Gezi Makinesi Yazılarıma Mesajla Cevap Verdi, Keşke Vermeseydi...


Bu serinin üçüncüsünü yazmayı düşünmüyordum...
Yakın çevreme, ikinci yazının son yazı olduğunu söylemiştim...
Söylemiştim söylemesine ama ikinci yazım sonrasında gelen bir mesaj serinin bu üçüncü yazısını yazmamı zorunlu kıldı...

Bu üçüncü yazıyı yazmasaydım, blogumu yayınladığım ilk günden beri başımın tacı "Kalemim Kırılsa Da Yazacağım..." mottomdan taviz vermek durumunda kalacaktım...

Yazılarım Çok Dikkat Çekince...

"Neden Magic Break'e Gitmiyorum?" başlıklı ilk yazımda; Boğaziçi Üniversitesi'nin bir öğrencisi olarak, hedef kitlesinde ilk bizlerin olduğu bu tatile neden katılmayacağımı ifade etmiştim. Ve bir de alternatif bir tatil seçeneği sunmuş ve pek sevgili Boğaziçili arkadaşlarımın ufuklarını biraz genişletmeye çalışmıştım.

"Peki Ne Zaman Magic Break'e Giderim?" adlı ikinci yazıda ise; ilk yazıda yaptığım eleştirileri bir köşeye koyup tatili düzenleyen arkadaşlara izleyebilecekleri yol hakkında kişisel görüşlerimi sunmuş, hedeflerini büyütmeleri gerektiğinin altını çizmiş ve yazının sonunda özellikle arkadaşlarımın çok daha başarılı olacaklarını vurgulamıştım.

Bu ikili, oldukça ilgi çekti. Düşüncelerime hak verenler olduğu kadar, hak vermeyenler de oldu. Bazıları yazılarımı okuyup tatil planlarında değişikliklere gitti, bazıları ise 'saçmalık' dedi geçti. Yazılarım hakkında olumlu ve olumsuz düşünen herkese saygım sonsuz, her birine tek tek sevgilerimi iletiyorum.


Yeterince Kurumsallaşmamışlar...

Gezi Makinesi'nden yazılarımla ilgili bir yorum geleceğini öngörmüştüm, ancak gelecek yorumun çok daha kurumsal ve çok daha seviyeli olacağını düşünmekteydim. Çünkü kurumsallaşmış ve başarı olmuş şirketler, müşterilerine şirketlerinin seviyelerine uygun bir şekilde geri dönüşte bulunurlar.

Örneğin AVEA, kendilerine çok yoğun eleştirilerde bulunmuş olmama ve hatta çağrı merkezindeki görevlisinin ekstra agresif tutumuna rağmen, bir süre sonra Genel Müdürlükleri'nden arayarak gayet seviyeli ve tatminkar bir geri bildirimde bulundular. Bu geri bildirim; benim hattımı kapatıp Turkcell'e geçmemi engellemedi, ama davranışlarından ötürü saygımı kazandılar.

Evet AVEA'nın çağrı merkezindeki görevli agresif bir tutum sergiledi, ama o aylık en fazla 1000tl civarında bir ücretle çalışan bir görevli, AVEA'nın başındaki kişi değil.


İşte O Mesaj...

Oysa Gezi Makinesi'nin başındaki kişilerden biri olan Yasin Cem Kandemir'in 0530 691 xx xx numaralı hattından 12 Nisan 2012 günü saat 03:28'te tarafıma tehditvari bir mesaj iletildi:

Mesajda, Yasin bir daha benim Gezi Makinesi hakkında paylaşımda bulunup da canını sıkmamamı salık veriyordu. Yasin, benim ve blogum üzerinde nasıl bir yetkiye sahiptir ki böyle bir istekte bulunabilmektedir ya da böyle bir istekte bulunma hakkını ona kim vermiştir?

Mesajda başkaları ile ilgili sorunumu kendilerine yansıttığımdan da bahsedilmiş, lakin iki yazım da Magic Break ile ilgiliydi. Kimseyle bir sorunum da yok ayrıca; sadece tespit ettiğim bir eksikliği incelemiş ve çözümlerimi sunmuştum. Kendileri amatör değil de profesyonel olsalar; böylesine bir mesajı atmayı asla düşünmezler, yazılarımı en verimli şekilde değerlendirme yolunu seçerlerdi.

