Boğaziçililere Rektörden Müjde Var


"Boğaziçilierin Erişimi Engellenmiştir" adlı yazımdan sonra konuyu daha ciddi mercilere taşımak için, yazıyı yeniden elden geçirip Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadri Özçaldıran'a iletme gereği duydum. Sonuç beklediğimden kat kat harika oldu, teşekkürler Kadri Hocam...


Aşağıdaki Rektörümüze ilettiğim epostanın metnini ve Rektör'ün cevabını okuyabilirsiniz.

OKÇK > Rektör

iyi gunler kadri hocam,

insaat muhendisligi bolumunde okuyorum, birinci kuzey yurdunda kaliyorum. yurtlarimizin internet erisimi ile ilgili sizi bilgilendirme istegi duydum. cunku bu durum yurtlarda kalan ogrencilerin ortak derdi, ses edemedigimiz bir derdimiz.

zamaninizin kisitli oldugunu biliyorum, bu nedenle onemli yerleri koyu yazacagim; eger detaylarini ogrenmek isterseniz tum epostayi da okuyabilirsiniz.

***

asagidaki testleri birinci kuzey yurdunda yaptim. birinci test ankara ile, ikincisi barcelona, ucuncusu ispanya, dorduncusu washington ile yapildi. (ozellikle buyuk kentleri sectim, sonuclara karsidaki sunucunun performansi cok fazla etki etmesin diye).(ayrica yurtlarda ogrencilere sunulan internet baglantilari ile, okulda akademik personele sunulan internet baglantilari farklidir. bu nedenle internet konusunda ne konumda oldugumuzun farkinda olmayabilirsiniz.)

ozellikle ping surelerine dikkatinizi cekmek istiyorum. ping suresi, internet baglantisinin kalitesi hakkinda ciddi ipuclari verir. ne kadar az olursa o kadar iyidir. 50ms altındaki baglantilar A kalitedeki baglantilardir.
(ping suresi, cevap verme suresi olarak da bilinir. bir siteye girildiginde oncelikle karsi tarafa baglantiya gecme istegi gonderilir. iste ping, bu istegin gonderilme suresidir.) + sunu da eklemek isterim ki, download kapasitesi turkiye ortalamasi olan 8mb/s'ye cikarilsa ama ping sureleri boyle kalsa, yine internet baglantimiz cok kotu demektir.

asagidaki verilerde; ilkinde (yurtici) A, ikincisinde C, ucuncusunde D, sonuncusunda ise F kalitesinde baglantiya sahibiz.





turkiye ortalamasinin altinda bir internet erisim kapasitemiz ve kalitemiz mevcut, diger universitelerle karsilastirmak bile istemiyorum.
son duzenlemelerle birlikte turkiye'deki bir internet kullanicisina 8mb/s'lik bir download degeri sunulmakta, bizde bu deger 1mb/s'nin altinda kalmakta (yukaridaki testlerde goruldugu gibi). rakip olarak gordugumuz diger universitelerde ise (itu, bilkent, odtu vb) bu deger 30mb/s civarinda. yurt disindaki universiteler icin ise bu deger 100mb/s.
turkiye ortalamasinin ve rakip universitelerin ping surelerinin 50ms'nin altinda oldugunu, yani internet baglanti kalitelerinin A oldugunu belirtmeme gerek yok sanirim.

ve hayata gecen son uygulamayla birlikte, internete erisimimiz sure kisitlamali oldu.
persembe gunu hayata gecirilen uygulama ile internete boun.edu.tr kullanici adimiz ve sifremiz ile giris yapabiliyoruz. bu erisimin henuz tespit edemedigim bir sure sonra yenilenmesi gerekiyor. bir form dolduruyorsaniz ve bu sirada erisim sureniz doldu ise, doldurdugunuz tum bilgiler bosa gidiyor. ya da gondermek istediginiz bir eposta yok oluyor. veyahut bilgisayarinizi guncellemek isterken bunda basarili olamiyorsunuz.

