Fifty Shades Darker: Allah İnsana Çirkin Şansı Versin


Bu haftasonu "Fifty Shades Darker" filmine gittim, evet yaptım bunu. Sinemada film izlemek için kıstas olarak aldığım, tüm sanatsal ve/ya görsel şov gibi şeyleri bir kenara bırakarak gittim. Beklentilerim sıfırın altında olduğu için keyif aldım. Ama her şey bir kenara, tüm filmin özeti şu: Allah insana çirkin şansı versin.

Fifty Shades serisini okumadım, Çok Satanlar listesindeki kitapları okumak bana pek cazip gelmiyor. Bununla birlikte bugüne kadar hiç seri de okumadım. Elime aldığım kitap beni sararsa kendimi tutamıyor ve saatlerce uyanık kalmak zorunda kalsam da okuyup bitiriyorum, bir de seri okursam kitap yollarında ölürüm herhalde.

Fifty Shades'in ilk filmine kız arkadaşımın karşı konulmaz isteği ile gitmiştim. Kitap da çok övülmüştü ve beklentilerimi arşa yükselterek gittim. Sonuç pek tabii ki hüsran. Gerçi hüsran kelimesi yetersiz gelir, yıkım oldu tam anlamıyla.

Hayır hikaye çok basit olduğu için falan değil. Bence daha iyi bir oyunculukla, çok daha başarılı bir film izleyebilirdik. Serinin ikinci filmi Fifty Shades Darker'da ilkine göre gelişen bir şey yok, ama biraz az önce de söylediğim gibi beklenti namına hiçbir şey taşımadığım için keyif aldım. Yoksa her şey en az ilki kadar kötü.

Nereden Buldunuz Bu Çirkin Kızı?


Dakota Johnson çirkin bir kadın, gerçekten çirkin. Yüzü de çirkin, vücudu da çirkin. Hele böyle şatafatlı bir film için daha da çirkin. Tamam belli ki kitapta da Anastasia Steele çok ahım şahım bir hatun değil, ama neden Dakota Johnson. Bu role oturabilecek ve kat kat daha iyi rol yapabilecek bir dolu artist var. Sibel Kekilli'yi alın, GoT'taki Türk kızı triplerini de yap deyin, cuk diye oturur filme.

Jamie Dorman yakışıklı adam, Grey'i de iyi oynuyor bence. Gerçi seriyi okuyan kız arkadaşım, Jamie Dorman'ı Grey karakteri için zayıf buluyor ama Dakota'ya fazlasıyla iyi. Yüzünde ara ara oluşan aptal ifade, neden Dakota gibi bir çirkini tercih ettiğini göstermek için sanki. "Deli gibi param var, ama ben aptalım!"

Kim Basinger - L.A. Confidental

O değil de Kim Basinger'a ne olmuş öyle? O dünya güzeli kadın gitmiş, yüzü botokstan berbat olmuş. Tamam 64 yaş az değil ama çok da değil. 74 yaşındaki Ajda Pekkan, Kim Basinger'ın yanında taş bebek gibi kalır. Elena gibi Grey'in hayatında kritik bir öneme sahip bir kadının rolü de o kadar basitti ki filmde, bir kat daha yıkıldım. Kim Basinger kendini harcamış, filmin yapımcıları da Kim'i.

Allah İnsana Çirkin Şansı Versin...


Sen ki koskoca Christian Grey'sin, alışverişe gidip havalimanı alıyorsun (e yuh...) ve güzel olmadığı gibi hiçbir yeteneği olmayan hatta salakça bir Anastasia Steele'i seçiyorsun. Allah seni bildiği gibi yapsın be Grey, sen nasıl CEO'sun! :)

Anastasia da az değil hani, şartları yeniden belirleyelim, ağırdan alalım falan diyor ama Grey'den önce koşuyor. Kızım rahat bırak kendini, Grey alsın uçursun seni. Çocuğun kafa uçmuş zaten, aklı melekelerini falan yitirmiş. Gençlere yönelmeliyiz gibi artık klişeleşmiş fikirlerle aferini kapacağın işi falan bırak, dünyayı dolaş, hayatını yaşa. Deli misin nesin, bu kadar şanslısın madem yaşa hayatını...