Ve sevgili Yasin, sanırım mesajı atarken çok sinirliydi ki; 'adam olmak' ile ifade edilecek bir şeyi 'insan olmak' ile tanımlamıştı. Lakin eleştirilerimin ve önerilerimin adam olmakla ilgisi de yok.


Bir Boğaziçili'ye Yakıştıramadım...

Öncelikle böylesi bir mesaj, Gezi Makinesi'nin temsilcilerinden birinden gelmiş olsaydı dikkate almaz ve siler geçerdim. Ancak mesajı tarafıma gece 03:28 gibi oldukça yersiz bir saatte ileten, Gezi Makinesi'nin en etkili ismi diyebileceğimiz kişi. Kendisinden böylesine bir mesaj beklemezdim, karakterine ve temsil ettiği kuruma yakıştıramadım.

Üstüne üstlük bu kişi bir Boğaziçili... Boğaziçi Üniversitesi'nin o eşsiz kültürü ile yoğrulduğunu sandığım biri. Mesajdan fışkırıp taşan 'delikanlılık' argosu, arkadaşın bu eşsiz kültürü yanlış anladığını bizlere gösteriyor. Bu üslubu kendisine hiç yakıştıramadığımı belirtmek istiyorum...

Geleceğin Galip Öztürk'ü Mü?

Bu mesajı okuduğumda, ister istemez geleceğin Galip Öztürk'ünü mü karşıma aldım diye düşünmeden edemedim. Metro Turizm'in sahibi Galip Öztürk, kurduğu 'sistem' ile bugünlere kadar dev bir firmanın sahibi olarak hayatını sürdürdü ve şu anda cezaevinde. Kurduğu sistemi ve neden cezaevinde olduğunu Sabah Gazetesi'nden okuyabilirsiniz.

Aslında Yasin'e de çok fazla kızmak istemiyorum; sonuçta, yaptıkları işler ile ilgili ayaküstü geri dönüşler dışında sanmıyorum ki çok kişi kendilerine yazılı bir bildirim yapmış olsun, kendilerini bu denli ciddiye alarak. Ve genel olarak hepimiz eleştirilmeyi sevmiyoruz, eleştirileri görmezden geliyor ya da sinirlenip tehditler savurmaya başlıyoruz.


Son Bir Kez...

Sevgili Gezi Makinesi ve Yasin,

İş dünyasında kalıcı olmak istiyorsanız, kurumsallaşmış şirketlerin davranışlarını detaylıca inceleyin. Özellikle de yurtdışındaki büyük şirketlerin, en olumsuz düşüncelere sahip müşterilerine bile ne kadar ılımlı yaklaştığına dikkat edin. Kurumsallaşmanın ve profesyonelleşmenin gücünü es geçmeyin.

Olumlu geri dönüşlere ne kadar açıksa, olumsuz geri dönüşlere de bir o kadar açık olsun kulaklarınız. Eleştirileri ne göz ardı edin, ne de eleştireni susturmayı deneyin. Bilin ki o olumsuzluk size ulaştıysa; onu size ulaştıran kişi gibi daha birçokları daha vardır, o kişi onların sesi olmuştur.

İkinci yazımın sonunda da belirtmiştim; sizlere bir düşmanlığım falan yok, sonuçta hepimiz Boğaziçiliyiz. Benim yaptığım; ilettiğiniz o mesaja rağmen, başarılı işler çıkartabileceğinize olan inancımdan ötürü, göz önüne almanız gereken bazı önemli noktaları öğrenci gözünden aktarmaktı.

Umarım profesyonellik ruhuna aykırı bu hareketinizi, değil bana hiçbir potansiyel müşterinize karşı tekrarlamazsınız. Kazanan değil, kaybeden taraf olursunuz benden söylemesi... Sanırım, başarılı bir CRM departmanına ihtiyacınız var...

Herşeye rağmen sizlere çıktığınız yolda başarılar diliyorum...

Sevgiler...

Not: Bu yazı Magic Break'ten önce yayına hazır hale getirildi. Ama Yasin'in sandığı gibi, kendileri üzerinden prim yapmadığımı, bu prime ihtiyacım olmadığımı anlamaları için Magic Break'in ertesine bıraktım. Yazının üstüne de bir çok yazı yazınca, yayınlanması biraz gecikti.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...