İlk Kez Kilyos'a Gittim...

Yurtlarda kalma sürem dolmuş olmasına karşın, maddi olanaksızlıklarımdan ötürü eve çıkamayacağım için; bundan böyle Kilyos Sarıtepe Kampüsü'nde kalacağım. Beni sokakta bırakmayan ve bana güleryüzle zaman ayıran Yurtlar Müdürü İbrahim Bey'e çok teşekkürler…

Sarıtepe Kampüsü hakkında, özellikle de ulaşımı ile ilgili ciddi olumsuz yorumlar mevcut. 7 yılını İstanbul’un merkezinde geçirmiş biri olarak beni, nasıl etkileyeceği ve orası hakkında nasıl yorumlarda bulunacağımı zaman gösterecek ama umutluyum açıkçası.

Şu zamana kadar bir kere bile Kilyos Sarıtepe Kampüsü’ne gitmedim. Kampüsün hemen dibindeki Seanergy Beach'e birçok kereler gittim, ancak hepsine de bir arkadaşımın ricası ve de otomobili ile gitmiştim. Dilerim Kilyos maceram hayatıma bir güzellik olarak nakşolur da, kendime okulumu uzattığım için bir kez daha küfretmek zorunda kalmam…

İlk Kez Kilyos'a Gittim… Ve açıkçası o kadar da fena değildi… :)


Trafiksiz ve yağışsız yolda en az 50 dakikada ulaşılabilen bir yerde Kilyos Sarıtepe Kampüsü. Google Map'e göre kuş uçuşu 17 km. Belgrad Ormanları size bu zamana kadar İstanbul dışında bir yer gibi gelmişse, Kilyos Sarıtepe Kampüsü’nü gördükten sonra bir daha düşünmeniz gerekiyor; çünkü, kampüs buradan da ileride.

Yandaki haritada da görüldüğü üzere, orası İstanbul'dan epey uzakta :)

Benim şansıma otobüsler boştu, dönüşte bir tek ayakta ben vardım ama sene içerisinde bu kadar şanslı olamayacağımın da farkındayım :)

Yol Sorununu Muhabbet Ederek Aşın...

Kilyos'un en büyük derdi yol sorunu, yol oldukça uzun sürüyor -ki yağışlı ve trafikli günleri şuan için düşünmek bile istemiyorum. Eğer bu uzun yolculuk esnasında bir muhabbet tutturursanız, zamanın nasıl geçtiğini pek farketmiyorsunuz. Ancak dönüşte olduğu ve herkesin de nedense sus pus oturduğu gibi giderseniz tüm yolu, herkesin suratındaki o bıkkın ve uykulu ifade sizi de sarabilir çepeçevre. O nedenle mümkünse sohbet edin…

Kilyos’un tek olumsuz tarafı yolu diyebiliriz, diyebilirdim düne kadar. Ama yok değil, çok daha fazlası var. Orada kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey yok. Yurtlar, hazırlık derslikleri, birkaç spor sahası ve bir kantin. Ötesi yok, kesinlikle bir şeyler yapılmalı buraya ek olarak. Buraya biraz ruh getirilmeli, biraz canlandırılmalı.

Ayrıca yurt binaları inanılmaz eskimiş, daha kaç yıl oldu da onlar o hale gelebildi ki. Tamam Karadeniz delidir, nemi de ayrı bir manyaktır; ama bu binalar çok ayrı bir şekilde yıpranmış. Birkaç sene sonra yıkılıverecekmiş gibi duruyor. Bir İnşaat Mühendisi adayı ve görece bilinçli bir vatandaş olarak güvenemedim cidden o binalara, bir dayanıklılık testi yapılmalı bence.

Alır Başımı Giderim...


Ancak çevre tam benim istediğim gibi, başımı alıp dağlara gidebilirim. Fen Lisesi’nden İstanbul’a geldiğimde en sıkıntı duyduğum şeylerden biriydi, başımı alıp gidememek. İstanbul’da nereye giderseniz gidin şehir devam ediyor ve bunaldıkça bunalıyorsunuz. Ancak Kilyos’ta bu derdime derman bulabileceğim sanırım.

Ve düşünüyorum da orada bir köpek beslesem mi, ciddi manada uygun bir bahçesi var. Gerçekten bunu düşünmüyor değilim, ama bakabileceğimden şüpheliyim. Çoğu zaman kendime bile bakmaktan aciz oluyorum çünkü.

İlk izlenimlerime göre; üniversiteden ve şehirden oldukça uzak ama, az biraz daha planlı hareket ederek, otobüs yolculuğuna güzel bir muhabbet ya da okuması eğlenceli bir kitap sıkıştırarak ve de hayattan zevk alabilmeyi alışkanlık hale getirerek bir cennete dönüştürülebilir Boğaziçi Üniversitesi Sarıtepe Kampüsü…

Kilyos'ta Bölüm Öğrencisi Olmak...


Sarıtepe Kampüsü'nde kalan nadir bölüm öğrencilerinden bir tanesiyim ve açıkçası orada olduğum için mutluyum. Gerçi otobüs seferleri hazırlık öğrencilerini düşünerek yapıldığı için (gerçi ondan da şüpheliyim ama) biraz ayarsızlıklar oluyor ama benim için oldukça olumlu olacakmış gibi duruyor.



Örneğin Bugünü Ele Alalım;


Sabah 7 gibi uyandım, yataktan kalkana kadar 7:30 oldu :) Sabaha bıraktığım ufak tefek bir iki işim vardı (eski defterleri temizleyip yeni derslerime pay etmek gibi), onları yaptım. Bu arada müzik dinleyip kahvemi içtim. Saat 08:45 otobüsü ile Hisarüstü’nün yolunu tuttum.

Üniversiteye geldiğimde saat 10:00 idi, Börekçi’ye oturup kahvaltı yaptım ama 4,5tl’lik hesap evlat acısı gibi dağladı içimi ve bir daha Börekçi’den kahvaltı yapmamaya karar verdim :)

Saat 10:15 gibi üniversite hayatımda ikinci kez kütüphaneye girdim ve ilk kez kütüphanede ders çalıştım. Bu benim için devrim niteliğinde bir olay. Saat 12’deki dersime kadar dışarıda sürtmek istemediğim için benim için oldukça yararlı bir 2 saat oldu. Fizikte bir ünite bitirdim, hatta biraz da soru çözdüm. Acilen kahveye ihtiyaç duymamış olsaydım biraz daha soru çözebilirdim ama olmadı, artık bir daha ki sefere :)

Sonra ders, ders ve ders… İşte şimdi de oturmuş BÜREM görüşmemi beklerken bu satırları yazıyorum ve henüz saat 15 bile olmadı. Daha yatana kadar deli gibi vaktim var ve şimdiden günümü pek bir verimli geçirdiğimi hissediyorum. Bu gerçekten güzel bir his :)

Dilerim bu şekilde tempolu ve verimli bir şekilde devam ederim ve “İşte Bu Benim!…” diye mutlulukla dolaşırım :D

Not: Kilyos’ta yaşamak zorunda kalan tüm Hazırlık öğrencisi arkadaşlarıma, okulun gediklisi olarak yardım etmekten mutluluk duyarım. Herhangi bir konuda yardıma ihtiyacınız olursa ya da aklınıza bir şey takılırsa sormaktan lütfen çekinmeyin.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...