaktan hoşlandığı için yazar. Yazılarına gösterilen ilgi ise, yaşamına artı bir enerji olarak yansır.

* Blog yazarları, yazılarını yazarken sizinle sıcak bir ilişki kurar. Yazılarını sizlere ulaştırırken herhangi bir kaygı gütmediği ve kendisini tam anlamıyla sizle paylaştığı için aranızda hiçbir engel kalmadan iletişime geçersiniz. Karşınızdakinin sizin gibi hata yapabilen, üzülüp sevinebilen bir insan olduğunu içinizde hissedersiniz.

* Blog yazarları, günlük hayat içerisinde çeşitli nedenlerle özgürce ifade edemediklerini blogları üzerinden paylaşabilmektedirler. Sansür uygulamalarında, blog yazarlarının tepkileri ise üst düzeydedir. Bir kısım blog yazarı, sansürden ve kişisel saldırılardan zarar görmemek için gerçek kimliklerini saklama yolunu da seçmektedir.

Benim dillendirdiğim bu getirilerine kişisel olarak onlarcasını daha ekleyebilirsiniz. Konunun inanılmaz geniş olmasından ve sürenin darlığından ötürü tüm detaylarına sizlere sunamamış olsam da, size kısaca şunu söyleyebilirim:

Kendinizi geliştirmek ve birikimlerinizi paylaşmak için, siz de blog yazarı olmalısınız...
Hazırlayan
Oğuz Kaan Çağatay Kılınç
http://okck.blogspot.com
eposta atın

Kaynaklar:

· Vikipedi – Blog “http://tr.wikipedia.org/wiki/Blog
· Murat Girgin – Türkiye’de Blog Yazarlığı Araştırması Raporu “http://murat.blogevi.org
· Jupiter Research
· ve internette çeşitli kaynaklar…

1 yorum

  1. Çok güzel özetlemişsiniz. Blog yazarları Türk İnternet'inin gelişiminde çok büyük rol oynuyorlar.

    YanıtlaSil

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...