Obur Dünya, Bari Cem Karaca Bize Kalsaydı!

Cem Karaca, kendisi vefat ettikten sonra içimde “yaşarken neden kıymetini bilemedim” dediğim sanatçılarımızdan biri değil. Bu durumun haklı mutluluğunu yaşıyorum en derinlerimde, vefatından dolayı dertlere ve hüzünlere kapılmış olsam da buruk bir mutluluk oldu hep içimde.

Papazın eşşeğini kovala dur,
Ali’nin külahını Veli’ye uydur,
Aldat dur, aldan dur,
Oğlum hayat bu mudur?

Lise yıllarımda her haftasonu Bursa merkeze gidip Cem Karaca’nın bir ya da iki kasetini almak ve bunları tekrar tekrar dinlemek benim için vazgeçilmez bir hobi olmuştu. Adeta onsuz olamaz olmuştum. Ağızlara pelesenk olmuş eserlerinden ziyade, daha gerilerde kalmış eserleri daha çok ilgimi çekiyordu.

Sadece kasetlerini satın almakla yetinmiyordum, kendisi hakkında kitaplar okuyor ve geçmiş yıllarda yaşamış kişilerle onun hakkında sohbetlere giriyordum. Bu sohbetler için öyle özel kişiler ya da özel yerler seçmeme gerek de yoktu; gençliğinde Cem Karaca’ya hayran olmuş bir simitçi ile otobüs durağında muhabbetlerim bunlardan bir tanesi.

Cem Karaca, ömrü boyunca ülkemizin yanlışlarını göstermeye çalıştı. Ama yeterince anlaşılmadı, daha doğrusu politik görüşü yüzünden anlaşılmak istenmedi. Ülkemizin genel bir problemidir bu; politik görüşünüze göre yaftayı yapıştırırlar, sözlerinizin doğruluğunu göz önüne bile almazlar.

Cem Karaca, o kendine has mükemmel yorumu ve yine kendine has ve de eşsiz konuşma şekli ile her seslendirdiği esere çok ayrı ve özel bir hava kattı. Birbirinden ölümsüz eserler yarattı. Her bir eseri paha biçilmez bir değere ulaştı.
Üryan geldim üryan giderim
Ölmemeye elde fermanım var?
Azrail gelmiş de can talep eyler,
Benim can vermeye dermanım mı var?
Cem Karaca’nın kendi kaleme aldığı eserlerinin yanı sıra büyük şairlerin eserlerini de başarılı bir şekilde yorumlayarak müzikseverlerle buluşturdu. Bu eserleri sayesinde, sayısız edebi eser de belleklerimizdeki yerlerini o mükemmel yorumla almış oldu.

Cem Karaca’nın ne kadar başarılı bir sanatçı olduğunu, onu taklit edenlerin ya da etmeye çalışanların fazlalığı ile de ölçebilirsiniz. Murat Göğebakan, Barış Akarsu gibi akla hemen gelen isimlerin dışında, birçok sanatçı bir şekilde onun yorum şeklini birebir taklit etti ya da fazlasıyla kendisinden esinlendi.

Ayrıca Cem Karaca’nın yorumlayacağı eserleri seçerken oldukça dikkatli davrandığı da gözden kaçabilecek bir gerçek değildir. Aşk temalı eserlerde dahi, ülke gerçekleri ile yoğrulmuş şahaserleri seslendirmeye dikkat etti.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi esir ve yoksuldur odam.
Cem Karaca’nın her bir eseri, yeni nesillere büyük bir dikkatle ve önemle dinletilmelidir. Çünkü her biri birbirinden değerli ve önemli bilgileri bünyesinde taşımaktadır.

Cem Karaca’yı anlatmaya kelimeler yetmez, yüzlerce eserini buradan sizlerle paylaşmaya ise benim takatim. O nedenle yazımı burada sonlandırıyorum.
İşte geldik gidiyoruz
Bilinmez bir diyara
Eskiden karpuz idik
Şimdi döndük biz hıyara
Cem Karaca Seni Hiç Unutmadın, Eserlerinle Hala Seninleyim ve Seninle Olacağım…
Mekanın Cennet Olsun…

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...