bim'in gorevi, ogrencileri sinir hastasi etmek midir, yoksa internet kalitesini artirmak mi?
bim birimi ile olan yazismalarimi da asagiya ekliyorum hocam. her yeni uygulama ile universitemizin internet kalitesine darbe vurulurken ve buna "bogazicinin altyapisi yetersiz" bahanesi sunulurken ogrenci arkadaslarima yasatilan sadece sinir harbi. ki altyapimizin yetersiz olmadigini biliyoruz.
tum bunlarin ustune bim'den bir gorevlinin, "eger sinir hastasi etmek istesek, cok da iyi yapariz" demesi ne derece uygundur?

yurtlarda kalan ogrenciler olarak bu gelismelerden hic memnun degiliz, lutfen bunu bilin.
bircok kereler bim'in cesitli sekillerde protesto edilmesi, ust birimlere sikayet edilmesi, dilekceler toplanmasi konulari tartisildi farkli ogrenci topluluklari arasinda. hatta izin verilse "kendi internetimizi kendimiz cekeriz, bu cileye katlanmak zorunda kalmayiz" bile dendi, ki kaliteli bir internet icin ogrenciler rahatlikla aralarinda aylik para toplayip internet cekerler odalara.

bu durumu birilerinin size bildirmesi gerekiyordu, bu konuda size yazmayi uygun gordum. cunku sizi ogrenci dostu olarak biliyoruz.

konu hakkinda en uygununu ve ogrenciler icin de en guzelini yapacaginizdan hic kuskum yok.

tesekkurler, iyi calismalar...

ve mutlu yillar...

oguz kaan c kilinc

Rektör > OKÇK


Oğuz Kaan,

Öncelikle uyarıların ve beni konudan haberdar etmen yüzünden çok teşekkür ederim. Ben bunu çok kez ve "publicly" söyledim, 2009 yılında internet ile ilgili en küçük bir sorun bile affedilemez. Dolayısıyla, bu konuyu çok ciddiye alıyorum. Ayrıca, ben bağlantı yavaşlığı giderilsin diye ULAKBİM hattına ilave bir hat da (küçümsenmeyecek paralar vererek) TTNET'den de ilave ettim. Bu işe bu kadar para verirken öğrenci ya da hoca memnuniyetsizliği kesin kabul edilebilecek bir şey değil.

Şimdi, yapacaklarımıza gelince.
1. Mesajını hemen bu işlere bakan rektör danışmanı olan Emin Anarım'a iletiyorum. Hem sana hem de bana cevap yazmasını istiyeceğim.
2. Bana sana (önümüzdeki hafta ya da Ocağın ilk haftasında) sana uyan gün ve saatleri yaz, sen, ben ve BİM müdürü ve Emin Hoca bir araya geleceğiz. Konuyu yüzyüze de irdeleyeceğiz. Oradan nereye gideceğimize karar veririz.

Sevgiler.

Rektör > Rektör Danışmanı


Emin selamlar.

Aşağıda, bir öğrenciden gelen ve bayağı ciddi rahatsızlık içeren bir mail var. Öğrencinin yazdıklarını , sana zahmet, bir inceleyip bana ayrıntılı bir cevap yazar mısın? Öğrenciye forward edeceğim. Ya da istersen, sen öğrenciye de cc'le.

Önümüzdeki günlerde de sen, ben, öğrenci ve Albert bir araya gelip bu konuya bir el atalım.

Teşekkürler.

***
Rektörümüz Prof. Dr. Kadri Özçaldıran Hocam'ın tüm rektörlere, hatta sadece rektörlere değil Türkiye'nin internete erişimini şu ya da bu şekilde kısıtlamaya çalışanlara harika bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Teşekkürler Kadri Hocam...