Hadi Biraz Da Filmi Gömelim...


Filmin, ilki gibi elle tutulur bir tarafı yok. Saçmalıklar art arda geliyor ve durduramıyorsunuz, kimse durduramıyor, kimse durdurmak için bir şey de yapmıyor. O kadar saçma ki her şey, mantıklı bir şey olursa rahatsız oluyorsunuz.

Film çat diye Grey'in ufaklığının yatağın altına saklanması flashbackiyle başlıyor ve bir daha doğru düzgün o ana dönülmüyor. İlk bir iki dakika filmin başladığına emin olamadım, başka bir filmin tanıtımı falan sandım. Bir taraftan da biraz ümitlendim aslında, ilginç bir başlangıç var, devamı güzel gidecek diye. Ama gitmedi...


Bol bol sevişiyorlar, ama ilk filme göre sahneler daha soft. İlk film aldı bir yere getirdi artık, oradan daha yukarı çıkılacağını falan sanıyorsanız, yok öyle bir şey. Gerçi arka koltukta oturan gençlerden biri arada arkadaşlarına, "Beni nasıl bir filme getirdiniz?" diye dert yanıyordu ama o kadar değildi cidden.

Dakota Johnson ile yapılan bir röportajda sormuşlar, "Jamie ile önceki filmde ilk kez tanışmıştınız, ama bu filmde artık arkadaştınız da. Yabancı biriyle sevişmek mi daha kolay oldu, yoksa arkadaşınızla mı?" diye. Dakota da demiş ki, "Arkadaşım olan Jamie ile sevişmek çok daha kolay oldu. Hem şimdi ikinci ve üçüncü filmi bir arada çektik, aylarca birlikte çalıştık, artık iyice kaynaştık birbirimize."

Fifty Shades Darker Saçmalıkları Top 3


Listemizin üçüncü sırasında, kendisine taciz eden baş editörün yerine Anastasia'nın geçirilmesi var. Hem de gençlere yönelmeliyiz gibi klişe bir öneri sonrası kaptığı aferin ile. Yok artık...

İkinci sırada Elena gibi kritik bir karakterin, Anastasia'nın diş fırçası kadar değerinin olmaması var. Anastasia'nın Grey'in yanına taşınırken evine gidip aldığı diş fırçası bile Elena'dan daha değerliydi filmde. Yineliyorum, nasıl da harcamışlar Kim'i?


Ve listemizin ilk sırasında helikopter kazası yer alıyor. Grey, Cuma akşamı iş gezisine çıkıyor, Cumartesi sabah işlerini hallediyor, öğleden sonra helikopteri ile gezmeye çıkıyor. Dağların üstünden geçerken helikopterinin üst pervanesi yanarak bozuluyor ve ormanlarla kaplı dağa düşüyor.

Herkes telaşlı, karizmatik ve genç CEO kaza geçirmiş. Tüm haber kanallarında Grey var, herkes onu arıyor. Ama Grey aslında Supermen olduğu için kazadan bir iki sıyrıkla kurtuluyor ve Cumartesi akşamı evine ailesinin yanına uçarak geliyor. Yaşa be Supergrey...

Son Sözler...

Fifty Shades Darker'a gidecekseniz ya da gitmez zorunda kalacaksanız, filme eğlencelik bakın. Hatta saçmalıklarına gülmek için falan gidin. Çok ciddiye almayın filmi, hatta hiç ciddiye almayın. Ciddiye almayınca eğlenceli bile oluyor aslında :)

Fifty Shades serisini aslında tek sezonluk bir dizi yapsalarmış, çok daha başarılı olabilirmiş. Hem olayları zıp zıp geçmek zorunda kalmazlardı, hem karakterlere daha çok yer ayırabilirlerdi, hem de oyunculuklar bir dizi için gayet yeterli olurdu. Açıkçası bu anlamda harcanmış bir seri diyebiliriz Fifty Shades için.

Bir sonraki incelemede görüşmek üzere...
Söz veriyorum, daha aklı başında bir film olacak ;)

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Düşüncelerinizi Paylaştığınız İçin Teşekkürler...