Akademisyenlerimize ve Yeni Rektörümüze Selam Olsun...

Üç yıl önce buradan Rektörümüz Gülay Barbarosoğlu'na seslenmiştim, "Rektörümüze Selam Olsun..." diyerek, şimdi ise üniversitemizin akademisyenlerine seslenmek istiyorum.


Saygıdeğer Akademisyenlerim...

Bugün çok üzüldüm...
Boğaziçi'nin de aydınlık geleceğine dair umutlarım biraz daha yok oldu...
Çünkü yoktunuz...
Bini aşkın öğrenci, atanan değilen seçilen rektörlerini isterken orada değildiniz.



Umut etmiştim.
Akademik kimliğinizin sembolü cüppelerinizle, seçtiğiniz Rektörü ve demokrasiyi en önde savunursunuz diye...
Ama yanılmışım...

Hak geçmesin, birkaçınız vardı aramızda ama akademisyen kimliğinizle değil de sivildiniz.
Ve birkaç taneydiniz sadece...
348 taneniniz oy vermişti Gülay Barbarosoğlu'na oysa ki, ama yoktunuz orada işte...
Sadece sayıymışsınız, ötesi yokmuş onu öğrendim...

Kızgın değilim size, kırgınım...
Kızamıyorum artık hiçbir şeye...

Ve Yeni Rektörümüz, Size De Selam Olsun...

Siz de bu üniversitenin çok değerli bir akademisyenisiniz...
Akademik başarılarınızın yanına dahi yaklaşamam...
Kardeşinizin AKP'li olması da umrumda değil.
Kardeşiniz üzerinden size vurulmasını da hiç doğru bulmuyorum.

Ama bugün Rektörlüğü kabul etmişsiniz...
Red etmenizi umardım ama umduklarım sadece yanıldıklarım artık, daha fazla üzülmedim...
Belki daha alakasız biri atanır diye çekindiniz, kimbilir...

Hepinize Çok Selam Olsun...
Ne desem boş, siz susmayı kabul ettikten sonra...

Gelecekten Gelen Not:

Bu akademisyenlerimiz cübbelerini giyip Güney Meydan'da toplanarak bir tepki bildirisi yayınladı, aşağıda tam metnini bulabilirsiniz.
Ama Pazartesi günü öğrenciler ile bir olsalardı daha güzel olurdu...
Yine de akıllarına sağlık...

Boğaziçi Üniversitesi’nin benimsemiş olduğu ‘Akademik İlkeler’ evrensel değerlere dayanır. Bu ilkelerden biri ‘üniversitelerde karar alma yetkisinin demokratik yöntemlerle seçilmiş kurullarda ve akademik yöneticilerde’ olmasıdır. ‘Başta rektör olmak üzere tüm akademik yöneticiler atamayla değil seçimle belirlenmelidir.

Bir kamu üniversitesi olarak Boğaziçi Üniversitesi’nin yıllar içinde özenle kurduğu katılımcı yönetim modeli ve yöneticilerini demokratik yöntemlerle belirleme pratiği uluslararası akademik başarısının temelini oluşturur. Çünkü toplum yararına olan bilimsel bilgi ancak ifade özgürlüğünün korunduğu, farklılıkların bir arada olabildiği bir üniversite ortamında üretilir ve paylaşılır.

29 Ekim 2016 tarihli 676 sayılı KHK’nın 85. maddesi üniversitemizde uygulanan demokratik ve özerk yönetim modeline büyük bir darbe vurmuştur. Üniversiteler tamamıyla siyasi iradenin tasarrufuna terk edilmiştir. 1 Kasım 2016 tarihli basın açıklamamızda bu duruma işaret etmiş ve KHK’nın ilgili maddesinin iptalini talep etmiştik. Geçen sürede, talebimiz yerine getirilmediği gibi, yüzde 86 oy oranıyla seçtiğimiz rektör atanmamıştır.

OHAL’e dayandırılan bu durumun demokratik meşruiyetinin olmadığını bir kez daha ilan ediyoruz. 676 sayılı KHK’nın ilgili maddesi iptal edilmeli, yerine demokratik, özerk ve katılımcı üniversitenin ilkelerine uygun yeni bir düzenleme getirilmelidir.

Bizler her kamusal mecrada bu talebimizin takipçisi olacağız. Üniversitemizdeki özgür, bağımsız ve barışçı akademik ortamı bozacak her tür müdahalenin de karşısında duracağız. Rektör belirleniminin üniversitenin iradesi doğrultusunda gerçekleştirileceği bir sisteme en kısa zamanda dönülmesi gerektiğine inanıyoruz ve bunun gerçekleşmesi için mücadele edeceğiz.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...