DipNot: Konu hakkındaki gelişmeleri, öğrenciler arasında yapmayı planladığım internete erişim anketini, görüşmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Takipte kalın... ;)

Kek İle Defrag Tarifi :)


Defrag (Disk Birleştirme) Nedir?

Örneğin bir kek yapmak istiyorsunuz. Yumurtalar, oturma odasında; süt, banyoda; un, yatak odasında; şeker, çocuk odasında; mikser, mutfakta. Yani bir kek yapmak için evin her köşesini dolaşmak zorundasınız. Kek gibi basit bir şey bile bir anda ne kadar yorucu oluverdi ama, of amma da uzun sürdü ayrıca bir kek. En iyisi siz, bunları hep mutfakta bulundurun. Böylece kek yapmak istediğinizde, tüm evi dolaşmak zorunda kalmazsınız.

İşte bilgisayarlardaki defragmantasyon (disk birleştirme), kek malzemelerinin mutfakta toplanması gibidir. Bilgisayar bir dosya ile işlem yapmak için diskin her köşesine gidip gelmek için, diskin her köşesine gidip gelerek yorulmaz ve yapılması isteneni hızlıca yerine getiriverir.

Disk birleştirme işlemini  Windows'un kendi çözümü ile yapabileceğiniz gibi, bu işlem için başka bir program da yükleyebilirsiniz. Ben ikincisinden yana kullanıyorum tercih hakkımı, kesinlikle Windows'un kendi çözümünden kat kat daha başarılı.

Benim disk birleştirme için kullandığım yazılım "Defraggler" (indirmek için tıklayınız...).

Yeni bir kullanıcıysanız, yapmanız gerekenleri kısaca anlatmak gerekirse; programı açtığınızda disklerinizin bir listesini göreceksiniz. Burada disk birleştirmesi yapmak istediğiniz diski (ör: C:) seçip "Analyze" diyeceksiniz. Diskiniz analiz edecek, kırmızılıklar parçalanmış verileri göstermekte. Şimdi "Defrag" düğmesine basıp bilgisayarınızı kendi haline bırakın. O kendi kendine gerekli işlemleri yapacaktır. Mümkünse disk birleştirme esnasında bilgisayarınızı kullanmayın, disklerinizin boyutuna ve parçalanmış verinin boyutlarına göre işlem süresi değişkendir.

Hayatınız da diskiniz gibi derli toplu olsun, hoşçakalın... ;)


Not: Sev.g.ilim'e disk birleştirmenin ne olduğunu anlatmak için verdiğim kek örneğini paylaşmak için yazdım bu yazıyı. Seni Çok Seviyorum Canım Sev.g.ilim... :)

Boğaziçililerin Erişimi Engellenmiştir


Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birisi ve ben de bu okulun öğrencilerinden biriyim. Üniversitemizin başarılarının ve sosyal etkinliklerinin yanı sıra, ünlü olduğu özel okula benzer ücretlendirmeleri ve internet bağlantı kısıtlamaları gibi çeşitli farklı özellikleri var.

Boğaziçi Üniversitesi'nin internet altyapısını ayakta tutma görevini üstlenen yapısı BİM, yani Bilgi İşlem Merkezi. Boğaziçi Üniversitesi yurdunda kalan bir öğrenciyseniz, BİM hakkında hiç de güzel hisler taşımazsınız. Çünkü son 5 yıldır yürürlüğe soktuğu yeni uygulamalarla, "hiç internet verme, en azından var diye bilmeyiz" dedirtir.

İsterseniz son 5 yılda neler neler yaptılar bir bakalım. Haklı olduğu yerde hakkını da verelim, ama eleştirimizi de yapalım.

Öncelikle okulun dev ortak dosya alanını kaldırdılar. Sonuçta orada film ve müzik gibi paylaşımlar yapılıyordu ve tabii ki bu yasal değil. Okul da en nihayetinde devlete bağlı bir kurum olduğu için buna daha fazla izin vermemesi çok doğal. (Ahh ah o günler ne günlerdi, filmler vizyona girmeden önce izlerdik. Filmi seç ve direk izlemeye başla, harikaydı pek tabii...)

