O Kim Ki?

Kader yollarından birinden diğerine insanüstü bir atlama yapınca; eski ben sanki geçmişten bir tanıdık gibi. Her şeyini paylaştığın bir dost gibi değil ama, tüm zayıflıklarını bilen bir düşman gibi. Öyle bir düşman ki, sürekli geçmişi gözlerinin önüne getirerek pişman olmanı ve böylece vicdanına yenilmeni bekleyen bir canavar sanki...

Ve sanki anılarım başka birine ait. Yaşadığım ve hissettiğim onca şey, hepsi ama hepsi bambaşka birisine ait. Sanki bir film izlemişim, ya da uzun soluklu ve geceler süren bir rüya görmüşüm gibi...

O kadar yabancı ki, tanımıyorum ben onu. Neler yaptığını, neler söylediğini ve hatta neler düşündüğünü biliyorum ama bundan sonra 'neler'i nelerle devam ettireceğini bilmiyorum, bilemem de zaten. Öldü çünkü o...


5 Ocak Perşembe gecesinin sabahında, 6 Ocak 2012'de öldü Oğuz Kaan Çağatay Kılınç...

O ki, o gece fark etti; insanın intihar etmesi için illa ki cesede dönüşmesi gerekmediğini. Kansız ama daha fazla acı verecek şekilde bir ruhunu öldürebileceğini anladı. O gece, ruhunu öldürerek intihar edebileceğini fark etti.

Fark edince de öldürüverdi ruhunu...

O gecenin sabahında, güneş doğduğunda artık başka bir vardı. Başka biriydi, sahili boydan boya turlarken şarkılara eşlik eden...


Bazen insanlar bana "Oğuz Kaan" diye seslendiğinde, "O kim ki?" diyorum içimden. Sonra hatırlıyorum, insanlar seni Oğuz Kaan diye biliyorlar, yani sana sesleniyorlar...

Ama o değilim ki ben... O olsaydım; onun hayatını yaşar, onun gibi düşünür, onun gibi davranırdım... Evet ortak özelliklerimiz var, ama bunlar yaşantımın temelindeki şeyler değil...

Belki ismimi de değiştirmeliyim... "Ölsem de vazgeçmem..." dediğim şeylerden vazgeçtim, ismimden de vazgeçebilirim elbet... Hatta ismimdeki üçleme beni mutlu etmeseydi, onu da değiştirirdim eminim. Ama şimdilik bir sorunum yok 'Oğuz Kaan Çağatay' ismiyle, pek bir yabancı gelse de...

Suicide... It's the only way out...
İşin kötü tarafı; o da yaşacağım şeylere nasıl tepki vereceğimi ve nasıl davranacağımı kestirememem. Deneyimlerim de onunla birlikte öldü, çünkü düşünce sistemim ve tepkilerim farklılaştı.

Bir konuyu alıyorum ve ölen Oğuz Kaan ile değerlendiriyorum. Sonra da şimdiki düşünce sistemimle gözden geçiriyorum. Ve sonuçlar taban tabana zıt oluyor. İşte bu zıtlık, beni korkutuyor, ileride ne yapacağımı tam olarak kestiremiyorum.

Homicide... It's their only way out...
Ancak işin iyi tarafı da şu; bir yaşama şimdiden bir yaşam daha sığdırdım. Önceki yaşamımda yaşanacaklar yaşanmış ve bitmişti. Yaşanacak başka bir şey kalmamıştı ve artık hayat boğucu olmaya başlamıştı. Adımımı her attığımda mutsuzluk mayınına basıyor ve paramparça oluyordum.

Oysa şimdi yepyeni umutlarım var, ve garip bir boşluk hissi içerisinde olsam da mutluyum. Önceki hayatımda yaşadığım her şeyi en baştan bambaşka kimlik ve bambaşka kişilerle yaşayabilir, bambaşka tatlar alabilirim. Ve bu bile insana bambaşka bir mutluluk hissi veriyor.

***
Özetle;
Ben eski ben değilim artık...
Ama yeni benden de hiç ama hiç şikayetçi değilim...
Birazcık kendime yabancılaşma sorunu yaşıyorum, ama zamanla eski beni tamamen unutacak ve yeni benime yepyeni anılar kazandıracağım...

Hepinize Kucak Dolusu Sevgiler ;)

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...