Değiştim, Bir Sakıncası Var Mı?


İnsanlar değiştiğimi söylüyorlar...

Evet değiştim, ama anlamadığınız bir şey var; beni Sevgilim değiştirmedi. O sadece yapmak istediklerimi yapma ve düşüncelerimi söyleme cesareti verdi, güçlendirdi, tecrübeleriyle yol gösterdi. Değişimden pişman değilim. Belki dengeyi kurmakta zorlandım belki de denge istemedim...

***
Diyorsunuz ki;
"Her şeyin olamaz; yok öyle bir dünya!"...

Nereden biliyorsunuz ki her şeyim olamayacağını? Nereden bilebilirsiniz ki siz, bizim aynı zamanda dost, arkadaş, sevgili, abi, abla olduğumuzu... Ya da neden denge kurmak istemedim, hiç düşündünüz mü? Tabii ki, hayır... Üç kuruş etmeyen önyargılarınızı savurup arkamızdan konuşmak dışında ne yaptınız ki?

***
Bir başka savurduğunuz önyargınız:
"Kendilerinden başka kimseyi görmüyorlar. Sanki onların dışında bir dünya yok, kapalı kutu gibiler."

Pardon ama siz gelip bizimle konuşmak, vakit geçirmek istediniz de biz 'Hayır' mı dedik!

Örneğin, Sevgilim'in daha önceden tanıdığı, benim de bir kaç kere konuşmuşluğumun olduğu ortak arkadaşlarımız olan Umut&Sibel çifti Kilyos’a geldiler ve harika bir gün geçirdik. Haydarpaşa’da parti oldu, gidip istediğimiz gibi eğlendik. 7 Nisan’da gidecek olduğumuz tiyatroya Sevgilim’in hiç tanımadığı, benim geçen seneden arkadaşım olan Züleyha da eşlik edecek. Arkadaşım Gizem’in doğum gününü kendi aramızda kutladık ve hediyemizde Sevgilim de emek verdi. Bunların dışında; planlamadan, yani yolda, yurtta, okulda vs. rastgeldiğimiz insanlarla da gayet güzel sohbet edip vakit geçirmişliğimiz oldu.
Sizler gibi alkol almadığımız, Tırmata'da vakit geçirmediğimiz, daha sosyal yollarla iletişim kurduğumuz veya sosyal faaliyetlerle derse daha dengeli vakit ayırıp düzenli yaşadığımız için mi 'Garip Çift' oluyoruz? Hani biz kapalı kutuyuz, kendimizden başka kimseyi görmüyor ve konuşmuyoruz ya! Haklısınız, hı hı evet!..

Ayrıca şunu belirtmeden geçemeyeceğim evet dilim sivri, açık ve sert konuşuyorum ama dedim ya değiştim artık. Dobrayım ve hislerimi daha kolay dile getiriyorum, sizler gibi arkadan konuşmuyorum.


Neyse dönelim belirtmek istediğim noktaya...

Bazılarınızdan bilerek uzaklaştım. Mantıklı ve faydalı bir arkadaşlık ilişkisi yoktu. Asıl onlar kapana sıkışıp küçük beyinlere ve küçük olaylara takılıyordu ve bunlar benim için tam bir vakit kaybı. Bazılarınız kendiniz ittiniz, bazılarınız kendiniz kopardınız ipleri.

Bir de bambaşka bir dünya var ki onlardan gerçekten özür diliyorum. Sizinle görüşmek istiyorum lakin gerek benden dolayı, gerek elimde olmayan sebeplerden ötürü daha az görüşür olduk. En ksa zamanda telafisini yapacağız keyifli bir sohbet ile. Çünkü sizlerle ipleri koparmak gibi bir niyetim yok, yıkıcı değil yapıcı arkadaşlarsınız. En kısa zamanda iletişime geçeceğim sizlerle...