Öğrenciler bir süre "Paylaşılmış Dosyalar"la idare ettikten sonra, DCler açtılar. İki adet DC vardı ve herkes elindekini paylaşırdı. Torrentler de açık olduğu için dışarıdan da rahatlıkla beslenirdi, güzel bir paylaşım ortamı vardı.

Ve internet altyapısının böylesi bir paylaşıma dayanmadığını iddia edilerek DCler kaldırıldı, açmaya kalkanlar hakkında hiç iyi işlemler yapılmayacağının bilgilendirmesi yapıldı.

DCler'den sonra elimizde sadece Torrentler kaldı, bir de RapidShare paylaşımları. Saniyede 3-4 mb'lık indirme kapasitesi ile oldukça verimli kaynaklardı Torrentler. Biz uyurduk, bilgisayarlarımız Torrent'ten dosya çekerdi.

Ve bir gün bir uyandık Torrentler kapatılmış, RapidShare erişimlerimiz kısıtlanmış. İşin daha da komik tarafı internete girebiliyoruz gibi gözüküyordu ama giremiyorduk çünkü indirme hızımız 30kb/sn'ye çekilmişti.

Düşünebiliyor musunuz 30 kb/sn? Bildirgeç gibi bir sitenin şuanki arayüzü az önce YSlow ile ölçtüm, 1153kb geldi. Basit bir matematik hesabı ile 40sn'de falan açılıyordu. Zaten böyle bir bağlantı ile Torrentleri falan ekstradan engellemenize gerek yoktu, çünkü zaten bir şey inmezdi.

Şikayet epostaları attık (ancak eposta atabiliyorduk zaten), dilekçeler yazdık ve zarzor 60kb/sn'ye yükselttiler. Uzunca bir süre böyle gitti.

Sonra daha da ilginç bir işleme imza attılar ve bizlere "Boğaziçi Üniversitesi Kablosuz Ağını Kullanma Sözleşmesi" imzalattılar. MAC numaralarımızı (fiziksel ip) da alıp bin türlü kısıtlamayı önümüze sundular. Bu sözleşmeden sonra bir "devrim" (!?!) yapıp indirme kapasitesini de 120kb/sn'ye çıkardılar, ama unuttukları bir şey vardı ki ping süresinin 120ms olduğu bir sistemde (ki az önce Amerika ile test ettim, 210 ms çıktı) indirme kapasitesini isterseniz 100mb/sn'ye çıkarın internete bağlanmak zulüm olur.

Ping nedir derseniz, karşı tarafın isteğinize cevap verme süresidir. Sizin her isteğinizin iletilmesi 120ms sürüyorsa o interneti beklemekten kafayı yersiniz. İdeal süre 50ms'nin altında olmasıdır.

Ping süresini uzun tutmalarının temelinde de bir engelleme isteği mevcut. İnternet online oyun oynamak isterseniz aldığınız ve verdiğiniz veri boyutu çok azdır ama bu noktada ping süreniz önem kazanır. Ping süreniz 120ms ise sürekli oyun takılır, siz de oyun arkadaşlarınız da çıldırır.



Ve son olarak Perşembe günü, tüm kısıtlamalar yetmemiş anlaşılan, yeni bir uygulama daha başlattılar: Kablosuz Ağ Kimlik Doğrulama Sistemi.

İmzaladığımız sözleşmeler yetmemiş, şimdi de internete girmek için yukarıdaki işleme tabii tutuluyoruz. Yukarıdaki işlemin beni delirten, BİM'e sövdüren, bana bu yazıyı yazdırtan bir özelliği daha var; internet bağlantınız süre kısıtlamalı. Evet yanlış duymadınız! Paylaşım kaynakları, indirme kapasitesi ve cevap verme süresi kısıtlamalarından sonra internet bağlantımızın süresine de kısıtlama konmuş.

