Bir Ayrılık Hikayesi...

Herkese Merhaba,

Bugünkü yazımda, size geçmişte yaşadığım şeylerden bir kesit anlatacağım; bu kesitle birlikte katılacağınız ya da halihazırda katılmış bulunduğun ekiplerle yaşayabileceğiniz sorunlar sonucunda ekipten ayrılmanızın nelerle sonuçlanabileceğini göreceksiniz.

***

Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ile 2003 yılındaki Cumhuriyet Bayramı nedeniyle düzenlenen İstanbul TOG-ATAK'ın duyurusunu görmemle tanıştım. www.tog.org.tr adresine girdim ve gönüllülük için başvurdum.

Birgün eposta hesabıma gelen 'TOG Tanıtım Davetiyesi' ilgimi çekti ve kalkıp hemen gittim. Şirin sevimli sarı bir ev ve kapıda davetlileri karşılayan şen şakrak bir insan. İçimde birşeyler kaynadı, dedim tam bana uygun bir yer.

Ve öyle de oldu. TOG'un yaptığı ve benim katılabildiğim tüm çalışmalarına katıldım. İstiklal'da 'İyi Kalpler Dükkanı Taksim' için broşür dağıttım, TOG Kermes'inde oyuncak sattım, Dolapdere'de Mini TOG-ATAK'da okul boyadım.

Hepsinin anısı bir ayrı. Hepsi çok güzeldi. Yepyeni arkadaşlarım olmuştu. İçim huzur doluydu, çünkü cafelerde boş boş oturup çene çalmıyordum.

Herşey çoooook güzeldi… Ta ki o güne kadar…


2004 Konseyi'ne Boğaziçi Üniversitesi'ni temsilen kimlerin gideceği konusunda BUSOS’taki arkadaşlarımla söz düellosuna girene kadar. Gereksizdi… Ama o zamanlar öyle düşünmüyordum. Haklıydım, haksızlık yapılmıştı. Savunduğum buydu. Ama öte tarafta neleri kaybettiğimin farkında bile değildim.

BUSOS ile aram açıldı. TOG Grupları'na atılan epostaların altına 'TOG İstanbul Bağımsız Gönüllüsü' diye yazmaya başladım.

İçimden TOG'a çok kızıyordum. Sessiz kalmıştı diyordum. Benim gibilerin olduğunu duyuyordum ve tüm bunlara TOG'un sessiz kaldığını görmek beni TOG'dan soğutuyordu.

Ve 2005'in Ocak ayından itibaren tamamen TOG'a cephe aldım. Kafamda binbir türlü uzun ve kısa vadeli plan vardı. Eskiden etrafımdaki herkesi TOG'a yönlendirirken şimdi kendi çevreme çekiyor ve kısmen de olsa başarıyordum.

2005'in Haziran hatta Temmuz ayına kadar bu cepheciliğimi uyguladım. Aklım sıra öc alıyordum. Ama bu hırs gözlerimi öyle bir bürüdü ki okulumu, arkadaşlarımı, herşeyimi unuttum. Ailemi bile…

Ve gerçekler karşıma 20052in Ekim ayında çıktı. Boğaziçi Üniversitesi'nin hazırlık sınıfını 2.yılımda da geçememiş, sinir sistemimi harap etmiş, sağlığımla oynamış, dostlarımı kaybetmiş, ailemle aramı bozmuş bir halde Ankara'ya ailemin yanına döndüm.

Bir ay Ankara’da kendimi odama kapattım. Sürekli ailemle kavga ediyor, yarasa gibi yaşıyordum.

Ve ailemin yoğun gayretleriyle yeniden hayata döndürüldüm. Önce bir dersaneye yazıldım. Dersaneye gidip gelmek bile bir değişiklikti. Sonra Aralık ve Ocak aylarında iki TOEFL’a girdim. 197 ve 203 aldım. Yeterli değildi. Okulumun sınavına girdim, geçemedim.

Yeniden odaya kapattım kendimi. Ta ki dersane müdürü Mustafa Bey benimle görüşmek istediğini söyleyene dek. Gittim, konuştuk. Bu sefer bir ekibin bir aileye nasıl dönüşebileceğini bana yeniden yaşatan 'Translation Kursu'na kayıt oldum. Yeniden mücadele etmeye başladım.

Haziran sınavına girdim başaramadım. Ama bu sefer yılmadım. Ağustos ayındaki sınava girdim ve sonunda oldu. Hazırlığı B ile geçtim.


Peki neden bunları anlattım?… Söyleyeyim…

Bir anlık öfkeyle, size göre haklı nedenlerle kulübünüzden ya da ekibinizden kopabilirsiniz. Ancak...

