Saçını Civciv Sarıya Boyatan Çocuğun Gerçeklerle Yüzleşmesi

Revolution by ydardiry

2003'te Boğaziçi Üniversitesi'ni kazandığımda, oryantasyon günlerinde üniversitede kalmıştım 3-4 gün. O süreçte o zamanlar 3.sınıf olan bir Boğaziçili ile tanışmıştım, ismini gayet iyi hatırlıyor olmama karşın gizlilik gereği isim vermek istemiyorum.

Kendisi pek bir hareketli ve enerjik biriydi. Hiçbir şeyden korkusu yokmuş gibi bir hali vardı ve özgüvenine hayran kalmamak elde değildi. Ama en çok dikkati çeken özelliği, civciv sarıya boyanmış saçlarıydı. Kadınların saçlarını civciv sarıya boyatması sıradan bir olay, ama konu bir erkekse bu pek de alışıldık bir konu değil.

Ve anlattı, saçlarını civciv sarıya boyatmasından sonra yaşadıklarını...

O güne kadar arkadaşı dediği insanlar birbir kendinden uzaklaşmış, selamı sabahı kesmişler. Çok yoğun eleştirilere maruz kalmış, hatta hakaret bile yemiş. O gün tanımış kendisine gerçekten değer veren insanları ve o gün anlamış insanların değişimlerden ölesiye korktuğunu.

Bunları anlatırken gözlerinde yaşadıklarının izleri açık ve net bir şekilde görülebiliyordu... Biraz hüzünlü, ve bol miktarda öfke dolu... Ama herşeye rağmen kararının arkasında sonuna kadar durmuş, çok şey kaybetmiş belki ama bir çok şey de kazanmış, özellikle de kendisini...

***

Ben de 1 Ocak 2012 ile birlikte çok farklı kararlar verme sürecine girdim. Ben bunu "Oğuz Kaan'ı öldürmek" olarak niteliyorum. Bunu yaparken ki kilit sorum ve cevabı şu: "Oğuz Kaan olsa ne yapardı? İşte onu yapma!..."

Peki neden böyle bir sürece girdim? Cevap basit, insanın bazen radikal kararlar vermesi gerekir. Radikal kararlar almadan yaptığımız şeyler, eğer mutsuz bir hayatınız varsa, pislikleri halının altına atmak gibidir. Oysa her zaman derim, "Odayı gerçekten toplamak istiyorsanız, önce bir tam anlamıyla altını üstüne getirmeniz gerekiyor."

Bu radikal kararları almak gerçekten zor bir süreç, tüm alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor. Alışkanlıklardan vazgeçmek zordur, çünkü alışkanlıklarınızla hayatınızı otomatik pilota bağlarsınız, bu hayatınızı monotonlaştırsa da kolaylaşan bir süreç olduğu için vazgeçilmez olur, hatta bu alışkanlıklarınızın bağımlısı olursunuz.

Ama bazen hayatınızın kontrolünü elinize almanız gerekir. Bu otomatik pilotla tembelleşmiş bir bünyeye zor gelecektir. Oysa ki, kontrolü ele aldığınızda ve alışkanlıklarınızı tek tek yok etmeye başladığınızda ki heyecanı ve zevki kesinlikle deneyimlemelisiniz.

Tekrar söylüyorum ki, bu oldukça zorlu bir süreç. Bu süreci, kat kat zorlaştıran ise çevrenizdeki insanların vereceğiniz kararlara ve bu değişime göstereceği tepkidir. Birçoğu bu değişiminizden hiç ama hiç haz etmeyecek, çünkü karşılarında bir sonraki hareketini kolaylıkla kestirebilecekleri ve tanıdıklarını düşündükleri kişi olmayacak. Ve değişmemeniz için ya sizi durdurmaya çalışacaklar, belki size hakaret edecekler veya tamamen hayatınızdan çıkacaklar.

İşte bu nedenle radikal kararlar vermek için çok güçlü bir psikolojiye sahip olmanız gerekiyor. "Hiçbir devrim kansız olmamıştır..." diye bir söz vardır. İnsanın kendi içindeki devrimleri de elbette acısız olmaz, ama tüm bu acılara katlanmak ve sonucunda ulaşılacak aydınlık için ölesiye çabalamak gerekir.

İçinizdeki devrimlerin daim ve mümkün olduğunca az kanlı olmasını diliyorum...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...