Sisteme giriş yaptıktan belli bir süre sonra (henüz tam olarak ölçmedim ama sanırım iki saat), bağlantınız kesiliyor ve tekrar bu giriş sayfasına yönlendiriliyorsunuz.

Ne kadar harika bir hizmet değil mi? Tam Türkiye standartlarında (bkz: zilyon tane engellenmiş site...).

Ey BİM sana sesleniyorum!
Şu akıllara zarar kısıtlamalarla uğraşmak yerine, internet altyapısını nasıl güçlendirebileceğin konusunda çalışmalar yap.
Şuan ki internet erişimimiz Türkiye'deki ortalama bir ADSL'den daha kötü durumda, diğer üniversiteler içinde ise tam anlamıyla yüz karasıyız. Ve sen ey BİM, bunlardan sorumlu olan birim sensin...
Sesimiz çıkmıyor, susuyoruz diye bunların hepsini kabul ettiğimizi mi sanıyorsun?
Yanılıyorsun!...
Ve hatırlatmak istiyorum ki, bu seslenişin devamı gelecek...
Dertliyiz Bunu Bil...

Boğaziçiliyiz, Kısıtlanmayız...

Çağrı: Bu seslenişime destek vermek isteyen tüm Boğaziçilileri ve sadece Boğaziçilileri değil herkesi, benimle okckilinc@gmail.com adresim üzerinden ya da yorumlarla benimle iletişime geçmelerini istiyorum. Şimdiden destek veren herkese çok teşekkürler...


---

Son uygulamadan sonraki BİM ile olan eposta yazışmalarım. 


OKÇK > BİM : (cevap verilmedi)

merhaba,

merak ettigim bir konu var. bu yeni duzenlemeden sonra internet baglantilarinda iyilestirmeler yapilacak mi?

diger bircok universite ile karsilastirdigimizda internet baglanti hizimiz utanilacak duzeyde. ki turkiye genelindeki adsl musterilerinin baglanti durumu bizden daha iyi.

ilginc bir sekilde upload degerlerimiz download degerlerimizle cok yakin ki bu diger baglantilarda 1/4 oraninda olur genelde.

ve ping suremiz gercekten cok uzun. 140ms civarinda degisen ping suremiz var ve bu ciddi beklemelere yol aciyor.

eger yeni duzenlemeden sonra iyilestirmeler yapilacaksa basarili bir duzenleme olur. yok yapilmayacaksa caniniz sikilmis diye bakacagiz.

tesekkurler... 



OKÇK > BİM
merak ettigim bir konu var bu yeni duzenleme ile ilgili...

internet bir sure sonra kopuyor ve kullanici adimiz ve sifremizle yeniden giris yapmamiz gerekiyor.

baglanti koptugu icin tarayicinin internetten veri cektigi tum servisler sertifika hatasi veriyor (gmail checker, updater, twitter vb). tabii dogal olarak diger tum guncellemeler de duruyor, yeniden baslatilmak zorunda kaldigi da oluyor.

bu sizin de bildiginiz ve sirf bizi katil sinir hastasi olmamiz icin koydugunuz bir kural mi, yoksa bir hata mi?



BİM (Eren Boz) > OKÇK 

Merhaba Oğuz Bey,
Üslubunuz pek hoş değil,duyuruda belirtildiği gibi uygulama test aşamasındadır. Geri bildirimleriniz sistemin olgunlaşması için olmazsa olmaz öğelerden biridir. Şikayetinize binaen network tarafında birtakım incelemeler ve düzenlemeler gerçekleştirdim. Sorununuz devam ederse lütfen bildiriniz.
 



