Live The Moment, Taste The Peace

Her öğrenci gibi ben de üniversiteye gelirken hayallerim ve hedeflerimle geldim. Akademik hedeflerimin yanı sıra, sosyal hedeflerim de var, ki bunlar zaman içinde değiştiler, net bir şekil aldılar.

İlk dönem iyi kötü geçti bir şekilde ve neredeyse hiçbir hedefim için adım atamadım. Asıl büyü bu dönem başladı ve hedeflerim ile hayallerim için hızla adım atmaya başladım "Zararın neresinden dönersen kârdır." dercesine...

Bu Dönemin Büyüsü Ne Mi?


'En Sevdiğim' hayatıma girdi ve bana her konuda inanılmaz bir güç verdi. İdealimdeki ilişkiyi buldum, ayrıca hayatım düzene girdi. Bu büyünün ve düzenin tıpki bir puzzle gibi parçaları var. Öyle ki bu parçalar bir araya gelince biz daha çok, iki ayrı bedende tek ruh olabilmeyi başardık. İşte bu özel parçalar...

1. Birbirimize Köstek Değil Destek Olduk 


İlk olarak önceliklerimizi belirledik. Bu önceliklerimize göre bazı şeylerden vazgeçtik, ayrıldık; bazı şeyleri ise erteledik. Örneğin; benim önceliklerimden biri Proficiency sınavını geçmek. Sevgilim’in önceliklerinden biri mezun olmak. Yani çözümümüz ortak: 'Ders çalışmak'. Birlikte studye çıkıp derslerimizi çalışıyoruz.

2. Her Zaman Birbirimizin Fikrini Sorarız


Sevgilim hiçbir zaman bana "Sen küçüksün ne tavsiye edebilirsin ki?" gibi bir cümle kurmadı, kurmaz da. Her zaman birbirimizin fikirlerine değer veririz. Bir karar almadan önce birbirimizin fikrini sorarız, sohbet sırasında konu hakkındaki düşüncelerimizi çekinmeden dile getiririz. Mesela, Sevgilim sosyal bir insan ve bir şeylerle uğraşmadan duramaz. Aklına sürekli yeni bir aktivite veya proje gelir. Benim fikrimi sorar. Birlikte ona kazandıracağı ve kaybettireceği şeyleri düşünürüz. Sevgilim de son kararını buna göre şekillendirir.

3. Birbirimizi Her Ne Olursa Olsun Dinliyoruz


Her zaman birbirimize anlatacak bir şeyler buluyoruz, bu tanıştığımızdan beri böyle. Ne anlatırsak anlatalım birbirimizi dinliyoruz. Anılarımızı paylaşıyoruz, birbirimizin ilgi alanına girsin veya girmesin mutlaka birbirimizi dinliyoruz, gülüyoruz, üzüntülerimizi paylaşıyoruz. Geçmişteki acı tecrübelerimizi, dertlerimizi, o an aklımıza ne gelirse paylaşmaktan çekinmiyoruz... Gün içinde olan önemsiz bir olayı bile paylaşıyor ve birbirimizi sıkılmadan dinliyoruz. Bütün bunlar birbirimizi daha iyi tanımamızı ve birbirimize daha çok bağlanmamızı sağlıyor.


4. Kültürel Aktivitelerden Asla Vazgeçmiyoruz


İşte sosyal hedeflerimin en büyük adımı bu oldu. Tiyatroya ve klasik müzik konserine gittik. Birbirimize tavsiye ettiğimiz kitapları okuyoruz. Hayatımda ilk defa klasik müzik konserine ve tiyatroya gittim. İnanılmaz bir tat... 'Tehlikeli İlişkiler', 'Buluşma Yeri' ve 'İstanbul Hatırası' gittiğimiz tiyatrolar. 'Ateşli Sabır', 'Tarla Kuşuydu Juliet' ve 'İntiharın Genel Provası' ise Nisan ayı içerisinde gideceğimiz diğer tiyatrolar.


Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall'de sergilenen klasik müzik etkinlikleri de, öğrenciler ve mezunlar için ayrı bir fırsat. Biletlerini BÜMED’den veya konser akşamı Albert Long Hall'den alabileceğiniz bu konserler her hafta olmakta. 'İtalya'dan Barok Müzik' gittiğim ilk klasik müzik konseriydi ve inanılmaz bir haz aldım bu konserden... Yine bizim bazı sağlık sorunları nedeniyle gidemeyeceğimiz ama ilk okuduğumuzda gitmeyi çok istediğimiz 'Martha Argerich Boğaziçi'nde' adlı konser de 13 Nisan Cuma akşamı sizlerle buluşacak ve gitmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum...

5. Ve Tabii Ki Eğlence


Bu kadar şeyin yanında eğlenceye vakit ayırmamak tabii ki de olmaz. Tüm bunları yaparken, özellikle kültürel aktivitelerde bulunurken, elbetteki eğleniyoruz ama 'yaptığın işi tam yap' ilkesiyle eğleneceğimizde de tam eğleniyoruz. Partiye gitmek, film izlemek, gezmek, alışveriş yapmak...



Haydarpaşa Garı'ndaki 'Radyo Boğaziçi Spring Term Opening Party'e gittik ve çılgınlar gibi eğlendik, dans ettik. Ayrıca şu detayı belirtmeden geçemeyeceğim: Sevgilim benden iyi dans ediyor... Partide bir ara ona yetişemeyeceğim diye düşünmedim değil...

Canımızın istediği zaman Sevgilim’in o muhteşem film arşivinden (abartmıyorum gerçekten muhteşem) film seçip izliyoruz. Ayrıca takip ettiği diziler de buna dahil. Hatta Kilyos Yurdu'nun bize verdiği müthiş imkanı kullanıp (laptopu LCD ekran televizyona bağlama şansı) akşama kadar 3 hatta 4 film birden izleyebiliyoruz. Tabii bunu yaparken cips, kola, mısır üçlüsü de bizim keyfimize keyif katıyor.

Sonuç Olarak...


Tüm bunların altında bizim küçük ama etkili sırrımız yatıyor. Bütün bunları canımızın istediği zaman yapıyoruz, elbette ki tadını kaçırmadan ve denge içerisinde. Hal böyle olunca düzenli bir hayat yaşıyoruz. Bu da bize mutluluğu, huzuru, sağlığı ve başarıyı getiriyor.

Hepinize de hayatınızın sonuna kadar kullanabileceğiniz bu minik sırrımızı tavsiye ediyorum:

LIVE THE MOMENT, TASTE THE PEACE...

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...