***
Gelelim neden şu aralar ortalıkta daha az göründüğüme...

İlk zamanlar, Sevgilim'le vakit geçirmeyi tercih ediyordum. Evet onu dönem başından beri tanıyorum, bir sürü şey paylaştık. Ama söz konusu bir ilişkiyse birbirinizi daha iyi tanımanız gerek, eğer o ilişkiye ciddi bir değer veriyorsanız. Ben de bunu seçtim, onunlaydım, mutluydum. Konuştuk, dertleştik, düşüncelerimizin nasıl işlediğini keşfettik. Zaten bu dönemde, hem sevgili, hem arkadaş, hem dost, hem de büyük olabilmeyi başardık.

Son zamanlarda ise takdir edersiniz ki her Boğaziçi hazırlık öğrencisinin Proficiency sınavı gibi bir derdi var. Benim gerek geçmişteki tecrübelerim, gerek kendi kişilik yapım, gerekse şimdiki yaşam koşullarım sebebiyle 'Remedial' olmak gibi bir lüksüm yok. Birinci dönemdeki kayıplarım ve boşvermişliklerimden ötürü olmam gereken seviyede değilim ve haliyle sınav stresi oturdu üzerime.

Evet üniversite sınavı değil, ama benim için o sınavdan pek bir farkı yok. Bu sebeple kendime bir plan hazırladım. Zaten bir süredir Sevgilim ile düzenli yaşama geçmiştik; erken yatıp erken kalkıyorduk; ders çalışıyor, kültürel etkinliklerde bulunuyorduk. Yaptığım; sadece zamanı daha verimli kullanarak nasıl ders çalışacağımı planlamak ve bilgisayarla ne kadar ilgileneceğimi ayarlamak oldu.

Sonuç olarak Cumartesi günüm diğer günlere nazaran daha boş. Arkadaşlarımla o gün vakit geçiriyor, Sevgilim ile tiyatroya gidiyor, dışarı çıkmışken gezip İstanbul’un farklı yerlerini keşfediyorum ve alış veriş yapıyorum. Kısacası hedefim mümkünse Haziran’da, olmadı Ağustos'ta bu sınavı geçmek ve bunu yaparken hayalimdeki sosyal-kültürel faaliyetlerden geri kalmamak. Bu sebeple en azından Nisan sonuna kadar kendimi soyutluyorum. 


Neden bu kadar tepki verdiğinizi anlayabiliyorum.

"Değişim olumlu yönde oldukça iyidir!" dese de herkes, değişim sizi korkutuyor. Sevgilim'in dediği gibi, hangi olaya ne tepki vereceğimi kestiremiyorsunuz; mesela, böyle bir çıkış beklemezdiniz benden, ama yaptım. Dediğim gibi değiştim ve düşüncelerimi dobraca dile getiriyorum. Kendi içimde hesaplaşıp düşünüp içten içe kızmaktansa, açıkça söyleyip sorunu çözmeyi seçiyorum.

Bu değişimimden rahatsız olmayanlar da var ki, onların çoğu beni yıllardır tanıyan insanlar. Bu sene tanıştığım insanlar da var, bu değişimden benim adıma sevinenler. Onlara bu olgunluğu ve cesareti gösterdiklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Evet Sevgilim ihtiyacım olan ilişkileri (aşk, dostluk, tecrübe vs.) bana sağlıyor, ama elbetteki bu mutlu yaşantımı sizlerle de paylaşmak istiyorum. Sizlerle derken; iletişimi koparmak istemediğim kişiler, arkamdan konuşup yüzüme gülenler değil tabii ki...

***
Fark edin ki değişimimdeki görünen sebep Sevgilim olsa da, asıl sebep 'BEN'im.

Eğer bu kadar rahatsızsanız benden veya bizden, dedikodum(uz)u yapmak yerine, gelip yüzüm(üz)e söyleyin düşüncelerinizi; inanın daha çok rahatlarsınız. Ancak derdiniz laf söyleyip ön yargılarınızı savurup arkanızı dönüp gitmekse, boşa vaktimi almayın lütfen. Ben sizi dinleyeyim, siz de beni dinleme olgunluğunu gösterin ki sağlıklı ilişkiler kurabilelim. 

Gelip yüzüme söyleyenlere ve sözlerimi SONUNA KADAR DİNLEME SAYGISINI ve sabrını gösterenlere teşekkür ediyorum...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...