OKÇK > BİM
uslubumun sert olmasinin bir cok nedeni var...

oncelikli nedeni, zirt pirt yeniden giris isteyen bu yeni uygulama.

ikincisi ise bu uygulamaya neden gecildigini, bize ne kazandirip ne kaybettirecegi konusunda hicbir aciklama yapilmamis olmasidir.

internet baglantimizda surekli kisitlamaya ve engellemelere gitmek yerine baglanti kalitesini ve hizini nasil artirmak gerektigi konusunda calismada bulunsaniz daha mutlu olurduk.

bilmem anlatabildim mi... 



BİM (Albert Özkohen) > OKÇK
Oğuz merhaba,

Boğaziçili bir ağabeyin olarak, biraz daha efendi bir üslupla yazmanı bekliyorum.

Sizleri sinir hastası etmek istersek yapılabilecek çok şey var.

Sistemde teknik sıkıntı varsa bildirirsiniz arkadaşlar ilgilenir.

Onun dışında katil , sinir hastası gibi sözcüklere ve konulara başlayacaksak, bu konuda senden daha tecrübeli olduğumuzdan emin olabilirsin.

İyi çalışmalar...

Kişisel Bir Ajanda Hazırlıyorum - 1

(Önsöz:  Bu yazıyı yazmaya başlarken bu kadar uzun süreceğini düşünmemiştim, ama benim gibi ince eleyip sık dokuyan birisi için elbette hemen yapıvermek imkansızdı. Bu nedenle bu yazı, kişisel ajandalarını hazırlayacak olanlara bir rehber olsun istedim. O nedenle detaylıca anlatacağım tüm yaptıklarımı.)

Bugün kendime bir ajanda yapmaya karar verdim. Şöyle her daim yanımda dolaştırabileceğim, içinde beni motive edecek özlü sözler barındıracak, hayatımı daha düzenli hale sokmaya yardımcı olabilecek bir şey. Bir de çok unutkan biri olduğum için, aklıma gelenleri not alabileceğim ve içinde günlük bir ajandası da olan bir ajanda.

İşin kolayına kaçıp eldeki ajandalardan birini kullanabilirim, ama maalesef ya aşırı derecede reklama boğulmuş oluyor ya da benim ihtiyaçlarımı karşılamaktan bir hayli uzakta kalıyorlar.

Öncelikle boyutlarına karar vermeliyim. Bu ajandanın yanında bir de kalem taşıyacağım için bir kalem boyutunda olabilir, hatta olmalı. Böylece kalemi de rahatlıkla yanımda dolaştırmış olurum. Ama pantolon ceplerimden büyük olmamalı. Pantolonlarımın genelde dizlerinin orada büyük cepleri var ama yine de yan ceplere sığabilecek boyutta tutarsam rahat ederim.
  • Bir A4 kağıdı üçe bölebilir, o parçaların 1/4'ünü de atabilirim (kalem boyu ile eşitlensin diye).
  • Bir A4 kağıdını dörde bölebilirim (kalem boyu ile tam eşit oluyor, ama biraz geniş).
İkinci seçenek daha uygun geldi bana. Çünkü bir de ajandamı bir arada tutabilmek için onu spiralleteceğim. Spiral boşluğu, o genişliği alır götürür zaten :)

Öyleyse ajandamın tasarımını ve düzenlemesini A4 kağıdının dörtte biri olarak yapmalıyım. Ve dediğim gibi spiralleteceğim için düzenlemede solda boşluk bırakmam gerekiyor, peki ne kadar? Öyleyse ajandamı bastıracağım yere bunu bir danışsam hiç fena olmaz :)

Şimdi ajandamla ilgili yapmam gerekenlerin bir listesini çıkarayım:
  • Boyut (+)
  • Ajanda içeriği (takvimler, ders programları vb) (-)
  • Ajanda tipi (aylık, günlük, vb) (-)
  • Ek içerik (özlü sözler, kişisel hedefler vb.) (-)
  • Tasarımı (-)
  • Sayfa sıralaması (-)
  • Ek bileşenler (kalem, ayraç vb) (-)
Yazımın bir sonraki bölümünde ajandamın içinde neler olması gerektiğine karar verecek, internette ya da gerçek dünyada örneklerden bana yararlı olacakları seçecek ve bugüne kadar kullandığım çeşitli düzenleme türlerini toplayacağım.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sağlık, mutluluk ve başarı ile kalın ;)

Benzerlik...

