Olmamış, BURC Store Hiç Olmamış...

Haftalardır 'BURC Store Yenileniyor!' duyuruları yapıldı, e-bogazici.com sitesi falan yeniden tasarlanmak üzere kapandı. Katalog fotoğrafları ve kamera arkası çekimleri paylaşıldı. Hatta bir gün fiyatları henüz katmerlenmemiş Kahve Diyarı'nda okurken yenileyen ekipten iki kişinin konuşmalarına da kulak misafiri oldum. Kız "Acele etmeyelim, geç olsun ama güzel olsun." diyordu karşısındaki çocuğa. Ümitlenmiştim tüm bunlardan ötürü, sonunda şenlenecek ve öğrencilerin dilinden konuşabilecek BURC Store dedim...

Ama Yanılmışım...

Bugün Boğaziçi Üniversitesi Facebook Sayfası'nda çalışmaların sonlandığını ve BURC Store'un açıldığını belirten gönderiyi gördüm. Büyük bir heyecanla e-bogazici.com'u tıkladım ve ne yazık ki "Bu mudur?" dedim. Hayal kırıklığımı açıklamaya nereden başlayacağımı karar veremiyorum, en iyisi tasarımlardan başlayayım sonra da siteden bahsederim. Belirtmek istiyorum ki, modacı değilim sadece tasarımcı gözüyle bakacağım ya da onu da boşverin sadece alıcı gözüyle bakacağım diyelim.

Tasarımlar Neden Bu Kadar Sıradan?


Havalar ısındı malum, artık çimlerin keyfini çıkarma ve kimileri için dersleri kırma vakti geldi. Bu nedenle hemen tişörtlere baktım. Sizin hiç inceleme zahmetine girmenize gerek yok, üç beş kelimede özetlenebilecek durumda tüm tişörtler.

Tüm tasarımlar, siyah, gri ve beyaz ağırlıklı olmak üzere bir iki soluk mavimsi ile fuşyamsı soluk kırmızı üzerine yapılmış. Neden daha farklı renklere yer verilmemiş, pembeler, morlar, turuncular, sarılar, binbir farklı renk tonu çuvala mı girmiş? Tişörtlerin renksiz olduğu kadar baskılar da renksiz. Baharla birlikte rengarenk olmak güzel olmaz mıydı?

Tişört üstü baskıların çoğu tipografik (yazı tabanlı) tasarımlardan oluşuyor. Ama tipografi ile oyun oynamadan önce Google'da 'typography t shirt design' diye aratıp görsellere bir göz gezdirselerdi keşke. Böylece tipografik tasarımların 'Sloganı buldum, harfleri de irili ufaklı yanyana dizdim mi tamamdır.' olmadığını görmüş olurlardı. Gerçi sloganı bulup bulmadıkları da tartışılır ya...


Örneğin üst soldaki 'Be Unique' adlı tasarım. Tişörtün soluk mavisi zaten ilk eksi puanı kapıyor, daha canlı bir mavi kullanılabilirdi. Diğer bir versiyonunda siyah üzerine kullanılmış, boğucu ama daha iyi duruyor. 'Be Unique' ile 'Bogazici University' iç içe geçirilmeye çalışılırken o kadar yakınlaştırılmış ki insanın gözünü tırmalıyor. Ayrıca baskının bu boyutlarla basılması da hata olmuş, çünkü kenar boşlukları yok edilmiş. Bir de bu tişört modeli; hem baskının yapıldığı tişörtün türü, hem rengi, hem de baskısıyla erkekler için belki kullanılabilir ama kadınlar için hayır. Katalog çekimlerine katılan arkadaşların nasıl bunu göremediklerini aklım hayalim almıyor açıkçası.

Üst sağdaki fotoğrafa basit bir Google araması ile ulaştım; hatunun üzerinde hafif salaş ama akıcı bir şekilde duruyor ve kıvrımlara uyum sağlamış, tişört gri olarak soluk ama tipografi bizimkinden bahsedilemeyecek kadar iyi. Bakın daha ince ve kıvrımlı fontlar kullanılmış 'unique' kısmında. Bu tişörtü bir hatuna satacaksanız, onun estetik kıvrımlara sahip olduğunu es geçmemelisiniz. Hele de konu Boğaziçi'nin birbirinden güzel ve bakımlı hatunları ise, bu tişörtleri bu tasarımla satamazsınız. Alan olur, ama giymek için değil üstünde Boğaziçi Üniversitesi yazan bir tişörtüm olsun diye.


Ya da örneğin üst soldaki fuşya renginde olduğunu varsaydığım tişörta bakalım. Olduğunu varsaydığım diyorum, çünkü fuşya böylesi bir soluk kırmızı değil. Hadi rengini geçelim, belki de tam olarak bu renkti istedikleri!?! 'Boğaziçi Kedileri' fikri ve kedilerin siyah olarak uygulanması şık durmuş olsa da çok ciddi iki sorun var. Ne o dijital font kedilere uyum sağlamış ne de kırmızı üzerine mavi olup da kaybolan yazılar. Font için kedi kuyruğu gibi kıvrımlı bir font, renk olarak basitçe bir beyaz ya da krem rengi denenebilirdi. 

Üst sağdaki tasarım ise tamamen bir karmaşa, amacınız çelişkili ruh halinizi yansıtmaksa hiç düşünmeden alın. Bu modelin adı 'simply the best' ama sanırım ben 'simple' kelimesinin anlamını yanlış biliyorum. Bu tasarım olabildiğince basit olması gerekirdi. Çünkü esinlendiği sloganın orjinali 'simple is the best', sadeliğin en iyisi olduğunu savunur ve bugün bir çok tasarım öğesinde sıklıkla kullanılır. Ama bu tasarımda, 'Boğaziçi' yazısının altına yerleştirilen daire içindeki ve yazıyla aynı renklerdeki 'Saatli Bina' her şeyi karman çorman etmeye yetmiş de artmış bile. Oysa 'simple is the best' kurallarına uyulmalı ve aynı şeyi temsil eden öğelerden birinden kurtulunmalıydı. Ya Boğaziçi yazısını silin, ya da Saatli Bina'dan kurtulun.