Anlamalısınız ki;
  • Ekibin diğer üyeleri yani koskocaman bir ailenin diğer fertleriyle yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı özleyeceğinizi,
  • Hiç kimsenin, hiç birşeyin mükemmel olamayacağını,
  • Birey olarak küçük olduğunuzu, birleşip bir aileye dönüşünce bir deve dönüştüğünüzü,
  • Eleştirmenin tek başına hiçbir şeye yaramadığını,
  • Beğenmediğiniz şeyleri, ekibin diğer üyeleriyle de paylaşarak değiştirmeye çalışmanızı,
  • Kavga ederek, savaşarak hiçbir zaman dünyanın bir cennete dönüşmeyeceğini,
  • Ve en önemlisi; kızgınlıklarla ya da mutsuzluklarla geçen bir ömrün geri gelmediğini ve mutlu olamayacağınızı anlamalısınız.
Sizlere bu noktada bir tavsiyem var;

Hayatınızın her aşamasında sizi dinleyebilecek, hata yaptığınızda size bunu açıkça ifade edebilecek, ikili ilişkilerde hakemlik yaparak objektif karar verebilecek bir büyüğünüz, bir rehberiniz olsun. İnanın bunun çok faydasını göreceksiniz...

Hayatınızın geri kalanında size öfkelerden arındırılmış, harika ekipler içinde muhteşem başarılar kazanabileceğiniz yaşamlar diliyorum...

Şimdilik Hoşçakalın...


Summary In English: In this article the writer talk about a memory from his life, and emphasize that the disagreements in a team which is a result of momentary anger cause several unwanted consequences and this situation will not make you happy in your life. Also, he recommends you should have a guide who can share his/her experiences to show missing things because of your anger.

4 yorum

  1. Ali Sait Yılkın01 Mayıs, 2012 01:34

    Oğuz,
    Senin yaşamış oldugun sıkıntıların aynısını ben de yaşadım (iki sene hazırlık okudum. sınavı zor geçtim, ailem ve dostlarım ile problem yaşadım). Bu yüzden senin söylediklerine aynen katılıyorum.

    YanıtlaSil
  2. merhaba oguz,
    bu samimi ve acik yazini gordugume sevindigimi belirtmek isterim.
    bahsettigin surecin bir kismina ortak oldugum donemler, birlikte
    calistigimiz projeler vardi...
    otesinde yasadiklarin uzerinden bircok seyi vakti zamaninda sahsim adima ben de yasadim, farkeder, sorgular, elestirir, duzeltir sureclerim oldu.. kendime ayirdigim vakitlerimde...
    o yuzden seni cok iyi anladigimi dusunuyorum ve samimiyetine, samimiyetle cevap vererek "ve gercekler..." diye basladigin paragrafindan kendime de pay cikardigimi ve bunun uzerine kayipliktan ziyade bu gecen sureci kendi adima biraz ara vermislik olarak algiliyorum.
    anladigin, ogrendigin, elestirdigin, degistirdigin ve dahasi bizimle
    paylastigin icin sevindigimi paylasmak istiyorum, aramiza tekrar
    hos geldin...
    sicak bir merhaba ile ozledigin kadar ozlendigini de bil istiyorum...
    sevgiler, ersin.

    YanıtlaSil
  3. Fatih Destebaşı01 Mayıs, 2012 01:35

    merhaba yazdıklarını okudum...
    ben kütahya tog'da görev yapıyordum geçen dönem. dönem sonu tanıştım arkadaşlar ile. gerçekten iki hafta beraber olduk, ama harka günlerimiz geçti.
    ne tog atağa ne konseye gittim. ama dediğin gibi insanın içinde bunlunan yardım yapma istegi, insanlık adına bir şeyler yapma amacı, beni burada tuttu. yazın bir eğitime katıldım. orada da çok şey öğrendim gerçekten.
    şimdi de istanbul üniversitesi türkçe öğretmenliği'ne geçtim. istanbul'a gelince, orada da sürdürmeyi düşünüyorum.
    umarım "tog'dan mı?" diyerek tanışırız. kendine iyi bak, iyi çalışmalar...

    YanıtlaSil
  4. Ömer Faruk Bağdatlı01 Mayıs, 2012 01:35

    Oğuz Kaan Arkadaşım Selamlar...

    Ben de bir gönüllüyüm. TOG veya başka bir şey önemli değil,önemli olan hayata karşı gönüllüyüm. Vakıf bana sadece daha fazla kişiye ulaşmam için isim oluyor. Ben böyle bakıyorum en azından.

    Yazını okudum. Verdiğin mücadeleden ötürü seni tabrik ederim. Aslında bunu söylemek için yorum yazacaktım ki, yukardaki cümleyle başladım bir anda :)

    İnşallah bundan sonraki hayatında da bu azmin, kararlılığın ve inancın devam eder...

    Sağlıklı ve mutlu kal...

    YanıtlaSil

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...