Az önce tesadüfen denk geldiğim ve "Tanrım! Neler Oluyor?" tepkisini verdiğim konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Paylaşma isteğimin nedeni de, meşhur olduğumuzda önüme sunmayın diye :)




Yukarıdaki logolardan ilki BUCampus için yaptığım logo, ikincisi ise az önce internette karşılaştığım bir logo. "B" harflerinin kullanımındaki inanılmaz benzerlik, eminim benim kadar sizin de dikkatinizi çekmiştir.

Açıklıyorum, kimse kimseden esinlenmedi. Sadece aynı şeyi düşünmüşüz :)

Düşünce de şu; "Ben bu RSS simgesini, B harfine nasıl giydiririm?"

Sonuç işte bu oluyor, bunun gibi zilyon tane daha tasarım çıkartabilirim size, ama inanmak istemeyenler varsa da BUCampus logosunun nasıl bu hale evrimleştiğini taslak çalışmaları ile belgeleyebilirim.

Sonuç olarak ortadaki bu hoş benzerliği de benden duyun istedim :)

Haydi sağlık ve mutlulukla kalın...
blogumun tasariminda sev.g.ilim'in deneyimleri doğrultusunda ufak bir iki değişiklik yaptım. kaç zamandır yapacaktım da gün bugüneymiş :) logo sola geldi, logonun eski yerine bir fotoğrafımı ekledim (sev.g.ilim bir blogda gözünün ilk aradığı şeyin blog sahibinin fotoğrafı olduğunu dile getirdi). bir de logonun altına "blog | microblog" bağlantıları ekledim. değişim bu kadarcık işte :)

Bir Teşekkür Mektubu Aldım :)

"SOGLA, Hülya Denizalp ve BUCampus" başlıklı yazımda adından bahsettiğim ve benim için pek önemli ve değerli olan Hülya Hanım'dan bir teşekkür mektubu aldım, sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu mektup için kendisine çok teşekkür ediyorum, gerçekten çok mutlu oldum :)

Sevgili Oğuz Kaan,

Blogundan aşağıdaki e-postayı gönderemeyince adresini bulup gönderiyorum.

Ben GENÇTUR için internette haber taraması yaparken hakkımda yazmış olduğun yazıyı okudum.
Ne diyeceğimi bilemiyorum...
Bu kadar övgüyü hak edecek ne yaptığımı düşündüm;
Ve işin, benim kadar senden de kaynaklandığına kanaat getirdim.
Çünki yıllardır yapmaya çalıştığım şeyi, genç yaşta algılayan/idrak eden,
Ve de çok da güzel ifade eden seni de ben tebrik etmek istiyorum. 
Ellerine, gönlüne sağlık...
Ve benim gençlere güvenmemi haklı çıkardığın için de teşekkür ediyorum.

Yine bir yerlerde karşılaşmak ümidi ile...

Sevgiler
Hülya Denizalp

İstanbul'un Suyu, O Berbat Olan...


Az önce bilmeden bir test yapmış oldum ve şu dakikadan itibaren İstanbul'un suyundan kelimenin tam anlamıyla soğudum, hatta sadece sudan değil hayattan da soğudum.

Şahsım İstanbul'da çeşmeden su içme hatasına düşen bir parça insandan biriy(d)im ve akşam üzeri su yanımda bulunsun diye bir kaba koydum. Çoğunu içmiştim, dibinde az miktarda su kalmıştı.