Üstte soldaki tasarım hiç fena olmamış. Tişört rengi ve baskı uygulaması iyi. Beyaz versiyonu da var, onda olmamış mesela. Sadece uzaktan tişörtün üzerindekilerin ne olduğunu anlamak güç, ama biraz yakından bakınca insanın yüzünde gülümseme uyandırıyor. Sağdaki tasarımda ise, Boğaziçi ile ilgili temel şeyleri minik resimciklerle tanımlamak hoş olmuş. Ama dediğim gibi rengarenk ve daha şık bir çizimle basılsa kat kat daha güzel olabilirdi.

Diğer tasarımlar ya önceki tasarımlar ya da üzerine konuşma ihtiyacı duymadıklarım. Sweatshirtler olabildiğince sıradan, sanki eskiden daha fazla çeşit vardı gibi hatırlıyorum. Kalemler, çoraplar, kravatlar da ölümüne sıradan, hele de gümüş logolu kurşun kalemin hiçbir mantığı yok şekil olsun diye yapılmış. Gerçi olmamış da.

Tüm tasarımların içinde en beğendiğim şu iki termos, eskiden kalma bir tasarım mı yoksa yeni mi yapıldılar bilmiyorum ama oldukça karizmatik duruyorlar. Üstlerindeki armaya dil uzatacak oldum, ama yakından inceleyince o da hoşuma gitti. İnsanı başka dünyalara götürüyor bu ikisi.

Üniversitemizde o kadar şıkımşık ve fıstık gibi hatun varken kimse dememiş mi "Bu tasarımlar bize göre değil!" diye çok merak ediyorum. Gerçi fikirlerimizi alıp almadıkları da meçhul aslında, ama olsun. Hani ben Ağaoğlu gibi "Bu olmamış. Bu değil, bu da değil, bu hiç değil!" diye hayli moral bozabilirdim ama, bu üniversitede gayet zevkli moda blogları var onlara bir sorsalarmış keşke.

Gelelim BURC Store'un Yeni Sitesine...


e-bogazici.com'a girdiğinizde bir alışveriş sitesinden farklı bir şeyle karşılaşmıyorsunuz, bana kalırsa eskisi ile arasında çok fazla bir değişiklik yok. İşin tekniğini bilenler için söyleyeyim; Wordpress üzerine kurulmuş, dolayısıyla geliştirilmeye açık esnek bir yapısı var. Ana sayfaya biraz da ruh getirebilirlerse hiç fena olmaz. 

Menü içeriklerinde bir parça karmaşa var, sanırım ürünleri tanımlarken biraz hata yapmışlar. Tekstil > Kadın Giyim > Tshirt'e tıkladığınızda erkek ürünleri de sizi karşılıyor. Bunun bir pazarlama hilesi olduğunu sanmıyorum, eğer öyleyse kafa karıştırmaktan öteye gitmiyor.

Ürünlerin listelendiği sayfalar çok ağır olmuş. Sayfanın sonunu ulaşmaya çalışırken bilgisayarınızın fanları ekstra çalışmaya başlıyor ve Chrome 4-5 kat daha fazla RAM yiyiyor, sanırım gereksiz kodlamalar mevcut sitede. Ayrıca ürün görselleri birden fazla kez siteye yüklenmiş, oysa resim boyutlandırma ve Gzip sıkıştırmasıyla çok daha başarılı sonuçlar elde edebilirdi. 

Bu haliyle ve ağırlığıyla mobil erişimin imkansız olduğunu söyleyebilirim, oysaki önceliği mobil erişime vermeleri gerekirdi. İleride iyileştirirler mi bilmiyorum, ama biraz daha test etselermiş sistemi.

Artık Bu İşler Profesyonellere Bırakılmalı...


Üniversitemizin 150.yılını kutluyoruz...Bu tür amatör çalışmalar her ne kadar sevimli ve iyi niyetli olsa da, Boğaziçi Üniversitesi'nin estetiğine ve kalitesine yetişmekten hayli uzak. Bence artık bu işler profesyonellere bırakılmalı, usta eller tasarlamalı bazı şeyleri... Çocuk oyuncağı değil bu işler, bir üniversitenin yüzünü yansıtma rolüne soyunduğunuzda kralın çıplak olduğunu söyleyeceklere pabuç bırakmayacak işler üretmelisiniz.

Tasarım ve estetik söz konusu olduğunda bir dönüp Boğaziçi Üniversitesi'ne bakın, 150 yıldan sonra bile hala göz alıcı ve hala ışıltılı... 150 yaşında bir kadın olsa Boğaziçi, hala kendisine tutkuyla aşık edebilir erkeği ve hatta kadını... Hala arzulatabilir kendini en derin arzularla...

Dürüst Olalım Kendimize...
150 Yıllık Bu Mükemmelliğe Yakıştırabiliyor Musunuz Bunları?

1 yorum

  1. Çoğu yoruma katılsam da 'simply the best' kısmını yanlış yorumlamışsınız. 'Simply'nin sözlük anlamına bakarsanız 'simple' kelimesinden farklı bir taraflara kaydığını göreceksiniz. Bu yüzden tasarım sadeliğiyle bu ifade arasında ilişki kurulması yanlış olur.

    YanıtlaSil

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...