Az önce bu bıraktığım suyu da içmeye kalkınca, acı gerçekle yüzleştim. Acı yerine tuzlu desem daha doğru olur. İstanbul'un suyunun bildiğiniz deniz suyu olduğunu az önce farkettim ve midem bulandı.

Bu tuzlu gerçeği, geç farketmiş olmanın salaklığını duyumsarken yine de "o kadar da geç olmadı be" diyerek kendimi avutmaktayım, ses etmeyin...

Ah salak ben, ahhh... İstanbul'un nesi düzgün ki suyunu düzgün sandın bre Oğuz Kaan...

Yılbaşında Bana Sahip Olmak İster Misiniz?


Bildiğiniz gibi yılbaşına pek bir az süre kaldı. Henüz sevdiklerime ne alacağım konusunda, daha doğrusu neyle alacağım konusunda bir sonuca ulaşamamış olan ben; bazı blogların okuyucularına hediyeler dağıtmak için kampanyalar düzenlediğini görünce, "Benim neyim eksik!" dedim ve geçmişteki bir kampanyayı değiştirerek hortlattım.

Ama okuyucularım nasıl bir takla atsın da beni kazansınlar diye düşündüm düşündüm bir şey bulamadım. Sonra biraz daha düşündüm ve buldum: bugünden itibaren bloguma yorum yapanlar arasında çekiliş yapacağım. Elbetteki kimliğini gizleyenler bu çekilişten, sonuçta benden nasiplenemeyecekler.

Bu kampanya ile önceki halindeki gibi kimseyi eleştirmiyorum (ileride ben de bir Porsche ya da Etiler'de bir villa verebilirim, beni daha ufak şeyler kesmez). Hatta sadece kendimi eleştiriyorum, şu kısa yaşamımda yaş 25 olmuş ve hala kendim dışında bir varlığım yok. Kendimi tebrik ediyorum ve sizleri bu kampanyaya davet ediyorum.

Önceki kampanyadaki fotoları buraya eklemek zor geldi, o nedenle şuraya bir göz atıverin :)
http://www.okck.net/2009/04/oyunuzu-verin-bir-geceligine-bana-sahip.html


Bu kampanya Mili Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü'nün bilinmez bir tarih ve tanımlanamamış bir izni ile düzenlenmektedir. Çekiliş tarafımdan yapılacak olup her türlü çirkeflik bulaştırılacaktır.

dün sev.g.ilim ile evde aç aç otururken dışarıdan yemek söyleyip de ocağımıza incir ağacı dikmek istemedik, çünkü pizza söyleyecektik ve 25tl civarında tutacaktı. hemen gittim 6 yumurta kaptım, bir de ekmek. peynirli yumurta yaptım, afiyetle yedik. iki kişi 5tl ile doymuş oldu. artık bundan sonra böyle, ödenmesi gereken kyk borçları var da :)
şimdi duşa gireceğim. 20 dakika sonra da sev.g.ilim'i almak için havaalanının yolunu tutacağım. yarın akşam sınavım olduğu için gelme diyor ama biliyorum ki gidersem çok mutlu olacak. ki gitmem benim için de iyi. burada kalırsam; friendfeed, blog, twitter arasında mekik dokuyacağım ve gitmediğime üzüleceğim. o yüzden bana müsaade. seni seviyorum sev.g.ilim ve geliyorum yayına meleğim :)
az önce bir sinavimin notuna baktim da "oğuz" dedim, "şu dersleri adam gibi takip edip azıcık çalışsan neler yapacağına yedi düvel şaşıracak". bu lafı söylerken haksız değilim. dersin hocasının "senden adam olmaz, bitmişsin oğlum sen" bakışları arasında bir saat geç girdiğim sınavdan, sınıfın yarısından daha iyi not almışım. bu arada yedi düvel şaşırırken ben şaşırmayacağım, çünkü aslında istediğim zaman neler yapabildiğimi gayet iyi biliyorum :)